11. Hukuk Dairesi 2024/3249 E. , 2025/1688 K. MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1053 Esas, 2024/763 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/536 E., 2023/422 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafında…
**11. Hukuk Dairesi 2024/3249 E. , 2025/1688 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1053 Esas, 2024/763 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/536 E., 2023/422 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketten Whatsapp aracılığı ile 5 adet sıfır km ... marka araç sipariş ettiğini, davalının edimini yerine getirmediğini, müvekkilinin işi gereği uğramış olduğu ticari araç kiralamadan kazanç kaybının 245.000,00 TL olduğunu, davalının sözüne güvenerek ödeme yapabilmek adına 300.000,00 TL bedelindeki Passat marka aracını sattığını belirterek davalı şirketin araç satım sözleşmesindeki edimini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkilinin 7 aylık araç kiralamadan elde edebileceği kazanç kaybı ile davalının yine edimini yerine getirmeyerek araçların hiç teslim edilmemesi sebebiyle müvekkilinin fiyat artışından kaynaklı zararına karşılık şimdilik 20.0000TL'nin dava tarihinden itibaren başlayacak ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, taraflar aracında sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafından sipariş formunun dahi ortaya konulamadığını, zira davacının müvekkilinden iddia ettiği şekilde siparişinin de olmadığını, şirket kayıtlarında böyle bir sipariş görünmediğini, tacir olan davacının Whatsapp yolu ile 925.000,00 TL'lik sipariş vermesinin de kabul edilemeyeceğini, davacının yaptığı ödemelerin müvekkili şirket tarafından kur farkı ile ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının öncelikle davalı ile aralarında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu ispat etmesi gerektiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 200. maddesine göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamayacağı, davacı tarafından yazılı bir sözleşme sunulmadığı, davalının araçları teslim edeceğine yönelik taahhüt altında girdiğine ilişkin belge bulunmadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı, sözleşme ilişkisinin kurulması hususunda icap ve kabul değerlendirildiğinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 5. maddesinde hazır olmayanlar arasındaki öneri (icap) düzenlenmiş olup, kabul için süre belirlenmeksizin hazır olmayan bir kişiye yapılan öneri, zamanında ve usulüne uygun olarak gönderilmiş bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar, önereni bağlar denildiği, yine icaba karşılık örtülü kabule ilişkin TBK'nın 6. maddesi gereğince "Öneren, kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşme kurulmuş sayılır." düzenlemesinin bulunduğu, kabulün karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir irade beyanı olduğu ve Kanunun saklı tuttuğu haller hariç yöneltilmeyen irade beyanının sonuç doğurmayacağı, somut olayda taraflar arasında araç satışına yönelik ilişki kurulduğu iddia edilmiş olup, araç satışlarında serbest piyasa dinamiğinin bulunduğu, davalının ilan edilmiş icap niteliğinde araç fiyat listesinin bulunduğunun iddia ve ispat edilmediği, bahsi geçen işlemin bedeli taraflar arasında pazarlık usulü ile kararlaştırılan araç satışına ilişkin olduğu ve davacı tarafça gönderilen kapora bedelinin icap niteliğinde olduğu görülmekle davalının davacının icabına karşılık açık kabulünün olması gerekeceği, bu kapsamda örtülü kabul hükmünün uygulanamayacağı, sözleşme ilişkisinin mevzuat kapsamında da kurulamadığının kabul edildiği, HMK'nın 202. maddesi kapsamında senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği, davacı tarafça sözleşme ilişkisini ispatı amacıyla Whatsapp yazışmalarının ibraz edildiği, dosya arasına alınan Ticaret Sicil Gazetesi örneğinde davalı şirket yetkilisinin yazışmaları yaptığı iddia edilen .... olmadığı, kaldı ki yazışmaların yapıldığı telefon numarasını gösterir kişi kaydının dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla davalı şirket yetkilisi ile yapılan bir görüşmenin bulunmadığı, şu halde yazışmaların delil başlangıcı niteliğinde olmadığı ve tanık delilinin hükme esas alınamayacağı, davacı tarafça taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinin ispat edilemediği, bu nedenle davacının TBK'nın 117. vd. maddeleri kapsamında seçimlik hakları kullanamayacağı, ödenen kapora bedelinin faizi ile iade edilmiş olması karşısında dava dilekçesinde belirtilen sözleşmeden dönme ile gerçekleştiği iddia edilen zarar kalemlerinin tespitinin yapılmasına gerek görülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.03.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Somut olayda, dosyaya delil olarak sunulan watsap yazışmalarından anlaşıldığı üzere, davacı şirketin davalı şirket ... bayisinin ... ... Satış Müdürü .... ile 20 Eylül 2021 tarihinden itibaren çeşitli tarihlerde ve çok sayıdaki watsap yazışmalarının olduğu, bu yazışmaların satın alınacak araç ve bedellerine ilişkin olduğu, sürekli araçların ne zaman teslim olacağına dair görüşmelerin yapıldığı, araçlar için nakit kapora alınmasına dair yazışmaların bulunduğu, bu şekilde yapılan yazışmaların 15 Mart 2022 tarihine kadar sürdüğü, 31.12.2021 tarihinde davacı tarafından davalının hesabına 350.000,00 TL gönderildiği, bilahare davalının bu yazışmalar sonrası 04.04.2022 tarihinde davacının hesabına araç kapora iadesi açıklamasıyla 350.000,00 TL, yine aynı tarihli 50.000,00 TL’nin iade edildiği, ayrıca 04.04.2022 tarihinde 34.800,00 TL ve 50.000,00 TL iki ayrı kur farkı ödemesinin yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki yazışmaların içeriği ve tarihleri paranın yatırılma ve iadesi tarihleri birlikte değerlendirildiğinde yerel mahkemenin taraflar arasındaki ilişkinin ispat edilemediği yönündeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp kararın bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun Onama yönündeki düşüncesine katılmamaktayız.