10. Hukuk Dairesi 2024/7741 E. , 2024/7827 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/388 E., 2023/680 K. KARAR : Kabul Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili ile davalılar ... ve ... Elektrik Malzemeleri …
**10. Hukuk Dairesi 2024/7741 E. , 2024/7827 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/388 E., 2023/680 K. KARAR : Kabul Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili ile davalılar ... ve ... Elektrik Malzemeleri İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı Kurum vekili asıl davanın dava dilekçesinde özetle; Kurumun Trabzon Sigorta İl Müdürlüğünde 4.4323.01.01.1048209.061.02 no.lu dosyasında ... Elektrik Tic. San. Ltd. Şti. adına işlem gören iş yeri sigortalılarından 6101200004099 SSK sicil numaralı ... ...'ün 22.10.2008 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sebebiyle vefat ettiği, anılan ölüm olayına davalılardan kusurlu davranışlarının sebep olduğu, meydana gelen taksirle ölüme neden olma eylemi sebebiyle davalılardan ... ve ... hakkında Akçaabat Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/82 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, ölen ... ...'ün tali kusurlu olduğu ve ... ile ...'ın ise asil kusurlu olduğunun tespit edildiği iddiasıyla fazlaya dair talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla 10,000,00 TL'nin onay tarihi olan 20.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 16.11.2011 tarihli ve 2010/197 Esas, 2011/642 Karar sayılı kararla toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı şirkette işçi olarak çalışan sigortalı ... ...'ün 22.10.2008 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu hayatını kaybettiği ve hayatını kaybetmesi sonucu davacı Kurum tarafından sigortalı ... ...'e 127 709,14 TL peşin sermaye değeri üzerinden ödeme yapıldığı, dosyaya sunulan ve itibar edilen 07.10.2011 tarihli bilirkişi raporundan sigortalı ... ...'ün hayatını kaybetmesine yol açan kazanın meydana gelmesinde davalıların %65, sigortalı ... ...'ün ise %35 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile 10,000,00 TL peşin sermaye değerli gelirin onay tarihi olan 20.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı Kurumun fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. Mahkemenin 16.11.2011 tarihli ve 2010/197 Esas, 2011/642 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalılar ... ve ... Elektrik Malzemeleri İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairemizce 11.11.2013 tarihli ve 2013/19021 Esas, 2013/20967 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1-22.10.2008 tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının haksahibine bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin davalı işveren ve diğer davalılardan tahsili istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunudur. 5510 sayılı Kanunun 'İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu' başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile tazmin sorumlularının Kurum karşısındaki sorumluluğu bir tavanla sınırlandırılmış olup bu sorumluluk '...sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı…' bulunmaktadır. Maddenin açık hükmü karşısında; ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Mahkemece; gerçek zarar tavan hesabı yapılmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 2-5510 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin dördüncü fıkrasında ise,üçüncü kişinin sorumluluğu düzenlenmekte olup; buna göre,iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilebilecektir. Üçüncü kişinin rücu alacağından sorumluluğu kusur sorumluluğu esasına dayanır. Bir başka ifadeyle; üçüncü kişi, ancak kusurlu bir hareketinin varlığı halinde rücu alacağından sorumludur. İş kazası, meslek hastalığı ve hastalığın üçüncü kişinin kusuru sonucunda meydana gelmesi halinde rücu edilecek miktar; sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan ödemelerin tümünün, bağlanacak gelirlerin ise başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının kusur karşılığından oluşmaktadır. Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla sebebiyet vermeleri halinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61 ve 62’nci (818 sayılı Mülga Borçlar Kanununun 50 ve 51) maddeleri uyarınca teselsül hükümlerine göre birlikte sorumlulukları söz konusu olacaktır. Bu halde, Türk Borçlar Kanunu’nun 62’inci maddesi uyarınca kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişinin diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkı baki kalmak koşuluyla, her bir sorumlu yönünden kusurlarına düşen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına hükmedilebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Mahkemece, üçüncü kişi olan davalılardan ... ve ...’ın sorumluluğunun; sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin değerli gelirin yarısının, kusur karşılığını oluşturan tutar kadar olduğu gözetilmesizin, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir. 3-Diğer taraftan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74.(818 sayılı Borçlar Kanunu md.53) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki kusur ile bağlı değil ise de, mahkumiyete esas maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 74. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Eldeki davada da, davalı gerçek kişiler ... ile ... ile işletme şefi olduğu anlaşılan ... hakkında da Ceza davasında Mahkemece suç duyurusunda bulunulduğu ve bu kişi hakkında da dava açılıp yargılama yapıldığı anlaşılmakta iken, mahkemece, bu davalının da kusurlu olup olmadığına dair herhangi bir irdeleme içermeyen kusur raporuna dayalı olrak karar verilmesi isabetsizdir. Zira, ceza mahkemesindeki karar kesinleşmiş ise, ...’