İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin aralarındaki ticari ilişki sebebiyle davalıya 2.000 USD bedelli 20.02.2020 vade tarihli senet düzenlediğini, senet bedelinin tamamının müvekkili tarafından davalı yana belirli taksitler halinde ödendiğini, en son ödemenin yapıldığı 2021 Eki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/14 Esas KARAR NO: 2026/275 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/09/2023 NUMARASI : 2023/149 E. - 2023/776 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin aralarındaki ticari ilişki sebebiyle davalıya 2.000 USD bedelli 20.02.2020 vade tarihli senet düzenlediğini, senet bedelinin tamamının müvekkili tarafından davalı yana belirli taksitler halinde ödendiğini, en son ödemenin yapıldığı 2021 Ekim ayında dolar kurunun 8 TL civarında olduğunu, buna göre o tarihte borcun toplam TL karşılığı 16.000 TL olduğunu, müvekkilinin 10 Ekim 2021 tarihi itibari ile, geçmişte yaptığı ödemelerle birlikte toplam 20.000 TL davalıya ödeme yaptığının görüldüğünü, bu 20.000 TL'nin, o tarihte kur karşılığı olan 16.000 TL'nin çok üzerinde bir rakam olmasına rağmen davalı tarafın faiz istediği için müvekkilince buna ek 5.000 TL daha ödendiğini, o dönemin kuru ile ödemelerin tam ifa edildiğini, borçların müvekkili tarafından ödenmesinin akabinde davalı tarafça müvekkiline senedin yırtıp atıldığı bilgisi verildiğini, müvekkilinin de ticari ilişki içinde bulunduğu davalının beyanına güvendiğini, davalının, müvekkillerinin hiçbir borcu bulunmamasına rağmen 2.000-USD tutarındaki senedi iade etmeyerek kötüniyetli olarak İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü‘nün ... E. Sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatarak müvekkillerinin mağduriyetine neden olduğunu, müvekkilinin davalıya böyle bir borcu olmadığını, bu nedenlerle talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; icra takibine konan senet nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar İİK 72/3 m. uyarınca teminat karşılığında icra takibinin durdurulması ile icra dosyasına yatırılan paranın alacaklıya verilmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, icra dosyası borcuna yeter teminat yatırılması akabinde hacizlerin kaldırılmasına, yapılacak yargılama sonucunda takibin iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve davalı kötü niyetli hareket ederek müvekkillerinin mağduriyetine sebebiyet verdiğinden dava konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iddiasının ilk bakışta inandırıcılıktan uzak, icra takibinden kaçmaya yönelik olduğunu, zira toplamda 4 defa ödeme yapan davacı tarafın bir kez olsun senede istinaden ödeme yaptığını ve senet bilgilerini de içerecek şekilde bildirmediğini, işbu dava kapsamında davacının iddia ettiği ödemeleri takibe konu bono için yapılan ödemeler olmadığını, zira yapılan ödemelerin bono bedeli ile tamamen uyumsuz olduğunu, ödemelerin açıklamasında bonoya atıf bulunmadığını ve davacının iddialarının tutarsız ve inandırıcılıktan uzak olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği üzere ödenen bedellerin bono bedeli olmadığını, takibe konu bononun davacı tarafın yaptığı ödemelerle bir ilgisi olmadığını, davacı tarafın müvekkiline ticari ilişki kapsamında ödeme yaptığını ve karşılığında otomobil parçası aldığını, müvekkilinin ... sanayisinde oto parça alım satım işi yaptığını, davacının ise oto tamir işleri yaptığını ancak bono ilişkisinin bu bahsedilen ilişkilerden mücerret bir alacak olduğunu, bu nedenlerle, davanın reddine, davacı aleyhine İİK m.72/4 kapsamında alacağın %20'sinde az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Açıklanan içtihatlar ve ilgili maddeler kapsamında; uyuşmazlıkta icraya konu senede ilişkin olarak borçlu olmadığının ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, iddianın senede karşı senetle ispat kuralı gereği yazılı delille ispatlanması gerektiği ancak davacı tarafça senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine yönelik senede dair ibare, açıklama kısmında şerh içermeyen banka ödeme dekontları dışında başkaca bir delil sunulmadığı görülmekle banka havalesi ile yapılan ödemelerin senede istinaden yapıldığının ispatlanamamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olup, davalı tarafça başlatılan takipte mahkemece ara kararı ile İİK 72/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir uygulanmışsa da yargılama aşamasında kesinleşmiş mahkeme kararı ile icra takibinin iptaline karar verildiği görülmekle davalının tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -senedin ticari ilişkiye istinaden verildiğini ve senedin ödendiğini,- yazılı delil olarak davalının ticari defterlerinin incelenmesi talep edildiğini, bu konuda mahkeme tarafından inceleme yapılmadığını, taraflar arasında bu borcun tek bir alışverişten kaynaklı olduğunu, tarafların başkaca bir alacak-verecek ilişkisinin bulunmadığı, müvekkilinin ödediği bedelin bu tek ticari ilişkiye istinaden ödendiğini, davalının ticari defterleri incelendiğinde müvekkil ile dava konusu dışında başkaca bir ticari ilişkinin bulunmadığı ispat edilmiş olacağını, -taraflarınca sunulan ödeme dekontları yazılı delil olup, bu delillere hiçbir şekilde itibar edilmemesi delilerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesine aykırı olduğunu, ödemeye ilişkin dekontlarda açıklama olmasa da mahkemece dosya kapsamında başka hiçbir delile dayanılmamış gibi bu ödeme dekontları yok sayılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca 2.000 USD'ye tam karşılık gelen dekontlar mahkemeye ibraz edildiğini, serbest delillerin de incelenmesi gerektiğini, dekontların başkaca delillerle desteklenmesinin ticari defter araştırmaları ile mümkün olacağını,-ispat yükü karşı tarafa geçmiş olup davalı tarafın alacaklı olduğunu ispat etmekle mükellef olduğunu, taksitli olarak ödeme yapıldığını, en son ödemenin gerçekleştirilmiş olduğu 2021 yılı Ekim ayından dolar kuru 8 TL civarında olup ilgili tarihte borcun Türk Lirası karşılığı 16.000,00 TL olduğunu, müvekkil tarafından davalıya senet borcuna ilişkin 20.000,00 TL ödeme gerçekleştirildiğini, müvekkilinin davalı tarafa senet bedelinin üstünde ödeme gerçekleştirdiğini, buna rağmen davalı taraf müvekkilden faiz talep ettiğini, işbu talebe binaen müvekkilince 22.04.2022 tarihinde 5.000,00 TL tutarında ek ödeme gerçekleştirildiğini, davalı tarafından senedin yırtılıp imha edildiği ve herhangi bir borcun kalmadığı bilgisi verildiğini, Yargıtay 19. HD, 1998/2180 E., 1998/2828 K., 27.4.1998 T. Sayılı ilamı ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile de sabit olduğu üzere davalı tarafın, müvekkili tarafından gerçekleştirilmiş olan ödemelerin başka bir borç ilişkisine istinaden gerçekleştirildiğini iddia etmesine rağmen işbu iddiasını ispat edemediğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava konusu senet ile hiçbir ilgisi olmayan ödeme dekontlarını sunduğunu, toplamda 4 defa ödeme yapan davacı tarafın bir kez olsun senede istinaden ödeme yaptığını ve senet bilgilerini de içerecek şekilde bildirmediğini, ödemelerin açıklamasında bonoya atıf bulunmadığını, ödenen bedellerin bono bedeli olmadığını, takibe konu bononun davacı tarafın yaptığı ödemelerle bir ilgisi olmayıp, harici bir ilişkidir. Davacı taraf müvekkile ticari ilişki kapsamında ödeme yaptığını ve karşılığında otomobil parçası aldığını, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, sunulu emsal kararlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü‘nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular ... ve .... ..Ltd.Şti. aleyhine 20/01/2020 tanzim 20/02/2020 vade tarihli 2000-USD bedelli bonoya dayalı olarak işlemiş faiz 250 USD olmak üzere toplam 2.250 USD alacağa ilişkin kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkeme yargılaması devam ederken İstanbul Anadolu 25.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 01.06.2023 tarihli 2023/6 Esas 2023/411 sayılı kararı ile takipte alacağın Türk Lirası karşılığının gösterilmediği gerekçesiyle iş bu icra takibinin iptaline karar verilmiş, karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir.Davacı yan dava konusu bononun ödenip bedelsiz olduğunu ileri sürdüğünden borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek bedelsizliğe dayalı açtığı menfi tespit davasında kambiyo senedine bağlı temel alacağın geçersiz olduğu, sona erdiği borcun olmadığı ileri sürüldüğü, buna ilişkin olarak davalıya senet borcu için 24.08.2021 tarihinde 10.000,00 TL, 25.10.2021 tarihinde 5.000,00 TL , 21.10.2021 tarihinde 5.000,00 TL , 22.04.2022 tarihinde 5.000,00 TL ödemelere ilişkin Akbank mobil bankacılık Eft dekontlarını sunduğu, davalının bu ödemelerin senede ilişkin olmadığını, başka bir ticari ilişkiden kaynaklı olduğunu ileri sürdüğü, yapılan ödemelerin senet vade tarihlerinden sonra olması ve başka bir ticari ilişkiden kaynaklı olduğunun ileri sürülmesi nedeniyle davalının ispat yükünü üzerine aldığı, buna yönelik olarak davalının delilleri toplanarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacıda olduğu gerekçesiyle verilen kararın hukuka uygun olmadığı anlaşılmakla, kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/09/2023 tarih, 2023/149 E. 2023/776 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026