9. Hukuk Dairesi 2017/21705 E. , 2017/11088 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, ücret farkı, ilave tediye ücreti farkı, ikramiye farkı, iş güçlüğü tazminatı farkı, bakım tazminatı farkı, fazla mesai ücreti farkı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Yerel mahkeme kararının davacı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 08.09.2014 gün, 2013/10617 Esas, 2014/25520 sayılı kararıyla kararın bozulmasına karar …
**9. Hukuk Dairesi 2017/21705 E. , 2017/11088 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, ücret farkı, ilave tediye ücreti farkı, ikramiye farkı, iş güçlüğü tazminatı farkı, bakım tazminatı farkı, fazla mesai ücreti farkı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Yerel mahkeme kararının davacı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 08.09.2014 gün, 2013/10617 Esas, 2014/25520 sayılı kararıyla kararın bozulmasına karar verilmiştir. Yerel mahkemece bozma kararına direnilmesi ve bu kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.05.2017 gün, 2015/9-3133 Esas, 2017/883 sayılı kararıyla mahkemece verilen kararın Özel Dairece bozulması üzerine davalı vekili tarafından 26.01.2014 havale tarihli dilekçe ile benzer mahiyette bulunan ... 8. İş Mahkemesi’nin 2014/658 E. Sayılı dava dosyası ve işbu direnmeye konu dosya yönünden aynı tarihte aynı öğretim görevlisinden tanzim edilen hukuki mütalaalar sunularak bu mütalaalar uyarınca direnilmesi talep edildiği, mahkemece 09.03.2015 tarihli duruşmada verilen ara karar ile “ibraz edilen hukuki mütalaanın incelenmesine bundan sonra Yargıtay bozma kararına uyulmasının değerlendirilmesine” denilerek yargılamaya devamla direnme kararı verildiği, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı bu kararın gerçekte direnme olmayıp yeni delil niteliğinde olan Özel Daire bozma kararından sonra dosya arasına alınan hukuki mütalaaya dayanılarak temyize konu kararın verildiğinin anlaşıldığı dolayısıyla mahkemenin direnmeye konu hükmünün yeni hüküm niteliğinde olup, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının inceleme merciinin Özel Daire olduğu gerekçesiyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait işyerinde teknisyen olarak çalıştığını, 15.06.2004 tarihine kadar 31 TL/gün ücret üzerinden çalışmakta iken oluru alınmaksızın İş Yasası’nın 62, 22. maddesi, TİSGLK. nun 6/2 maddesine aykırı olarak 24,44 TL'sına düşürüldüğünü, sonraki TİS zamlarının eksik ücret üzerinden uygulandığı, dolayısıyla ücret ve ücrete bağlı ilave tediye, ikramiye, iş güçlüğü tazminatı, bakım tazminatı ve fazla çalışma ücretlerinin eksik ödendiğini iddia ederek ücret farkı, ilave tediye ücreti farkı, ikramiye farkı, iş güçlüğü tazminatı farkı, bakım tazminatı farkı, fazla mesai ücreti farkı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İçlerinde davacının da bulunduğu bir grup işçinin sınavla kayıp kaçak taramaları, kaçak ihbarlarının değerlendirilmesi, abone bilgi kütüklerinin incelenmesi endeks okuma, açma, sayaç sökme - takma işlerini üstlenen yüklenicilerin denetlenmesi işinde geçici işçi kadrosu ile işe alındığını, ... Genel Müdürlüğü'nün 28.08.2007 tarihli yazıları uyarınca sürekli işçi kadrolarına geçirildiğini, davacının Tes-iş Sendikası üyesi olduğunu, ... Genel Müdürlüğü ile üyesi Tes-İş Sendikası arasında 31.05.2004 tarihli bir protokol yapıldığını, bu protokol uyarınca davacının ücretinin sözleşmede öngörülen görev tanımının karşılığı 31 TL'den 24,44 TL'ye çekildiğini ve TİS'ne uygun olarak ücret ve ücrete bağlı alacaklarının ödendiğini, muvafakati alınmaksızın ve TİS' ne aykırı olarak ücretinin düşürülmesinin söz konusu olmadığını, zira TİS gereği temel ücret dışında öngörülen sosyal yardım ve ek ödemelerin ilavesi ile davacının giydirilmiş ücretlerinde herhangi bir düşme olmadığını, davanın reddi gerektiğini, kaldı ki bir kısım talep ve dava konusu yapılan alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davacının ve diğer işçilerin temel ücretin düşmüş olmasından haberdar olunmasına rağmen 7 yıl boyunca bu itirazsız kabul edilen ücretler ile bu muvafakatin işverende ve mahkememizde kuşku oluşturmayacak şekilde ortaya konduğu ve 01.03.2003 tarihinde çalışmakta olan sendika üyesi işçilerin ücretlerine yapılan intibakla daha fazla ücret ödemesi yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Davacı işçi davalı işverenlik nezdinde hizmet ilişkisi çerçevesinde çalışmaya