3. Hukuk Dairesi 2025/2664 E. , 2025/3618 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/275 E., 2023/649 K. Mahkeme kararının davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın düzeltilerek onanmasına dair verilen kararın, davalı/karşı davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tar
**3. Hukuk Dairesi 2025/2664 E. , 2025/3618 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/275 E., 2023/649 K. Mahkeme kararının davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın düzeltilerek onanmasına dair verilen kararın, davalı/karşı davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının, dava dışı arsa sahipleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlediğini, bu sözleşmeye dayanarak 8 parseldeki arsa üzerinde gerçekleştirilecek dükkan ve dairelerin bir kısmına malik olacak davalının, mali yükün altından tek başına kalkamayacağından davacı ile 27.09.2007 tarihli inşaat ortaklığı sözleşmesi imzaladıklarını ve 8 parselde yapılacak inşaata gelir ve giderler olmak üzere %50 ortak olmayı kararlaştırdıklarını, daha sonra 19.11.2008 tarihinde imzalanan sözleşmenin mevcut olduğunu, davalının taraflar arasındaki bu sözleşmeler uyarınca bir kısım dairelere ilişkin ½ hissenin davacı adına tapu tescillerini yapmadığını ileri sürerek; bodrum kat 15 nolu, zemin kat 1 nolu, 4. kat 9 nolu, 6. kat 14 nolu bağımsız bölümlerin ½ hissesinin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini veya şimdilik 350.000,00 TL değerinin 27.09.2007 tarihinden itibaren bankalar tarafından mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle tahsilini talep etmiş, 17.07.2023 tarihli dilekçesi ile talebini 3.680.000,00 TL üzerinden ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının sermaye olarak koymayı üstlendiği 250.000,00 TL'yi ödemediğini, kendi edimini yerine getirmeden davalıdan talepte bulunamayacağını, %75'i tamamlanan inşaatın tüm giderlerini davalının karşıladığını, bundan sonraki ödemelerinin kabul edilmeyeceğini, sözleşmeyi tek yanlı fesih yetkisine dayanarak feshettiklerini savunarak, davacının talebinin reddini istemiş, karşı davasında ise; sermaye payı olan 250.000,00 TL'nin ödenmesi koşuluyla davacı/karşı davalıya 13 nolu bölümün tamamının 19.11.2008 tarihli sözleşme ile devredildiğini, ancak ödemenin gerçekleşmediğini ileri sürerek; 13 nolu bağımsız bölümün karşı davalı adına olan tapu kaydının iptali ile karşı davacı adına tescilini, olmazsa 250.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.11.2013 tarihli kararıyla; tarafların aralarında dava konusu inşaatı birlikte yapmak amacıyla adi ortaklık kurdukları, davacının sözleşme gereğince ortaklığa koyması gereken sermayeyi 13 nolu daireyi satın almak ve davalı şirkete şirketin mal aldığı yerlere ödemeler yapmak suretiyle ödediği, tarafların 27.09.2007 tarihinde ilk ortaklık sözleşmesini yaptıktan sonra 19.11.2008 tarihinde ikinci kez sözleşme yaparak ortaklık iradelerini teyit ettiği, davacının ortaklık payına hak kazandığı gerekçesiyle; asıl davanın kabulüne, ispatlanamayan karşı davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 18.11.2014 tarihli ilamla; " (...) Hal böyle olunca, Mahkemece; ortaklığın tasfiyesi için ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle, ortaklığın harcamalarıyla ilgili yönetici ortaktan hesap istenmeli, hesap listesinin verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap vermekten kaçındığı kabul edilmeli, hesap listesinin üzerinde uyuşmazlık çıkması halinde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla verilen hesap listesinin sunulan belgeler ile inşaatta yapılan imalatlarla uyumlu olup