T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1659 KARAR NO : 2026/322 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/10/2021 NUMARASI : 2020/772 Esas 2021/768 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üze…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1659 KARAR NO : 2026/322 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/10/2021 NUMARASI : 2020/772 Esas 2021/768 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın müvekkili şirketten mal satın aldığını, malların davalıya teslim edildiği, müvekkilinin söz konusu satımdan kaynaklanan 117.575,70 TL tutarındaki alacağının halen ödenmediğini, taraflar arasındaki cari hesap dökümünden ve BA/BS formlarında da davalının borçlu olduğunun sabit olduğunu, davalı tarafın borçlu olmasına rağmen müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını, alacağını alamayan müvekkilinin İzmir 25.İcra Müdürlüğü'nün 2020/8112 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı tarafın icra takibine itirazı sebebi ile takibin durduğunu beyanla haklı davanın kabulü ile, İzmir 25.İcra Müdürlüğü'nün 2020/1182 Esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin....Mahallesi... Sokak No:... adresinde geri dönüşüm tesisleri işleri imalat işi ile iştigal ettiğini, müvekkil şirketin davacı şirketten saç profil ve demir aksamları satın aldığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisi doğduğunu, ...'ın davacı şirketin temsilcisi olduğunu, ...'ın ise, ...'ın oğlu olduğunu, ismini daha sonradan öğrendikleri şahsın ise, davacı şirketin temsilcisi olan ...'ın kardeşi ...olduğunu, ...'ün ise, ... ve ...ile birlikte yanlarına 3 kişi daha alarak müvekkili şirketin işyerine gelmek suretiyle silah gösteren, tehdit ve zorlamayla tahsilat ve senet alan kişi olduğunu, müvekkili şirketin borcunun olması sebebiyle bu konuya itiraz edemediğini, müvekkilinin davalıya 23.07.2019 tarihinde ....Bankası aracılığıyla önce 10.000 TL, 16.08.2019 tarihinde 20.000 TL ödeme yaptığını, 16.08.2019 tarihinde 20.000 TL ödemeden ayrı 8 farklı senet düzenletildiğini, bu senetlerden 21.09.2019 vade tarihli 25.000 TL bedelli senet, 25.10.2019 vade tarihli 20.000 TL bedelli senet ile 23.11.2019 vade tarihli 30.000 TL bedelli senetin ödemeleri yapıldıktan sonra müvekkili şirkete teslim edildiğini, ancak diğer senetlerin tamamının ödenmesine rağmen müvekkili şirkete geri verilmediğini, bu senetlerin zorla düzenlettirildiğini, bu olay hakkında soruşturma açılması yönünde suç duyurusunda bulunulduğunu, şüpheliler hakkında müvekkili şirket temsilcileri üzerinde silahla tehdit, baskı ve korku oluşturmak suretiyle para tahsil etmeleri ve bedelsiz kalan senetleri icraya koymak suçundan kamu davası açılmasının talep edildiğini, davacı şirkete yapılan ödemelerin davalı şirket tarafından İban numaraları gönderilen ...... ve ....adına yapıldığını, toplamda 71.800 TL'lik ödeme yapıldığını, bu itibarla müvekkili şirketin davacı şirkete borcunun olmadığını, ancak davacının ödemeleri almasına rağmen adı geçen 12.485,60 TL bedelli, 20.000 TL bedelli ve 30.000 TL bedelli 3 senedi İzmir 25. İcra Dairesi'nin 2020/8112 Esas sayılı dosya marifetiyle icra takibine koyduğunu beyanla, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "...Mahkememizce yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, deliller tüm dosya kapsamına göre; Dava; itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında mal alım-satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça takibe konu cari hesaptan kaynaklı alacağa ilişkin davalı aleyhine İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2020/8112 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalı tarafça takibe itiraz edildiği, takibin durdurulduğu, davacı tarafça süresi içerisinde mahkememizde iş bu itirazın davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflara uyuşmazlık konusu döneme ilişkin defterlerini sunmaları için süre verilmiş, davalı tarafça ticari defterler mahkememize ibraz edilmemiş olduğundan incelemeye konu edilmemiş, davacı defterleri üzerinde bir SMMM bilirkişisi marifetiyle inceleme yaptırılmış, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve açık olduğundan mahkememizce itibar edilmiş, bilirkişi raporuna göre; davacı şirket ticari defterlerinde icra takip tarihi itibariyle davalıdan 160.061,30-TL alacak bakiyesinin bulunduğu, davacının iş bu davaya konu ettiği alacağın 123.765,99 TL tutarındaki beş adet faturadan kaynaklanan 117.575,70 TL olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar bilirkişi tarafından davacının 2018 yılına ait defterlerin kapanış onayının bulunmadığı belirtilmiş ise de; davacı Bs formları ve davalı Ba formları ile toplam 18 adet fatura karşılığı 186.550 TL mal/hizmet satış ve alış faturalarının Vergi Dairesine taraflarca bildirilmiş olduğu, dolayısıyla davacı tarafça cari hesaba konu edilen faturalara konu malların davalı taraf teslim edilmiş olduğu kanaatinin oluştuğu, davalının bu fatura bedellerini ödediğine dair davacı defterlerinde kayıtlı ödemeler dışında bir ödeme yapıldığının davalı tarafça senetle ispat edilemediği, davalı tarafın HMK nın 222. Maddesine göre verilen kesin süre içerisinde defterlerini sunmadığı, her ne kadar davalı taraf ödemeleri davacının talimatıyla başka şahısların hesabına yapıldığını iddia etmiş ise de; bu iddialarını yazılı delille kanıtlayamadığı, ödemelerin yapıldığı hesapların davacı çalışanlarına ait olmasının tek başına davalının ödeme yaptığına karine oluşturmayacağı, davalının tacir olup, basiretli bir tacirin ödemeleri alacaklı hesabına yapması gerektiğini bilmesi gerektiği, şayet talimatla başka hesaba ödeme yapmış ise bunu da yazılı delillerle ortaya koyması gerektiği, dolayısıyla 123.765,99 TL lik 5 adet faturaya konu malların davalıya teslim edilmiş olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının davasının 117.575,70-TL üzerinden kabulü ile davalı borçlunun İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2020/8112 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına, alacak belirlenebilir olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile "davanın kabulü ile; davalı borçlunun İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2020/8112 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin aynen devamına, 117.575,70 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Usule ilişkin itirazları yönünden; dava dosyası kapsamında müvekkilinin ödeme yaptığı kişilerin bankaya yazı yazılmak suretiyle kimlik numaralarının tespit edilmesi ve kimlik numaralarıyla SGK'ya müzekkere yazılmak suretiyle davacı şirkette çalışıp çalışmadıklarının tespit edilmesi gerektiğini, ancak yerel mahkemece taleplerinin dikkate alınmadığını ve SGK'ya gerekli evrakların dosyaya alınması için müzekkere dahi yazılmadığını, müvekkilinin ödemeleri banka aracılığı ile yaptığını, Yerleşik Yargıtay İçtihatları ile de banka dekontlarının yazılı delil başlangıcı olarak kabul edildiğini ve bu hususta tanığın dinlenebildiğini, fazlaya ilişkin hakları ile karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakları saklı kalmak kaydıyla mahkemenin bu hususta tanıklarını dinlemesi gerektiğini, ancak yerel mahkemece her ne kadar taraflarınca dosyaya tanık dinletilmesi talebinde bulunulmuş ise de, dosyada tanık dinletilmeden esas hakkında karar verildiğini, yerel mahkemece adeta dosyanın bir an önce kapanması adına usule aykırı olarak müvekkili aleyhine dosyayı karara çıkardığını, esasa ilişkin beyanları yönünden; müvekkili şirketin .... Mahallesi ... Sokak No:... adresinde geri dönüşüm tesisleri işleri imalat işi ile iştigal ettiğini, müvekkil şirketin, ... Şti’nden saç profil ve demir aksamları satın alındığını ve aralarında cari hesap ilişkisinin doğduğunu, ...'