başladığını, daha sonra sendikaya üye olduğunu, TİS’nden yararlanmaya başlaması ile birlikte iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücret miktarının düşürüldüğünü iddia ederek ücret farkından kaynaklı işçilik alacakları taleplerinde bulunmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı TİSGLK’un 6. Maddesinde, “Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe hizmet akitleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. Hizmet akitlerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Hizmet akdinde düzenlenmeyen hususlarda toplu iş sözleşmesindeki hükümler uygulanır. Toplu iş sözleşmesinde hizmet akitlerine aykırı hükümlerin bulunması halinde hizmet akdinin işçi lehindeki hükümleri geçerlidir…” düzenlemesi yer almaktadır. Yukarıdaki hüküm “işçi lehine şart ilkesi” olarak adlandırılan kuralın Türk İş Hukukundaki pozitif yansımasını oluşturmaktadır. Söz konusu hüküm gereğince normlar hiyerarşisinde iş sözleşmesine nazaran daha üstte bulunan toplu iş sözleşmeleri hükümleri yerine iş sözleşmeleri hükümleri ancak işçi lehine olmak koşuluyla uygulanma kabiliyetine sahiptir. Bir başka ifadeyle iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesi karşı karşıya geldiğinde yani aynı konuda iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesinde farklı düzenlemeler yer aldığında iş sözleşmesi hükmü daha işçi lehine olmak koşuluyla somut olaya tatbik edilebilir. Somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesi ile kararlaştırılan temel ücretinin düşürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu ücretin düşürülmesi işlemi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesine göre değil toplu iş sözleşmesi ile yapılmıştır. Nitekim İş Kanunu’nun 22. maddesindeki prosedüre uyulup işçinin yazılı rızasının alındığı da iddia ve ispat edilmiş değildir. İşveren tarafından toplu iş sözleşmelerinin uygulanması neticesinde iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin davacının sendikaya üyeliği ve TİS'nden yararlanmaya başlanması üzerine düşürülmesi 2822 sayılı TİSGLK’nın 6. maddesi uyarınca işçi lehine şart ilkesinin ihlali niteliğinde olup kanuna aykırıdır. Bozma sonrası her ne kadar emsal İzmir 8. İş Mahkemesi’nin 2014/658 Esas sayılı dosyası ile bu dosyaya aynı mahiyette aynı öğretim görevlisinden alınan hukuki mütalaa sunulup bu mütalaa değerlendirilerek karar verilmiş ise de, emsal nitelikte olan ... 8. İş Mahkemesi’nce bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda fark ücret hesaplamaların yapılarak hüküm altına alındığı ve hükmün Dairemizin 08/03/2016 gün ve 2015/35646 Esas, 2016/5328 Karar sayılı kararıyla onandığı anlaşılmıştır. Ayrıca emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.12.2015 gün ve 2015/9-990 Esas, 2015/2743 Karar sayılı ilamında davacının iş sözleşmesi ile kararlaştırılan temel (kök) ücretinin Toplu İş Sözleşmesi ile düşürüldüğünün açık olduğu, temel ücretin davacının hesaplanan fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti gibi alacakları etkileyeceği, iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin davacının sendikaya üyeliği ve toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başlanması üzerine düşürülmesinin 2822 sayılı Kanun’un 6/II. Maddesi (6356 sayılı Kanun’un 36/I. maddesi) uyarınca işçiye yararlılık ilkesinin ihlali niteliğinde olduğu ve yasaya aykırı olduğu, toplu iş sözleşmesi ile aynı kıdem ve aynı işte çalışan işçilerin aynı ücretle çalışmalarının gerektiği eşit işe eşit ücret ilkesi uyarınca hareket edildiğinin savunulabileceği ancak ekonomik gerekçeler olmadığı sürece eşitliğin yüksek ücrette sağlanması kısaca düşük ücret alanların ücretinin yüksek ücret alanla eşitlenmesinin gerekeceği, yararlılık ilkesinin emredici niteliğinin bu ilkeden önce geleceği gerekçeleriyle yerel mahkeme direnme kararının hatalı olduğu içtihat edilmiştir. Kaldı ki 31.05.2004 tarihli protokol Aralık 2003’te başlayan işçilere yöneliktir. Davacı ise 10.11.2003 tarihinde işe başlamıştır. Bu açıdan anılan protokolün davacıyı kapsadığı da düşünülemez. Buna göre dosyada bulunan zamanaşımı savunması nazara alındığı belirtilerek hesaplama yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamalar denetlenerek gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle davacının ücret farkından kaynaklı taleplerinin kabulüne karar verilmelidir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.