T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/1534 Esas KARAR NO: 2026/403 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 17/07/2025 NUMARASI: 2023/4 ESAS, 2025/206 KARAR DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Madd…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/1534 Esas KARAR NO: 2026/403 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 17/07/2025 NUMARASI: 2023/4 ESAS, 2025/206 KARAR DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından “...” ibareli markanın 25/06/1999 yılında ... tescil numarası ile 31. Sınıfta tavuk yemi emtiasında, “...” ibareli markanın 15.06.1999 yılında ... tescil numarası ile 31. Sınıfta büyükbaş ve küçükbaş hayvan yemleri emtiasında, “...” markasının 21.06.2000 yılında, ... tescil numarası ile 01 no lu sınıfta organik gübre emtiasında tescil edildiğini ve ürünleri üzerinde kullanıldığını, Ankara 3. FSHHM'nin 2007/14 sayılı dosyasında davaya konu edilen “... + şekil” markasının 31 .Sınıfta tescilinin sağlanması için 20/12/2004 tarihinde ...başvuru numarası ile tescil talebinde bulunduklarını, ancak başvurularının davaya konu hükümsüzlüğünü talep ettikleri “... bi şekil” ibareli ... numaralı marka gerekçe gösterilerek reddedildiğini, müvekkili şirket adına tescilli... tescil numaralı “...” markasının tek başına ... markasının tescili için müktesep hak sağlamayacağını belirtilmek suretiyle YİDK yaptıkları başvurunun reddolunduğunu, bunun üzerine Ankara 3 FSHHM’sinin 2007/14 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, iki davanın birleştirilmesini veya bekletici mesele yapılmasını, davalı şirket adına tescili markanın KHK madde 7/b ve 8/a maddeleri uyarınca terkini gerektiğini, davalı markasında yer alan esas unsur olan “...” ibaresi ile müvekkili şirket adına tescilli “...” ve “...” ibareli markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer aynı eşya sınıflarında birebir aynı ürünler için tescil edildiğini, birbirinin aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar aynı olan iki markanın aynı mal ve hizmetlerde kullanılmalarının mutlak red nedeni olduğunu, Türk Patent Enstitüsü tarafından bu husus göz ardı edilerek tescil yapıldığından mutlak hükümsüzlük nedeni olduğunu, aksi düşünülecek olursa Ankara 3 FSHHM’sindeki davaya konu edilen ve davalılardan TPE tarafından müvekkili şirketçe yapılan marka başvurusunun reddinin hukuki dayanağının kalmayacağını, dava konusu markanın 7/b ve 8/a gereğince terkin edilmese dahi 556 sayılı KHK madde 8/b uyarınca terkini gerektiğini, davalı adına tescilli marka ile müvekkilinin markasının benzer hatta aynı olduğunu ileri sürerek davalı adına 01, 03 ve 31 nolu sınıflarda tescilli “... bi şekil” ibareli 30/12/2003 tarih ve ... nolu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Ankara 3 FSHHM’sinin 2007/14 Esas sayılı dosyası ile dosyanın birleştirilmesine ya da bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkeme açılmadığını belirtmiş yetki itirazında bulunmuş, bekletici mesele yapılması talebinde bulunmuş davacı şirketin zarar gören sıfatı olmadığından dava şartının oluşmadığı ilk itirazında bulunduğunu, müvekkili şirketin kurulduğu 1953 yılından bu yana “...” unvanı ile tanınmış olup aynı ibare ile çok sayıda marka ve patent başvurusu bulunduğunu, davacının hükümsüzlük taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bir markanın tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar ve hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmışsa hükümsüz kılınamayacağını, özellikle 01. ve 03. sınıfta emtiaların 54 yıldır müvekkili tarafından kullanılan ve onun bilinen ve markaya konu adıyla anıldığı ve ayırt edildiği düşünüldüğünde davacının hükümsüzlük talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, 31. sınıfın daha çok davacıya ait olabileceğini, 31. sınıftan doğan haklarını sadece markalarında kullanma şartıyla davacıya devir etmeye hazır olduklarını, bu vesile ile davanın sulhen sona erdirilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/07/2025 Tarih ve 2023/4 Esas - 2025/206 Karar sayılı kararıyla; ''... Mahkememizce İstinaf kaldırma ilamı sonrasında yeni bilirkişi heyetinden davalı savunmalarını da karşılayacak şekilde rapor aldırılmıştır. Tüm dosya kapsamı İstinaf kaldırma ilamı ve kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, davacı adına tescilli 99/010297 ... kelime markası ile davalı yan ... numaralı ... kelime+ şekil markasının görsel, işitsel olarak farklı Algılandığı, davacı adına tescilli ... numaralı ... kelime markası ve ... numaralı ... kelime markası ile davalı yan adına kayıtlı ... numaralı ... kelime+ şekil markasında yer alan “...” ibaresinin taraf markalarında ortak olarak yer aldığı ancak davalı adına tescilli markanın kelime+ şekil unsurundan oluştuğu, davacı markasının ise salt kelime markası olduğu, davalı markasında yer alan ... ibaresinin “ilaç, ecza bilimi” anlamına gelen ... kelimesinin kısaltması olarak yaygın biçimde kullanıldığı, davacı markasında yer alan “...” ibaresinin ise ... anlamına geldiği, bu nedenle taraf markaların anlamsal olarak farklı olduğu, hitap edilen profil gözetildiğinde tüketicilerin dikkat seviyesi değerlendirilmekle taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının 1953 yılına dayanan ... ana unsurlu ticaret unvanını kullandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 26.12.2023 tarihli 2022/3831 20237680 Karar Sayılı Kararı ışığında, 556 Sayılı KHK'nın 8. maddesinin üçüncü fıkrasının a bendi uyarınca davalının ... ibaresine ilişkin davacının hükümsüzlük iddialarına mesnet gösterdiği 1999 ve 2000 yılı başvuru tarihli markalarından önce, davalının gerçek hak sahipliğinin bulunduğu ve bu kapsamda hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,...'' karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince hükme esas alınan kök ve ek rapor, dosya kapsamında alınan diğer tüm raporlar ile çeliştiğini, çelişkinin yeni bir heyetten rapor alınmak sureti ile giderilmesi gerektiğini, Dava konusu "... Bİ + ŞEKİL" ibareli marka ile müvekkil şirkete ait "..." ibareli markalar aynı olduğunu, dava konusu markanın öncelikle bu nedenle 556 s. KHK'nın m. 7/1-b ve 8/1-a bentleri uyarınca tescil engeli taşıdığını, ilk derece mahkemesince bu yönden yeterli şekilde inceleme yapılmadığını, yapılan tespitin de hukuka aykırı olduğunu, Dava konusu marka tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden 7/b ve 8/a gereğince terkin edilmese dahi bu kez de 556 sayılı KHK' nın 8/b maddesi uyarınca terkini gerektiğini, dava konusu marka ile müvekkili şirket markaları arasında gerek mal ve hizmet sınıfları yönünden ve gerekse görsel, işitsel ve anlamsal yönden benzerlik ve bu kapsamda da iltibas tehlikesi bulunmakta olduğunu, Tüm bunlarla birlikte, her ne kadar ilk derece mahkemesince, dava konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketicilerinin toplumdaki herkesin olamayacağı, veteriner hekim, ziraat mühendisi, zooteknisi, çiftçi ve besiciler gibi belli meslek gruplarında olan kişiler ile uzmanlar olduğu, özetle daha yüksek bir algı düzeyine sahip kimseler olabileceği yönünde bir kısım tespitlerde bulunulmuşsa da, bu tespitler de yerinde olmadığını, bahsi geçen mal ve hizmetlerin herkesçe satın alınıp edinilebileceğini, bu emtiaların toplumdaki herkes tarafından kullanılabileceğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, Marka hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas iddiasına dayalı olarak davalının ... numaralı "...+şekil" ibareli markasının hükümsüz kılınması talebi ile davanın açıldığı, dairemiz kaldırma kararı gereği yapılan inceleme ile davalı markasının 2005 tarihinde tescil edildiği ve davanın 2008 yılında açıldığı anlaşılmakla her ne kadar sessiz kalma yoluyla hak kaybı meydana gelmediği anlaşılmış ise de; Dairemiz ilamından sonra yeniden yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporu ile taraf markalarının görsel, işitsel olarak farklı algılandığı, davalı markasındaki şekil unsuru ile davacı markasından uzaklaştığı, davalı markasında yer alan "..." ibaresinin “ilaç, ecza bilimi” anlamına gelen "..." kelimesinin kısaltması olarak yaygın biçimde kullanıldığı, davacı markasında yer alan “...” ibaresinin ise "..." anlamına geldiği, taraf markaların anlamsal olarak farklı olduğu, markaların tescil kapsamındaki emtiaların veteriner, ziraat mühendisi,.çiftçi..v.s. gibi ortalama tüketiciye nazaran dikkat grubu daha yüksek tüketici grubuna hitap ettiği ve tüm bu tespitler karşısında taraf markaları arasında itibas bulunmadığı anlaşıldığı, her ne kadar Dairemizin kaldırma kararından önce alınan bilirkişi raporunda iltibas yönünden değerlendirmenin farklı yapıldığı görülmüş ise de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı Dairemiz kaldırma ilamında da belirtildiği gibi tescil kapsamındaki emtialar ve hitap ettiği tüketicinin belirlenmesine yönelik teknik veriler bakımından raporlar arasında çelişki bulunmadığı, iltibas değerlendirmesinin mahkemenin takdirine bağlı hukuki değerlendirme mahiyetinde olduğu, Daire kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi kök ve ek rapor değerlendirmeleri denetime elverişli olmakla raporun hükme dayanak alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığından hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmesi yerinde olduğu gibi davalı şirket kuruluş ve iştigal kayıtları, 1997 yılında yapılan marka tescil başvurusu başta olmak üzere dosyada mübrez deliller karşısında ibarenin 1953 yılından itibaren davalı tarafından markasal kullanıldığının ve ibare üzerinde öncelik hakkının davalıya ait olduğunun da tespit edilmesi karşısında ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2- Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/03/2026