Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/10/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındaki diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilemez olduğuna, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası bakımından Bölüme gönderilmesine karar verilmiş ve adli yardım talebi kabul edilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).B. Başvurucuya İlişkin Süreç İdari yargıda hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan yürütülen bir soruşturma kapsamında 10/8/2016 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ifadesi 12/8/2016 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında alınmıştır. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle lise döneminde Havza ilçesindeki -FETÖ/PDY'ye ait olduğunu sonradan öğrendiği- Sakarya Dershanesine son iki yılında yüzde yüz burslu olarak gittiğini, hafta sonları Sakarya Dershanesinin yurdunda kaldığını, üniversite sınavında Ankara Hukuk Fakültesini kazanınca dershanede ismini hatırlayamadığı bir görevli tarafından yönlendirilerek üniversite döneminde Ankara’daki cemaat evlerinde kaldığını, bir ara cemaat evlerinden ayrıldığını, daha sonra cemaate ait evlere geri döndüğünü, mezun olduktan sonra hâkim savcı sınavlarına hazırlanma kursuna cemaat tarafından çağrılmadığını, buna içerlendiğini, kendi imkânlarıyla hâkim savcılık sınavlarını çalışıp kazandığını, hâkim savcılık mesleğine başladıktan bir buçuk ay sonra İ. isimli bir şahsın ismi verilerek arandığını, muhtemelen İ. isimli şahsın Batıkent’te cemaate ait evlerde kaldığı dönemdeki ev abisi olarak tanıdığı kişi olduğunu, İ. ile Kızılay’da bir kafede cemaate olan kızgınlığını ifade etmek için buluştuğunu, bu kişinin kalacak evlerinin olduğunu ve istediği taktirde kendisini evlendirebileceklerini söylediğini ancak hâkim savcılık sınavı öncesinde kendisini dışladıklarından kızgın olduğu için kendisiyle işinin olmadığını söylediğini, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün olduğu gece ev arkadaşı olan S. ile birlikte evde olduğunu, söz konusu evde S. ve G.K. ile birlikte kaldığını, lise ve üniversite döneminde cemaat dershanesi, yurt ve evlerine gittiğini ancak fakülteyi bitirdikten sonra bu şahıslarla irtibatını kestiğini, mesleğe başladıktan sonra da kendisini aradıklarında da bunlara küfür etmek için görüşmeye gittiğini beyan etmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 12/8/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinde 12/8/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"2013 yılı Mayıs ayında staja başlamak suretiyle mesleğe başladım. Cemaate ait Sakarya Dersanesi'nin yurdunda kaldım. Evlerinde de kaldım. Kaldığım süre iki buçuk yıldır. Kaldığım süreler savcılıktaki ifademde ayrıntılı olarak mevcuttur. Bekarım. Yurtdışı ve yurtiçinde herhangi bir geziye katılmadım. Herhangi bir gazete ve dergi aboneliğim bulunmamaktadır. Sadece Vakıfbank'ta maaş hesabım vardır. Başka bir yerde hesabım bulunmamaktadır. 2014 Ekim ayında İstanbul İdare Mahkemesi üyesi olarak atandım. FETÖ'ye ait herhangi bir yere yardımım söz konusu değildir. FETÖ terör örgütünün illegal yapı olduğunu 17-25 Aralık'tan sonra öğrendim. Ben mesleğe başladıktan sonra İlyas diye birinin selamı ile beni birisi aradı. Ancak ben Hâkimlik ve Savcılık sınavı öncesinde kendileri ile dargın olduğumdan onların istek ve taleplerini ve görüşme talebini reddettim. 2014 HSYK seçimlerinde stajyer olduğum için oy kullanamadım. Özel yetkili bir mahkemede çalışmadım. Darbe sonrası için bana herhangi bir görev teklif edilmedi. Savcılıktaki savunmamda da belirttiğim şekilde 2011 yılından itibaren benim Fetullah cemaati ile ilgili herhangi bir alakam bulunmamaktadır. Ayrıca 2011 yılındaki ilk girdiğim sınavda Hâkimlik sınavını kazanamadım. İkinci yılda kazandım. Bu da nazara alınsın. İkinci girdiğim sınavda Samsun'da evimde çalıştım.Suçsuzum. Serbest bırakılmamı istiyorum. Olmadığı takdirde adli kontrol hükümleri uygulansın." İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği sorgu sonucunda başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... üzerlerine atılıFETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan; atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerinvarlığı, atılı suçun yasada öngörülen cezasının üst sınırı, bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK 100 ve devamı maddeleri uyarınca şüphelilerin tutuklanmasına ... [karar verildi.]" Başvurucu 17/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 19/8/2016 tarihinde tutuklama kararının yerinde olduğu gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu hakkında 8/9/2016 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince resen yapılan incelemede benzer gerekçelerle tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu 8/9/2016 tarihli dilekçeyle tutukluluğun devamına dair karara itiraz etmiş, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 23/9/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Anılan karar başvurucuya 27/9/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 3/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2/5/2017 tarihinde soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delil durumunu değerlendirerek başvurucunun tahliyesini talep etmiştir. Başvurucu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/5/2017 tarihli kararıyla tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Şüphelinin sabit ikametgah sahibi