olmadığı belirlenerek denetim sağlanmalı, ortaklığa kalan bağımsız bölüm ve dairelerin, karar tarihine en yakın tarih itibariyle değeri belirlenmeli, ortaklığın varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmeli, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve vermiş oldukları sermaye iade edildikten sonra taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun 2, 13 ve 8 no'lu bağımsız bölümler dışında ortaklara paylaştırılması gereken miktar belirlenmeli, bu aşamalardan sonra, tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim (HMK.297 madde uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm kurulmalıdır. Ayrıca, davacının sermaye payını ödeyip ödemediği, harcamalara katılıp katılmadığı da yöntemine uygun araştırılmalıdır. Adi ortaklıkta ortaklardan birinin sermaye koyma borcunu yerine getirmediği, yine harcamalara katılması gerekirken katılmadığı sabit olsa dahi bu hususlar, ortaklığın tasfiyesine engel değil, tasfiye sırasında gözetilmesi gereken bir durum olarak değerlendirilmelidir." gerekçesiyle; kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında ortaklık sözleşmesinin kurulduğu, arsa sahipleriyle yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği, müteahhide düşecek 1,2,8,9,13,14,15 nolu dairelerin taraflar arasında %50-50 paylaştırılacağı hususunda anlaşıldığı, taşınmazın tamamını davalı şirketin yaptığı, davalı şirketin idareci ortak olduğu, davacının 30.000,00 TL sermaye koyduğu, başkaca sermaye koyduğunu ispatlayamadığı, diğer tüm masrafları davalının yaptığının kabulü gerektiği, taraflar arasındaki 19.11.2008 tarihli sözleşmeye göre; 2 nolu dairenin davalıya, 13 nolu dairenin davacıya bırakıldığı, tarafların bu dairelerden dolayı haklarından feragat ettiği, dolayısıyla tarafların bu dairelerden dolayı ayrıca bir talepte bulunamayacağı, 8 nolu dairenin dava tarihinden önce satıldığı, davacının dava tarihi itibariyle davalının elinde kalan (2 nolu daire hariç) 1,9,14 ve 15 nolu dairelerin tescilini talep ettiği, tasfiye halinde tescilin mümkün olmadığı, davacı vekilinin bu dairelerin karar tarihine yakın rayiç değerleri üzerinden ortaklık hissesini talep edebileceği, bilirkişi heyetince Çevre Şehircilik Bakanlığı birim maliyet fiyatları gözetilerek taşınmazın IV-A sınıfı yapıda olduğu gerekçesiyle maliyetinin 924.079,20 TL olarak hesap edildiği, tarafların maliyetin piyasa rayicine göre olması gerektiği yönünde itirazı olmadığı, davacı vekili taşınmazın III-B olarak sınıflandırılması gerektiği yönünde itiraz sunmuş ise de, raporda ve birim maliyet cetvelindeki esaslara göre taşınmazın IV-A olarak değerlendirilmesi gerektiği, taşınmazın maliyeti 924.079,20 TL olarak tespit edilmiş ise de değeri 165.000,00 TL olarak belirlenen 8 nolu dairenin davalı tarafından satılması ve davalı tarafın satış bedelinin yarısını davacıya verdiğini ispatlayamaması nedeniyle bu bedelin maliyetten düşülmesi gerektiği, yine davacının ödediği ispat olunan 30.000,00 TL sermaye değeri düşülüp, kalan tutar paylaşıldıktan sonra sermaye bedelinin ayrıca davacıya ödenmesi gerektiği, bilirkişi heyeti tarafından 1,9,14 ve 15 nolu dairelerin toplam değeri 7.360.000,00 TL hesap edildiğine göre tasfiye sonucu net tutarın 7360.000,00-(924.079,20-165.000,00)-30.000,00=6.570.920,80 TL olacağı, bu miktarın yarısı olan 3.285.460,40 TL'ye davacının ödediğini ispat ettiği 30.000,00 TL'nin eklenmesiyle davacının tasfiye alacağının 3.315.460,40 TL olarak hesap edildiği, davalı/karşı davacının ise tasfiye alacağının olmadığı gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında inşaat yapımına ilişkin kurulan adi ortaklığın feshine, 3.315.460,40 TL'nin 14.