6. Hukuk Dairesi 2024/996 E. , 2025/1397 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/308 E., 2024/25 K. BİRLEŞEN DAVA TEKİRDAĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2016/145 ESAS BİRLEŞEN DAVA TEKİRDAĞ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2017/41 ESAS İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.…
**6. Hukuk Dairesi 2024/996 E. , 2025/1397 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/308 E., 2024/25 K. BİRLEŞEN DAVA TEKİRDAĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2016/145 ESAS BİRLEŞEN DAVA TEKİRDAĞ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2017/41 ESAS İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalılar vekili Avukat Gülin Yalkın geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde; taraflar arasında 05.05.2014 tarihli Şantiye Mühendisliği, Tadilat ve Uygulama Proje Yapım Sözleşmesi imzalandığını, işin teminatı olarak müvekkilinin halen ikamet ettiği, mülkiyeti kendisine ait olan taşınmazı inançlı işlem ile davalı ...’ya devrettiğini, davalı ...’nın da diğer davalı vakfa devrettiğini, müvekkilinin sözleşme ile üstlenmiş olduğu taahhüdü yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin bakiye 50.000,00 TL’yi ödemediği gibi davalı ...'nın da kendisine inançlı işlem ile devredilen taşınmazı iade etmediğini belirterek taşınmazın müvekkili adına tapuda tesciline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili asıl ve birleşen davaya karşı verdiği cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, davacıya borçlu olmadıklarını, tam tersine fazla ödeme nedeniyle alacaklı olduklarını, inançlı işlemin söz konusu olmadığını, dava konusu gayrimenkul ve davacı için yapılan tüm işlemlerin banka aracılığıyla yapılmış olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.09.2018 tarihli ve 2015/99 Esas, 2018/310 Karar sayılı ilk kararı ile davacının, karşı yanın rızası veya ıslah olmadan iddiasını genişletemeyeceğinden dava dilekçesinde dayanılan sebep, vakıa ve dayanak hususlar çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği, davacının taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 05.05.2014 tarihinde işe başladığı, 10.03.2015 tarihinde işi bıraktığı, işi bıraktığında işin %10 seviyesinde olduğu, bunun işin ruhsat alınma aşamasına isabet ettiği, davacının 10 ay çalışması nedeniyle belirlenen aylık ücretine göre 35.000,00 TL'yi hakettiği, ayrıca davacının inşaat ruhsatından sonra tadilat projesi hazırlanıp belediyeye sunmakla 12.500,00 TL ücreti hakettiği, davalı tarafından davacı adına şantiye şefliği bedeli olarak 15.500,00 TL ödeme yapıldığı, bu durumda davacının asıl davada davaya konu edilen sözleşmeden dolayı davalı şirketten 32.000,00 TL bakiye alacağının kaldığı kabul edilmiş; tapu iptal ve tescil talebi yönünden ise; inanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabileceğinden, davacının da bu iddiasını ispata yarar delil sunamadığı anlaşıldığından davacının, davalılar ... mirasçıları aleyhine ve Balcı Vakfı aleyhine açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının reddine; birleşen davaların da reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 18.09.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2022 tarihli ve 2019/570 E., 2022/149 K. sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Daire'mizin 28.09.2023 tarih ve 2022/2499 Esas, 2022/149 Karar sayılıilamı ile "asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilerek, "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ''Taleple Bağlılık İlkesi'' başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; ''Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenleme gereğince dava dilekçesinde yer almayan bir hususta mahkeme yargılama yapamayacağı gibi hüküm de veremez. Davacı yüklenici, dava dilekçesinde açık olarak taraflar arasında imzalanan 05.05.2014 tarihli sözleşmeden bahsederek bu sözleşme kapsamında yapılan iş karşılığı ödenmeyen alacağının tahsilini istediğinden, diğer sözleşme ile sözleşme dışı işlere ilişkin dava dilekçesinde talebi bulunmadığından ve davasını da ıslah etmediğinden ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesince sadece dava konusu edilen sözleşmenin dikkate alınarak, yargılama yapılması doğru olmuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı yüklenici tarafından bu sözleşme kapsamında toplam 47.500,00 TL bedelli iş yapıldığı, bu iş için davalı tarafından ödenen 15.500,00 TL mahsup edilerek, asıl davada davalı şirket aleyhine 32.000,00 TL’ye hükmedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı şirketin, davaya konu sözleşme nedeniyle davacının hak ettiği alacağa ve ödemelere ilişkin bir istinaf sebebi ileri sürülmediği kabul edilmiş ise de; davalı şirketin istinaf dilekçesi incelendiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunun davalı ödemelerini yeterince dikkate almadığı, kendi ticari defterlerinin incelenmesi yönündeki taleplerinin mahkemece değerlendirilmediği, davacı tarafın dahi 280.707,00 TL tahsilat yaptığını ikrar ettiği yönündeki istinaf sebepleri değerlendirildiğinde davalının davaya konu sözleşme nedeniyle yapılan ödemeleri istinaf ettiği anlaşıldığından istinaf mahkemesinin bu gerekçesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile, davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında 47.500,00 TL’lik iş yaptığı hesaplanmıştır. Davacı 16.10.2017 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, diğer dava konusu yapılmayan işler haricinde dava konusu sözleşme uyarınca davalı şirketin 87.880,00 TL ödeme yaptığını ikrar etmiştir. İş bu durumda davacının açık ikrarı karşısında, dava konusu yapılan sözleşme uyarınca davalı tarafça ödenen iş bedeli, davacı tarafça yapıldığı hesaplanan 47.500,00 TL iş bedelinden fazla olduğu anlaşıldığından mahkemece asıl davada davalı şirket aleyhine açılan davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır."gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ispatlanamayan tapu iptali tescil ve birleşen dosyalardaki tazminat davalarının reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde, a. Mahkemenin, dava dilekçesinde fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı tutulduğunu ve şimdilik 50.000,00 TL talepte bulunulduğunu dikkate almadığını, b. Mahkemenin davalıların yaptığı ödemelerin 287.000,00 TL tutarlı kambiyo senedi karşılığında ödendiğini tespit ettiğini, bu tespitin doğru olduğunu, taşınmaz bedeli 220.000,00 TL'nin de bu ödemeler dahilinde olduğunu, yüksek mahkemenin, tespite konu kambiyo senedinin Çatalca İcra Müdürlüğünün 2015/501 Esas takip dosyası ile mükerrer tahsilat amacı ile davalılar tarafından icraya konulduğunu bilmeksizin, eksik inceleme neticesinde böyle hatalı bir karar verdiğini, bu nedenle kararın bozulması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık, sözleşme uyarınca ödenmeyen bakiye iş bedelinin tahsili ve inançlı işlemle devredilen taşınmazın tapu iptal ve tescil istemlerine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl ve birleşen davalarda davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan asıl ve birleşen davalarda davalılara verilmesine, Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden asıl ve birleşen davalarda davacı ...'tan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.