13. Hukuk Dairesi 2014/20244 E. , 2014/32685 K. ... vekili avukat ... ile ... Sandığı Gen. Müd. aralarındaki dava hakkında ... 22.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 30/04/2013 gün ve 2003/589-195 sayılı hükmün Dairemizin 12.02.2014 tarih ve 2013/18735-2014/3587 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. K A R A R Davacı, eczanesinin davalı kurumca yapılan 17.09.2001 t…
**13. Hukuk Dairesi 2014/20244 E. , 2014/32685 K.** **"İçtihat Metni"** ... vekili avukat ... ile ... Sandığı Gen. Müd. aralarındaki dava hakkında ... 22.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 30/04/2013 gün ve 2003/589-195 sayılı hükmün Dairemizin 12.02.2014 tarih ve 2013/18735-2014/3587 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. K A R A R Davacı, eczanesinin davalı kurumca yapılan 17.09.2001 tarihli fesih işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunun ... 22.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/466 esas,2011/96 karar sayılı kararı ile tespit edildiğini, ayrıca ... 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2002/55 esas sayılı dosyasında dolandırıcılık ve sahtekarlık suçlamalarından da beraat ettiğini, eczanenin fesihli kaldığı 17.09.2001 tarihinden tedbir yolu ile yeniden uygulanmaya başladığı 5.11.2002 tarihine kadar uğradığı gelir kaybı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ile 1.000 TL manevi tazminatın davalı kurumdan tahsilini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile taleple bağlı kalınarak 1.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine dair verilen kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 12.02.2014 gün, 2013/18735 Esas, 2014/3587 Karar sayılı ilamı ile özetle “Her ne kadar, "sözleşmenin feshine ilişkin" muarazanın önlenmesi konusunda açılan dava, davacı yararına sonuçlanıp, kesinleşmişse de, davacı eczacının, "sahte reçete tanzimi ve kullanılması eylemi ile ilgili sahte reçeteleri kuruma fatura ettiği sabit olup, davacının daha önce sözleşmenin feshine ilişkin işlemin iptali için açtığı dava davacının davalı kuruma fatura ettiği reçetelerin sahteliğini bilemeyeceği gerekçesi ile kabul edilmiştir. Davalı kurumun, sözleşmenin feshini düzenleyen yukarıda belirtilen hükme aykırı davranıldığı gerekçesi ile 2014/20244-32685 Sözleşmeyi feshetmesinde, tazminat ödemesini gerektiren kusurlu bir davranışı bulunmamaktadır. Fesih hakkının kötüye kullanıldığından da söz edilemez. Davacı eczacı bu hükmü kabul ederek sözleşmeyi imzaladığına göre, kar mahrumiyeti iddiasında bulunarak tazminat isteyemez. Bu durumda mahkemece davacının gelir ve ücret kaybı ile ilgili talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş; bu kez davacı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. 1-Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında usulün 440.maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme taleplerinin reddi gerekir. 2-Davacı eldeki dava ile; davalı ile sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini ileri sürerek, yasaklı bulunduğu dönemde satamadığı ilaçlar nedeniyle uğramış olduğu kar kaybı ve zararın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davacı ile davalı kurum arasında sözleşme düzenlendiği, sözleşme gereğince davacı eczacının davalı kuruma bağlı hastalara ait reçetelerdeki ilaçları temin ederek bedelini davalıdan tahsil ettiği, davalı tarafından anılan sözleşmenin 16.10.2001 tarihinde 2001 yılı protokolünün III.1.maddesinin (k) bendi uyarınca "sahte reçete tanzimi ve kullanılması" gerekçesi ile 7 yıl süre ile feshedildiği, fesih işleminin iptali için açılan ... 22.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/466 esas, 2011/96 karar sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiği, sözleşmenin feshinin iptaline ilişkin kararın Yargıtay denetiminden geçerek 13.06.2012 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın konusunun ise davalı kurum tarafından sözleşmenin feshi nedeni ile ortaya çıkan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, sözleşmenin 17.09.2001 tarihinde feshedilmiş olup, tedbir yolu ile yeniden uygulanmaya başladığı 5.11.2002 tarihine kadar davacının talep edebileceği döneme ilişkin tazminat alacağı bilirkişi raporu doğrultusunda belirlenerek taleple bağlı kalınarak maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar, "sözleşmenin feshine ilişkin" muarazanın önlenmesi konusunda açılan dava, davacı yararına sonuçlanıp, kesinleşmişse de; fesih işlemine neden olarak gösterilen hususun, "sahte reçete tanzimi ve kullanılması"ndan kaynaklandığı, davacının sigortalı ... hakkında düzenlenen ve sağlık kurumunun protokol kayıtlarında bulunmayan, davacının çırağı ... tarafından protokol kısmı doldurulmuş reçeteyi davalı kuruma fatura ettiği de sabittir. O halde davalı kurumun sözleşmeyi feshetmesinde, tazminat ödemesini gerektiren kusurlu bir davranışı bulunmamaktadır. Fesih hakkının kötüye 2014/20244-32685 kullanıldığından da söz edilemez. Davacı bu hükmü kabul ederek sözleşmeyi imzaladığına göre, davacı sözleşmenin uygulanmasında gerekli özen ve hassasiyeti göstermekle yükümlüdür. Hal böyle olunca davacı, fesih süresince kurum sigortalılarına ilaç satışı yapamadığı gerekçesi ile zarara uğradığı iddiasında bulunarak tazminat isteyemez. Bu durumda mahkemece davacının gelir ve ücret kaybı ile ilgili talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.Ne var ki, mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken zühulen değişik gerekçe ile bozulduğu yeniden yapılan inceleme sonucunda anlaşıldığından Dairemizin 12.02.2014 gün, 2013/18735 Esas, 2014/3587 Karar sayılı bozma kararı kaldırılmalı, mahkeme kararı yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair karar düzeltme talebinin reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 12.02.2014 gün, 2013/18735 Esas, 2014/3587 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 23.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.