T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/585 - 2026/665 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/585 KARAR NO : 2026/665 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/11/2023 NUMARASI : 2021/107 E. - 2023/200 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fik…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/585 - 2026/665 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/585 KARAR NO : 2026/665 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/11/2023 NUMARASI : 2021/107 E. - 2023/200 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2023 tarih ve 2021/107 Esas - 2023/200 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, Dünyanın önde gelen GSM operatörlerinden olan müvekkilinin kendisi ile özdeşlemişmiş "..." ibareli markaların sahibi olup davalı şirketin 2019/123028 sayılı " ... ..." ibareli markasının 35. sınıfta tescili isteğine yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa "..." ibaresinin ayırt ediciliği bulunmadığından davaya konu markanın müvekkilinin markası ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer ve marka kapsamına alınmak istenen hizmetlerin müvekkilinin markasındaki mal ve hizmetlerle ilintili olduğunu, dolayısı ile markaların ilişkilendirilmesi ve karıştırılması ihtimalinin bulunduğunu, davalının müvekkili adına tescilli "..." markalarının itibarından haksız avantaj elde edeceğini ve müvekkiline ait markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini ileri sürerek, 2021-M-680 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tasfiye halinde şirket adına iflas idaresi vekili, davacının dayanak markalarındaki "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, davaya konu markanın bütün olarak davacının markalarından ayrıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında ortak olan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, ibarenin markanın işlevi olan kaynağa gönderme mevcudiyetinin olmaması nedeniyle markaların görsel farklılıklarının yüksek olduğu, tüketici nezdinde karıştırılma İhtimalinin bulunmadığı, taraf markaları arasında iktisadi bir ilişki kurulamayacağı ve markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadığından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasındaki tanınmışlığın uygulama alanı bulmayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu "... ...” ibaresi ile müvekkil şirket adına tescilli "..." ibaresi taşıyan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markada yer alan ... ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, aslî unsuru "..." ibaresi olan markaların 2000 yılından beri müvekkili tarafından kullanılmakta olup kendisi ile özdeşleştiğini, "..." ibaresinin ayırt ediciliğin düşük olduğu yönündeki kabulün doğru olmadığını, marka işaretleri arasındaki benzerlik nazara alındığında ortalama tüketiciler tarafından markaların karıştırılması ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu ve ilgili tüketicilerin bilinçli olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, bir bütün olarak dava konusu "... ..."ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, bu hale göre dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabulü gerektiği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 3/12/2025 tarihli 2025/2545E-2025/7264 k sayılı ilamında davacının "..." markalarına dayalı iddialarına dayalı YİDK iptali talepli davasında benzer bir değerlendirme yapmış olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi tabii olduğu gibi, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiş ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30/11/2023 gün ve 2021/107 Esas - 2023/200 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 672,70-TL karar ve ilam harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 02/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.