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında inşaat yapımına ilişkin kurulan adi ortaklığın feshine, davalı/karşı davacının tasfiye alacağı olmadığından alacak talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 4. Dairenin 04.03.2025 tarihli ilamıyla; davalı/karşı davacı vekilinin tüm, davacı/karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “yasal faiziyle” ibaresinin çıkartılarak yerine "ticari faiziyle" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiş; karara karşı, davalı/karşı davacı vekili vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davalı/karşı davacı vekili; tasfiye hesabı ortaklığın 1,9,14,15 nolu dairelerinin değerinin 14.10.2022 tarihi itibarıyla tespit edildiğini, inşaatın maliyetinin ise 2009 yılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim maliyet fiyatlarına göre 924.079,20 TL olarak tespit edildiği bu hesaplama üzerinden kar-zarar hesabı yapılarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 27.09.2007 tarihinde yapılan adi ortaklık sözleşmesi ile davacının 1,2,8,9,13,14,15 nolu daireler karşılığında bu binanın yapımına katılacağı ve bu inşaattan elde edilecek kar-zarara %50 ortak olacağını, 19.11.2008 tarihinde yaptıkları sözleşme ile 2 nolu dükkanı davalı müvekkilin aldığını,13 numaralı dubleks daireyi ise davacıya devir ederek alacak haklarından karşılıklı feragat ettiğini, davacı-karşı davalının koyduğu sermayenin 30.000,00 TL olduğuna göre bu inşaatın yapımından sonra kalan kar 1,9,14,15 nolu dairelerin 14.10.2022 tarihli değeri olduğunu, tasfiye hesabında, kalan dairelerin değerleri hangi tarihte yapıldıysa,inşaatın maliyetininde aynı tarihte yapılması gerektiğini, karara esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dairelerin değeri ile inşaatın maliyeti aynı tarihe göre hesaplanarak gerçek kar-zarar belirlenip taraflar arasında %50 oranında tasfiye payı belirlemesi gerektiğini, davacının 12.02.2009 tarihinde 1,9,14,15 nolu dairelerin ½ payının tapusunun iptali ile adına tesciline olmazsa 350.000,00 TL'nin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ettiğini, 27.05.2013 tarihinde ise alacağını 482.500,00 TL'ye çıkararak harcını yatırdığını, 17.07.2023 tarihinde ise alacağını 3.680.000,00 TL'ye çıkararak harcını yatırdığını, bir davada sadece bir kere ıslah yapılacağından Mahkemenin kabulüne göre 482.500,00 TL'nin hüküm altına alınarak fazla istemin reddi gerekirken 2. kere yapılan ıslahın kabulü ile verilen kararın usule aykırı olduğunu, daire değerlerinin 2022 tarihinde belirlenmesinde, davalı şirketin kusurunun bulunmadığını adil yargılama hakkı ihlal edilerek davayı makul sürede bitirmemesinin faturasının yargı eli ile müvekkil şirkete çıkarılma sonucunu doğurduğunu, daire değerlerinin belirlendiği 14.10.2022 tarihinden itibaren değil tasfiyenin yapıldığı 04.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek faize karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ticari işlerde ana para faizi oranı hususunda taraflar arasında bir anlaşma yoksa kanuni faiz oranı uygulanacağını, taraflar arasındaki 27.09.2007 tarihli adi ortaklık sözleşmesinde faiz oranı ile ilgili bir düzenleme olmadığını, faiz türü belirlenmediğini ticari faize karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, asıl ve karşı davada adi ortaklıktan kaynaklı tapu iptali ve tescil olmadığı taktirde alacak istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinde sayılan hâllerden hiçbirini ihtiva etmeyen davalı/karşı davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı/ karşı davacı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.