Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin hissedarlarından olduğunu, davacının, davalı şirketin ---- tarihinde yapılan ----- ---- vekili marifetiyle katıldığını, davalı şirketin --- tarihli ------------- yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesine ilişkin kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yönetim kurulu seçimine ilişkin ---- numaralı kararın esas sözleşmeye aykırı olduğunu, ---- numaralı kararın hisse devirlerinin onaylanmasına ilişkin olduğunu, bu madde
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının iştigal konusu içinde "..." isimli yeni bir gemi yaptırdığını ve bahse konu geminin makine ve pervane aksamını davalı ...'nın üreticisi ve diğer davalının da Türkiye'deki tek satıcısı olduğu şirketten satın aldığını, davacı ile ... arasında 26.10.2005 tarihinde bir sözleşme yapıldığını, ayrıca...'nun bahse konu makine ve pervane aksamının tamir ve bakımı ile yedek parça temini hususunda da Türkiye'de tek yetkili firma olduğunu, anılan sözleşme kapsamında ...gemisi için alınan ana makine ve pervanenin 30.10.2006 tarihinde teslim edilmesi gerekirken ana makinenin 23.02.2007 tarihinde, pervane aksamının ise 15.08.2007 tarihinde geç olarak davacıya teslim edildiğini, davacının geç teslim nedeniyle gemiyi makine ve ekipmanlar olmaksızın kızaktan denize indirmek zorunda kaldığını ve ek maliyetlerin doğmasına neden olduğunu, belirtilen tarihten geç olarak makine ve sistemin montajının gerçekleştiğini, ancak yapılan testlerde pervanenin yağ kaçırdığının tespit edildiğini, problemin çözümlenemediğini, yazılı ve sözlü olarak yapılan başvurulara rağmen davalıların yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, defalarca tekrarlayan arızalar nedeniyle geminin arızanın giderilebilmesi için Türkiye'ye getirildiğini ve arızanın giderilmesine kadar 22.06.2009 ila 27.12.2009 tarihleri arasında Tuzla Tersaneler Bölgesinde kaldığını, geminin Tuzlada bulunduğu esnada Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/106 D.iş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını ve rapor alındığını, iş bu davanın haklılığının da anılan rapor ile sübut bulduğunu, nihayetinde üretici firmanın hatasını kabul edip CPP sistemini, İtalya'dan gönderdiği mühendislerle ve ...o'yu dışlayıp, tüm masrafları üstlendiğini söyleyerek değiştirdiğini, bu şekilde davalılarca malın ayıplı olduğu ve davacının zarara uğradığının açıkça ve hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde kabul edildiğini, davacının geminin kullanılamamasından kaynaklanan kazanç kaybının 1.316.000 ABD doları, tersane masrafları 90.000 ABD doları, geminin Tuzlada bulunduğu sırada dört sefer için acenteye 6.000 ABD doları ödendiğini, 5.400 ABD doları yakıt sarfiyatı, Çanakkale ve Tuzla'dan fener rüsumu olarak 725 ABD Doları, sağlık rüsumu olarak 335.00 ABD doları olmak üzere zararlarının cem'an 1.423.260.00 ABD Dolarına tekabül ettiğini, bu nedenlerle davacının fazlaya ilişkin tüm talep hakları saklı kalmak kaydı ile davacının uğradığı zararlara ilişkin olarak şimdilik 500.000 ABD dolarına sadır olan alacağın, asıl alacağa dava tarihinden itibaren bankaların 1 ABD Dolarına uyguladığı en yüksek ticari faiz oranı dikkate alınarak hesaplanacak işlemiş faizi ile birlikte BK.m 83/3 gereği fiili ödeme günündeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden YTL karşılığının müşterek ve müteselsilen sorumlu davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama gider ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 12/06/2014 havale tarihli ıslah dilekçesinde; 500.000,00 USD üzerinden açmış oldukları davalarını 923.260,00 USD ıslah ederek toplam 1.423.260,00 USD'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve ıslah harcını yatırmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı .... Koll. Şti. savunmasında özetle; davanını açıldığı tarih itibari ile 818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu ve 6762 sayılı Mülga Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğunu, dava konusu olayın iki tacir arasında gerçekleşmiş ticari bir satım akdi olduğunu ve 6762 sayılı TTK madde 25/4 uyarınca altı aylık zamanaşımına tabi olduğunu, mülga B.K madde 207 hükmünün işbu davada uygulanmayacak olsa dahi öngördüğü bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davanın eski TTK 25/4. maddesi hükmünce altı aylık zamanışımı süresi dolduktan sonra açıldığını ve bu itibarla davanın reddi