TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/10/2025 NUMARASI : 2025/559 Esas 2025/588 Karar DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 29/07/2025 KARAR TARİHİ : 08/10/2025 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/12/2025 Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresin…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/1662 Esas 2025/1477 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1662 KARAR NO : 2025/1477 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/10/2025 NUMARASI : 2025/559 Esas 2025/588 Karar DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 29/07/2025 KARAR TARİHİ : 08/10/2025 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/12/2025 Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... İnşaat Ticaret ve San. Ltd. Şti.'nden genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için borçlu hakkında başlatılan icra takibinde ödeme emri tebliğe çıkarılma aşamasında şirketin sicilden terkin edildiğinin tespit edildiğini, tüzel kişiliğini kaybeden borçlu şirkete ödeme emri tebligatının çıkartılamadığını, takibin kesinleştirilmesi ve takip işlemlerine devam edilmesinin mümkün olmadığını, davalının borçlu şirketin sicilden terkin işleminin kanunda belirtilen prosedüre uygun gerçekleştirilmediğini belirterek ... İnşaat Ticaret ve San. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin terkininin hukuka uygun olarak yapıldığını, müdürlüğün açılan davada yasadan doğan zorunlu hasım olduğunu, davanın açılmasında kusurunun bulunmadığını, aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, TTK'nun geçici 7. maddesinde resen terkin edilecek durumlar sayılmış olup, 5174 sayılı kanun gereğince oda tarafından silinen şirketlerin bu kapsamda olmadığı, bu nedenle geçici 7 maddesi kapsamına girmeyen durumla ilgili terkin işlemi yapılmasının kanuna aykırı olduğu, bu şekilde davalı tarafından terkin işleminin kanuna aykırı olarak yapıldığı, dosyasında takip başlatıldığı, takip sırasında davacı tarafa şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verildiği, şirketin ticaret sicilden terkin edilmiş olması nedeniyle icra takip dosyası yönünden terkin edilen şirketin TTK 547. maddesi gereğince ek tasfiye amacıyla ihyası gerektiği, terkin işlemi kanuna aykırı olduğundan yargılama giderlerinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ... İnşaat Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin Ankara Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2025/86675 sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilan için Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK'nun 547. maddesi gereğince ilgili şirketin ek tasfiyesine karar verdiğini, ancak tasfiye memuru ataması yapmadığını, aleyhlerine yargılama gideri vekalet ücretine hükmettiğini, hukuki yararın bulunmadığını, davanın konusuz kaldığını, tasfiye memuru atanması gerektiğini, ihtarın usulüne uygun olarak yapıldığını, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; şirketin ihyası istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; İhyası talep olunan şirketin terkinine dayanak belgeler, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Ankara Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün 2025/86675 sayılı dosyası sureti dosya içerisinde yer almaktadır. Davacı yan ... İnşaat Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nden olan kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibi sırasında şirketin sicilden terkin edildiğinin anlaşıldığını, takip işlemlerinin yapılabilmesi için şirketin ihya edilmesi gerektiğini belirterek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile şirketin ek tasfiyesine karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının "a" bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ihyası istenen şirkete bila tebliğ olduğu ve şirket yetkilisine tebligat çıkarılmadığı anlaşılmaktadır. İhyası talep edilen ... İnşaat Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin münfesih sayılmasına rağmen TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca kendisine yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, ihtarnamede infisah sebebi olarak 5174 sayılı kanuna göre odaca kaydı silinenler olarak yer aldığı dosya içeriğiyle sabittir. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının "a" bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir. İhyası talep olunan şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise şirketin adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. Öte yandan 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesinde; "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir. 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde; "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; "01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tahdidi nitelikteki (numerus clausus) bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin tahdidi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 esas 2017/1193 karar sayılı kararında; "... Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Özetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır. Doktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır (Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı Çalışkan s. 200; Şengül Al Kılıç, Anonim Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,). Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tahdidi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırıdır (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/12/2023 tarih ve 2023/6272 Esas 2023/7130 Karar, 04/12/2023 tarih ve 2023/6185 Esas 2023/7038 Karar sayılı ilamları). Hal böyle olunca mahkemece, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, davacının ihyası talep olunan şirketin ortağı, yetkilisi olmadığı, ihyası talep edilen şirketin ticari hayata döndürülmesi amacıyla dava açılmadığı gözetildiğinde tasfiyeyle sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesi, tasfiyeye tabi tutulması gerektiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğü 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği, HMK'nın 312. maddesindeki koşulların da oluşmadığı dikkate alınarak, HMK'nın 326. maddesi gereği yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması usul ve yasaya uygun bulunmuştur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı emsal içtihatı). Yukarıda açıklandığı üzere mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilerek talebe konu şirketin icra takip dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiştir. Ek tasfiye durumunda ise şirketin tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için TTK'nun 547. Maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekir. Bu durumda mahkemece, icra takip dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilen şirkete TTK'nun 547. maddesi uyarınca tasfiye işlemlerini yürütmek üzere tasfiye memuru atanması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü kararında tasfiye memuru atanmaması yönünden isabet görülmediğinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine, ilk derece mahkemesi kararının tasfiye memuru atanmaması yönünden kaldırılmasına, davanın kabulüne, şirketin ek tasfiyesine, şirketin son yetkilisinin ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına, ihya kararı kesinleştiğinde kararın tescil ve ilanına, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2025 tarih 2025/559 Esas 2025/588 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, B)1-Davanın KABULÜNE, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin Ankara Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün 2025/86675 sayılı dosyasıyla sınırlı olmak üzere İHYASINA, 2-Tasfiye memuru olarak şirketin son yetkililerinden ...'in atanmasına, tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına, 3-Karar kesinleştiğinde kararın tescil ve ilanına, 4-Alınması gereken 615,40 TL karar ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 5-Yargılama aşamasında davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harç, 615,40 TL başvurma harcı ile posta ve tebligat gideri olarak yapılan 122,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 1.353,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kararın kaldırma gerekçesi ve istinafa gelenin sıfatı gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-HMK'nun 333. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, C)1-Davalı tarafından yatırılan 615,40 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davadaki haklılık durumu gözetilerek davalı üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme HMK'nun 362/1-ç maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 04/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -