3. Hukuk Dairesi 2016/9480 E. , 2017/16501 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TİCARET) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkarılma davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı ile pansiyon ve kafeterya işlett…
**3. Hukuk Dairesi 2016/9480 E. , 2017/16501 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TİCARET) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkarılma davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı ile pansiyon ve kafeterya işlettiklerini , kendisinin % 60 , davalının % 40 pay sahibi olduğunu, 08/06/2010 tarihinden beri ortak olduklarını, vergi ve giderleri kendisinin karşıladığını,davalının işyerine bile gelmediğini, davalının kullandığı krediyi bile kendisinin ödediğini ,muhasebe bürosunun kendisine bilgi vermediğini ileri sürerek davalının haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir . Davalı, davacının tasfiyeyi istemesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kabulüne, davalının haklı nedenlerle ortaklıktan çıkarılmasına, adi ortaklığın feshine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Somut olayda davacı , tek ortağı olan davalının ortaklıktan çıkarılmasını talep ettiğine göre, bu talep doğal olarak ortaklığın feshi ve tasfiyesini de kapsamaktadır . Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Tasfiye usulünü düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 644.maddesine göre; "Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür. Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir.