21. Ceza Dairesi 2015/191 E. , 2015/205 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet 1-Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2008 tarihli iddianamesi ile katılanların babası olan sanık ...'ın 1993 yılında ... Altuntaş Turizm Sanayii ve Ticaret A.Ş'yi aile şirketi olarak kurduğu, eşi sanık ... ile oğlu sanık ...'ın da katılanlarla birlikte şirkette hissedar ve yönetim kurulu üyesi oldukları, 1999-2000-2001-2003-2004-2005 ve 2006 y…
**21. Ceza Dairesi 2015/191 E. , 2015/205 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet 1-Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2008 tarihli iddianamesi ile katılanların babası olan sanık ...'ın 1993 yılında ... Altuntaş Turizm Sanayii ve Ticaret A.Ş'yi aile şirketi olarak kurduğu, eşi sanık ... ile oğlu sanık ...'ın da katılanlarla birlikte şirkette hissedar ve yönetim kurulu üyesi oldukları, 1999-2000-2001-2003-2004-2005 ve 2006 yılı olağan genel toplantılarının katılanlara haber verilmediği ve belirtilen tarihlere ait toplantı tutanaklarının katılanların yerine sanıklarca sahte olarak imzalandığı iddiası ile resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, 26.05.2008 tarihli ekspertiz raporuna göre, 1995-1996-1997-1998 ve 2002 yıllarındaki genel kurul toplantılarındaki imzaların katılanlara ait olduğu ancak 1999-2000-2001-2003-2004- 2005 ve 2006 tarihli tutanaklardaki imzaların katılanların eli ürünü olmayıp sahte oluşturulduklarının belirlenmesi, sanıkların aile şirketi olması nedeniyle karşılıklı güven esasına dayalı olarak imzaların sonradan tamamlanabildiğini bu nedenle katılanların bir kısım toplantılara katılmadıkları halde imzalarını sonradan tamamlamış olabileceklerini savunmaları, katılanların 1997-1998 yıllarından itibaren genel kurullardan haberdar edilmediklerini ve hiçbir toplantıya katılmadıklarını iddia ettikleri halde 2002 yılına ait toplantı tutanağındaki imzaların katılanların eli ürünü olduğunun anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere; belgelerde sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan fail de mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimse de suç kastının varlığı kabul olunamaz.