ın da olayda kusurlu bulunduğu kabul edilecek ve ona da bir miktar kusur verilmesi gerekecektir. Mahkemece Ceza Mahkemesindeki karar ve kusur raporları da dikkate alınmak suretiyle bu davalının da kusurlu olup olmadığı irdelenmeli, maddi olgular dikkate alınmalı,iş kazasının meydana geldiği iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden oluşa uygun ve yeterli bir kusur raporu aldırılmak suretiyle bir karar verilmelidir., Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme tarafından 26.11.2019 tarihli ve 2014/154 Esas, 2019/516 Karar sayılı karar ile bozma ilamı doğrultusunda kusur oranının tespiti için elektrik mühendisi iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten talimat yoluyla 23.05.2016 tarihli rapor alındığı, raporda kazazede işçi ... ...'ün %35, davalı ... Elektrik Tic. San. Ltd. Şti.'nin %65, davalı ... ... ...'ın ise %5 oranında kusurlu bulundukları tespit edildiği, taraf itirazlarının karşılanması Yargıtay bozma ilamında bildirilen hususlar ve ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporu değerlendirilmek suretiyle kusur durumunun tespit edilmesi amacıyla, elektrik mühendisi ve makine mühendisi iş güvenliği uzmanlarından oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden talimat yoluyla yeniden rapor alındığı, 18.01.2018 tarihli bu raporda da kazazede işçi ... ...'ün %30, davalı ... Elektrik Tic. San. Ltd. Şti.'nin %65, davalı ... ... ...'ın %5, dava dışı ...'ın ise %5 oranında kusurlu bulundukları tespit edildiği, kusur bilirkişilerinin düzenlediği 18.01.2018 tarihli raporun dosya içeriğine ve Yüksek Mahkeme denetimine uygun olması nedeniyle rapordaki kusur oranlarına itibar edildiği, davalıların kusur durumlarına göre hesaplama yapılan 11.07.2019 tarihli hesap bilirkişisi raporu da somut olay nedeniyle sigortalıya bağlanan gelirden ve yapılan diğer ödemelerden davalıların kusur durumuna göre gerekli indirimler yapıldıktan sonra Kurumun oluşan zararından işveren davalılara rücu edebileceği toplam miktarın 79.818,22 TL olduğu belirtilmiş olmakla birlikte, raporda maddi hata sonucu davalı işveren ... Elektrik Tic. San. Ltd. Şti.'nin kusur oranının %65 yerine %55 üzerinden hesaplandığı, davalı işverenin sorumlu olduğu miktarın (127.709,14 x 65 / 100) + ((127.709,14 / 2) x 15/100) = 83.010,94 + 9.578,18 = 92.589,12 TL olduğu anlaşılmakla bu hususun res'en dikkate alındığı gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile 10.000,00 TL peşin sermaye değerli gelirin, gelir bağlama kararının onay tarihi olan 20.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 26.11.2019 tarihli ve 2014/154 Esas, 2019/516 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalılar ... ve ... Elektrik Malzemeleri İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairemizce 14.12.2021 tarihli ve 2020/2073 Esas, 2021/15983 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada, mahkemece verilen 16.11.2011 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile '... meydana gelen olay nedeniyle davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Yasanın 21. maddesi olduğu ve bu madde kapsamında sorumluluk belirlenirken, gerçek zarar tavan hesabı yapılması gereği ile, hakkında ceza davası olduğu anlaşılan ... hakkında ceza mahkemesindeki karar kesinleşmiş ise, ona da bir miktar kusur verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, teselsüle dayalı davanın varlığı dikkate alınarak uygun şekilde bir karar verilmesi…' gereğine işaret edilerek araştırma ve inceleme yapılmak üzere bozulmuştur. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) Eldeki davada ise, uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup bozma sonrası aldırılan hesap raporunda her bir hak sahibi bakımından bağlanan peşin sermaye değerli gelir ile gerçek zararlarının kıyaslanması ile her biri bakımından ayrı ayrı olacak şekilde, düşük olan tutarların esas alınması gerekirken, tüm hak sahiplerinin gerçek zarar miktarı ile toplam peşin sermaye değerinin kıyaslanması ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, meydana gelen olayda işveren şirketin yetkilisi ve hatta müdürü olduğu anlaşılan ...’in ve diğer davalı ...’ın hukuki konumlarının yeniden irdelenerek işveren vekili veyahut üçüncü kişi olup olmadıklarının ayrı ayrı tayin edilmesi ve teselsüle dayalı olarak açıldığı anlaşılan eldeki davada tüm davalıların bu teselsül çerçevesinde 5510 sayılı Yasanın 21. Maddesi hükümlerinde yer alan sorumluluklarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğinin dikkate alınmaması da bozma nedenidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davalıların 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre ve davalıların hukuki konumları ile kusur durumları itibari ile dava edilen tutardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları değerlendirilerek Yargıtay ilamındaki eksiklikler giderildiği gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile 10.000 TL peşin sermaye değerinin onay tarihi olan 20.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Kuruma ödenmesine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalılar ... ve ... Elektrik Malzemeleri İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı ...'a verilen kusurun neden kaynaklandığının anlaşılamadığı, davalıların üçüncü kişi olmayıp işveren vekili oldukları, yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Davalılar ... ve ... Elektrik Malzemeleri İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...'ın işveren vekili olmadığı, üçüncü kişi olduğundan kendisine kusur atfedilemeyeceği, sigortalının tam kusurlu olduğu, kusur oranların arasında çelişki bulunduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle oluşan davacı Kurum zararının davalılardan rücuen tahsiline ilişkin alacak davasıdır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 26 ncı maddesi ilgili hükümlerdir. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Kurum vekili ile davalılar ... ve ... Elektrik Malzemeleri İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerden alınmasına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.