olduğu, şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütünün iletişim amacıyla kullanmış olduğu Bylock programını kullanmadığına dair dosya içerisinde bulunan Bylock sorgu tutanağı, mevcut delil durumu, tutuklulukta geçen süre ve soruşturmanın geldiği aşama itibariyle tutuklama tedbirinin şüphelinin mağduriyetine sebebiyet verme ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmakla... tahliyesine... [karar verildi]." İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 5/2/2019 tarihli iddianamesi ile başvurucunun terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede; ilk olarak FETÖ/PDY'nin kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiş, sonrasında başvurucuya yöneltilen suçlamaya ilişkin olgulara yer verilmiştir. İddianamede, başvurucunun örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Dairesinin 10/8/2016 tarihli ve 357 sayılı kararıyla başvurucunun meslekten uzaklaştırılmasına karar verildiği, HSYK Genel Kurulunun 31/8/2016 tarihli ve 2016/428 sayılı kararı ile meslekten ihraç edildiği, ihraç kararının 29/11/2016 günü kesinleştiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen soruşturmalara bağlı olarak gerçekleştirilen bir kısım yer değiştirme kararlarına karşı açılan iptal davalarında usul ve yasaya aykırı olarak yürütmeyi durdurma kararı veren mahkeme heyetinde olmasının ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan-örgüte yönelik şikâyet dosyası olan- "Emniyet Dosyası" ile ilgili olarak işleme konulmama kararı veren heyette bulunmasının şüphe uyandırdığı iddia edilmiştir.iii. Savcılık, başvurucunun haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütülen ve birçoğu yargı mensubu, polis, asker ve öğretmen olan altmış altı kişi ile telefon irtibatının bulunduğunu belirtmiştir.iv. Örgütün yapısı, faaliyetleri hakkındaki bir kısım hâkim/savcının beyanlarında başvurucunun örgüt üyesi olduğuna yönelik ifadelerin bulunduğu belirtilmiştir. İddianamede yer alan, haklarında yapılan soruşturmalarda şüpheli sıfatıyla alınan tanık beyanlarının başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin kısımları özetle şöyledir:- Ü. ifadesinde, başvurucu ile üniversite döneminde örgüte ait evlerde birlikte kaldıklarını beyan etmiştir. - Y.B. ifadesinde; başvurucunun Havza ilçesinde bulunan, örgüt ile irtibatlı olan Sakarya Dershanesine gittiğini beyan etmiştir. - İ.B. ifadesinde; lise döneminde gittiği dershanenin yönlendirmesiyle Ankara’da üniversiteyi okurken cemaate ait evlerde kaldığını, başvurucunun da bu evin abisi olduğunu beyan etmiştir.- S.ifadesinde; İstanbul Vergi Mahkemesine kura çektikten sonra stajdan dönem arkadaşı olan ve aynı zamanda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden tanıdığı başvurucu ile Yenibosna semtinde ev kiraladıklarını, hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan soruşturma yürütülen G.K.nın da daha önceden aynı mahkemelerde staj yapmalarıve akademide aynı sınıfta olmaları dolayısıyla kendilerine katıldığını, başvurucu ve G.K.nın FETÖ/PDY ile irtibatlı oldukları gerekçesiyle HSYK tarafından ihraç edildiklerinde buna çok şaşırdığını, birlikte kaldıkları evin kesinlikle FETÖ/PDY ile bağlantılı bir ev olmadığını beyan etmiştir. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:" ... FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından üyelerine hâkimlik ve savcılık sınavlarına girmeleri konusunda telkinlerde bulunulduğu, hatta mensuplarının sırf hâkimlik savcılık sınavlarına hazırlanmaları için hukuk fakültesi mezunları mahrem görev kapsamında büyük önem atfedilen hâkim ve savcılık mesleğine örgüt mensuplarının yerleştirilmesi amacıyla, sınav sorularının yasal olmayan yollarla temin edilip sınavdan birkaç gün önce, abiler/ablalar tarafından cevapları işaretlenmiş kitapçıklar halinde öğrencilere gösterilerek ezberlemelerinin ve bu şekilde sınavda başarılı olmalarının sağlandığı, mensupları olan öğrencilere hâkimlik ve savcılık sınavını kazanmaları halinde örgütün yargı içerisindeki bürokrat ve üst düzey yöneticileri tarafından referans olunacağının söylendiği, mülâkatı geçip staja başlayan hâkim ve savcı adaylarının Adalet Akademisi ve staj döneminde de yine örgüt tarafından koordine edildiği, kendilerinden olan hâkim ve savcı adaylarının deşifre olmasını engellemek amacıyla, örgütle irtibatlarını gizlilik içerisinde ve silahlı örgüt liderinin 'tedbir' kurallarına uygun şekilde sürdürecekleri evlerde kalmalarının tavsiye edildiği, adayların beşer kişilik kapalı gruplar halinde ve örgüt tarafından finanse edilen evlerde kalmalarının sağlandığı, iki evin irtibat halinde olmasının istendiği, bu evlere 'murakıp' adı verilen örgüt mensubu kişilerin gönderilerek evde kalan öğrencilerden bilgi alınmasının ve tavsiyelerde bulunulmasının sağlandığı, bu kapsamda şüphelinin lise ve üniversite döneminde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait evlerde kaldığı ve üniversite dönemindeki örgüte ait evlerde abilik yaptığına ilişkin tespitler birlikte dikkate alındığında ... şüphelinin ... [FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu anlaşılmıştır]" İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 15/2/2019 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş, E.2019/46 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış ve yargılama devam etmektedir. Dava, bireysel başvurunun başladığı tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. İlgili ulusal hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39) kararı.