ın, .... Şti’nin temsilcisi olduğunu, ...'ın ise, ...’ın oğlu olduğunu, ismini daha sonradan öğrendikleri şahsın ise .... Şti temsilcisi olan ...'ın kardeşi ...olduğunu, ...'ün ise, ... ve ...ile birlikte yanlarına 3 kişi daha alarak müvekkil şirketin işyerine gelmek suretiyle silah gösteren, tehdit ve zorlamayla tahsilat ve senet alan kişi olduğunu, olay günü ....Şti’nin temsilcisinin oğlu olduğunu söyleyen ... ile yine ....Şti.’nin temsilcisinin kardeşi olduğunu söyleyen ....'ın yanlarına aldıkları 3 kişiyle birlikte müvekkile ait iş yerine geldiklerini, ...’ın kardeşi olduğunu bildikleri ....'ın yanında getirdiği 3 kişiyi kastederek "ben bu şahıslardan daire satın aldım bundan böyle ödemelerini bu şahıslara yapacaksınız" dediğini, göstermiş olduğu 3 kişinin iş yerinde gömleğinin arkasından silah göstermek suretiyle müvekkil şirkete gözdağı verdiğini, müvekkil şirket temsilcisi ....'ın, ... Şti’ne borcunun olması sebebiyle bu konuya itiraz edemediğini, müvekkil şirket temsilcine öncelikle cari hesaba karşılık bir ödeme yapmasını söylediklerini, müvekkilin de olay çıkmaması adına 23.07.2019 tarihinde .... internet bankası aracılığıyla önce 10.000 TL gönderdiğini, daha sonrasında bahsi geçen kişilerin yine 5 kişi olarak müvekkil şirkete geldiklerini, müvekkillere ödeme yapması yönünde baskı kurduklarını, 16.08.2019 tarihinde 20.000 TL ödemesini sağladıklarını, 16.08.2019 tarihinde 20.000 TL ödemeden ayrı 8 farklı senet düzenlettirdiklerini, bu senetlerden 21.09.2019 vade tarihli 25.000 TL bedelli senet, 25.10.2019 vade tarihli 20.000 TL bedelli senet ile 23.11.2019 vade tarihli 30.000 TL bedelli senet ödemeleri yapıldıktan sonra müvekkil şirkete teslim edildiğini ancak diğer senetlerin tamamının ödenmesine rağmen müvekkil şirkete geri verilmediğini, bu senetlerden 2'sinin ... A.Ş. adına, üçünün de .... Şti adına zorla düzenlettirildiğini, anılan olay hakkında soruşturma açılması yönünde suç duyurusunda bulunulduğunu, şüpheliler hakkında müvekkil şirket temsilcileri üzerinde silahla tehdit, baskı ve korku oluşturmak suretiyle para tahsil etmeleri ve bedelsiz kalan senetleri icraya koymak suçundan kamu davası açılmasının talep edildiğini, müvekkil şirketin, davalı ... Şti’nden demir profil ve saç aksamı gibi mamuller satın aldığını, cari hesap borcuna karşılık olarak davalının 16.08.2019 tanzim tarihli 20.01.2020 vade tarihli 30.000 TL bedelli senet, 16.08.2019 tanzim tarihli 22.12.2019 vade tarihli 20.000 TL bedelli senet ve 16.08.2020 tanzim tarihli 22.02.2020 vade tarihli 12.485,60 TL bedelli senet olmak üzere 3 senedi (bono) silah zoruyla ve tehditle düzenleyerek davalı şirkete verdiğini, bu ödemelerin tamamının davalı şirket tarafından İban numaraları gönderilen ....,....ve.... adına yapıldığını, toplamda 71.800 TL’lik ödeme yapıldığını, söz konusu ödemelere ilişkin banka dekontu fotokopilerinin dosyada mevcut olduğunu, müvekkil şirketin davalı şirkete borcunun olmasının da söz konusu olmadığını, ancak davalı .... . Şti'nin ödemeleri almasına rağmen adı geçenin 12.485,60 TL bedelli, 20.000 TL bedelli ve 30.000 TL bedelli 3 adet senedi İzmir 25. İcra Dairesi'nin 2020/8112 Esas sayılı dosya marifetiyle icra takibine koyduğunu, alacağın ödenmediğine dair bu zamana kadar müvekkil şirkete başvurmadıklarını, borcun ödenmiş olmasına rağmen gerekli kontrolleri sağlamayarak icra takibinde bulunduklarını, haksız takibin müvekkil şirketi zor duruma düşürmekle kalmayıp usul ekonomisine de aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle davalı şirket tarafından söz konusu borcun talep edilmesinin mümkün olmadığını, ancak icra takibine konu olan 12.485,60 TL bedelli, 20.000 TL bedelli ve 30.000 TL bedelli 3 adet senedin müvekkil şirket tarafından düzenlendiğini, fakat senetlere konu olan borcun ödendiğini, bu itibarla müvekkil şirketin davalı şirkete borcunun olmasının da söz konusu olmadığını, ayrıca yerel mahkemenin, gerekçeli kararında da belirttiği ve bilirkişi raporunda da davacının 2018 yılına ait defterlerin kapanış onayının bulunmadığına değinilmiş ise de, bu hususta araştırma yapılmadan davacının BS formlarının ve davalının BA formları ile mal/hizmet satış ve alış faturalarının vergi dairesine taraflarca bildirildiğini, dolayısıyla davacı tarafça cari hesaba konu edilen faturalara konu malların davalı tarafa teslim edilmiş olduğu kanaatinin oluşması sebebiyle dosyada verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde"davanın kabulü ile; davalı borçlunun İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2020/8112 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin aynen devamına, 117.575,70 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2020/8112 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 117.575,70 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ üzerine davalı borçlu tarafından icra takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazın iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağının " 117.575,70 TL cari hesap alacağı" olarak gösterildiği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; Davacı Bs formları ve davalı Ba formları ile toplam 18 adet fatura karşılığı 186.550,00 TL mal/hizmet satış ve alış faturalarının Vergi Dairesine taraflarca bildirilmiş olduğu, dolayısıyla davacı tarafça cari hesaba konu edilen faturalara konu malların davalı tarafa teslim edilmiş olduğu kanaatinin oluştuğu, bu fatura bedellerini ödediğine dair davacı defterlerinde kayıtlı ödemeler dışında bir ödeme yapıldığının davalı tarafça senetle ispat edilemediği, davalı tarafın HMK nın 222. maddesine göre verilen kesin süre içerisinde defterlerini sunmadığı, her ne kadar davalı tarafça ödemelerin davacının talimatıyla başka şahısların hesabına yapıldığı iddia etmiş ise de, bu iddialarını yazılı delille kanıtlayamadığı, ödemelerin yapıldığı hesapların davacı çalışanlarına ait olmasının tek başına davalının ödeme yaptığına karine oluşturmayacağı, davalının tacir olup, basiretli bir tacirin ödemeleri alacaklı hesabına yapması gerektiğini bilmesinin gerektiği, şayet talimatla başka hesaba ödeme yapmış ise bunu da yazılı delillerle ortaya koymasının gerektiği, dolayısıyla 123.765,99 TL lik 5 adet faturaya konu malların davalıya teslim edilmiş olduğu gerekçesi ile taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının davasının 117.575,70-TL üzerinden kabulülüne, alacak belirlenebilir olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş olmakla; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sebepler dışında davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı tarafça davacının talimatı ile dava dışı 3. şahısların banka hesabına dava konusu alacağa istinaden yapıldığı savunma olarak ileri sürülen ödemeler yönünden ıspat külfeti davalı üzerinde bulunmakta olup davalı delilleri arasında açıkça yemin deliline de dayanıldığı görülmüştür. Mahkemece davalı ödeme savunması açısından davalıya yemin hakkı hatırlatılmaksızın yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. Ayrıca yine davalı savunmasında belirtilen soruşturma dosyası ve dava açılmış ise ceza dava dosyası getirtilerek incelenmeksizin karar verilmiş olması da yerinde olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/10/2021 tarih ve 2020/772 Esas 2021/768 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 2.010,00 TL istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, 7-Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 10/02/2026