gerektiğini, davacı ile davalı arasında davalıya ait inşa edilmekte olan ... isimli gemisine ilişkin 26/10/2005 tarihinde "1 adet MaK 6M20 tahrik paketi" isimli ana makine, pervane, jeneratör kompresör ve sair teçhizatı içeren sözleşme imzalandığını, beş ayrı ülkede imalatçı ve satıcıdan tedarik edilen bu malların 10/08/2007 tarihinde CPP sisteminde teslim edilmek suretiyle teslimin tamamlandığını, montajdan sonra geminin denize indirilmiş ve 24/12/2007 tarihideki deneme seferi esnasında pervanede yağ kaçağının tespit olunduğunu, gemi servis şirketi (... Mak. Tic. Ltd. Şti) nezaretinde Haliç Tersanesinde havuzlandığını, pervane kanatlarının söküldüğünü ve gövdede mevcut hub içindeki O-ring kanalının 6.3 mm olması gerekirken 7.2 mm olduğunun tespit olunduğunu, kanaldaki bu 0.9 mm lik imalat hatasının imalatçı ZF ve klas kuruluşu BV Bureau Veritas onayı ile teflon şim konulmak suretiyle tadilatla kapatıldığını, 25/12/2007 tarihinde geminin tekrar denize indirildiğini ve birkez daha yağ kaçağı görülmesi üzerine bu sefer Tuzla Tersanesinde geminin tekrar havuzlandığını ve imalatçı ZF ve klas BV Burea Veritas onayı ile paslanmak şim konulmak suretiyle kanaldaki ayıbın giderildiğini ve geminin tekrar denize indirildiğini, bu kez pervane kapatılırken üzerindeki tapalardan birinin gevşek sıkıldığının tespit olunduğunu ve dalgıç marifetiyle tapanın sıkıştırılarak sorunun giderildiğini ve 05/01/2008 itibari ile geminin sefere çıktığını, 05/01/2008 tarihiden itibaren davacının herhangi bir yağ kaçağı veya pervaneye yönelik ayıp ihbarı ile davalıya veya servis şirketine müracaatta bulunmadığını, davacı tarafından davalıya yönelik ayıp sebebiyle herhangi bir talep gelmemesi üzerine Beşiktaş .... Noterliğinin 17/07/2009 tarih ... yevmiyeli ihbarnamesi ile davalıya yönelik herhangi bir hasar ihbarı yada tespit talebinde bulunmamaları nedeni ile bu hususta davalı gıyabında yapılacak her türlü tespit ve sair işlemlere muvafakatleri olmadığını, herhangi bir bakım veya tespit talebi varsa bunu yazılı olarak bildirmeleri halinde servis şirketince gerekli incelemelerin yapılabileceğini ve tutulacak rapora göre de gereken işlemlerin yapılacağının ihbar olunduğun, davacının Beyoğlu ... Noterliğinin 30/07/2009 tarih ... yevmiye cevabi ihtarnameleri ile hasar ihbarında bulunduğunu ve Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/106 D. İş sayılı delil tespiti dosyasını da ihbar ettiğini, 20/08/2009 tarihinde başlayan karşılıklı yazışmalar neticesinde ancak 04/09/2009 itibari ile davacı gemisinde davalı tarafından inceleme yaptırılabildiğini, dalgıç tarafından görüntülü kayıt altına alınan bu inceleme akabinde davacıdan hasar giderimi için geminin havuzlamasının talep edildiğini, hatta bu konuda davalının 02/03/2009 tarihinde İstanbul Tersanesinde geminin havuzlanmasının planlandığını, ancak davacı tarafından havuzlamanın gerçekleştirilmediğini 04/11/2009 tarihinde havuzlamanın gerçekleştirilebildiğini, 04/11/2009 itibari ile pervanenin servis elemanlarınca imalatçı davalı ... nezaretinde söküldüğünü ve pervane içindeki "hub"ın değiştirilmesinin gerektiğinin belirlendiğini, imalatçı ZF'nin değişikliği kabul ettiğini, pervane gövdesindeki hup'un imalatçı tarafından yenisi gönderilmek suretiyle değiştirildiğini, geminin hasarının giderilmiş halde 27/12/2009 itibari ile sefere çıktığını, davacı talepleri ile sözleşme hükümleri karşılaştırıldığında davacının taleplerinin reddi gerektiğini, sözleşmenin 12. maddesinin 6. paragrafında açıkça belirtildiği üzere hasar halinde geminin çekilmesi, havuzlanması, vinç, palamar gibi harcamaların garanti kapsamında satıcıdan talep edilemeyeceğini, 14. madde ile satıcı yalnızca bu sözleşme içerisindeki sorumluluklarını yerine getirmemesinden dolayı zarardan sorumlu tutulacaktır, satıcı hiçbir şekilde kar kaybı, gelir kaybı, sermaye kaybı ve üçüncü şahısların alıcıya yönelttiği iddialardan dolayı uğranılan veya alıcı tarafından yapılan dolaysız, tesadüfi veya dolaylı zarar ödemelerinden satıcının mükellef olmadığını, 6. madde 6 paragraf ile eğer alıcı satıcıya atfedilebilecek nedenlerle ortaya çıkan gecikmeden ötürü zarar görürse, alıcı gecikme için tazminat hakkına haciz olacaktır, bu durumda alıcı 4 haftalık bir telafi süresini takiben, her bir 7 günlük tam bir haftalık gecikme süresi için, gecikme nedeni ile zamanında veya sözleşmeye göre kullanılamayan ilgili donanım parçasının fiyatının %0,5'i kadar ve toplamda %5'ini geçmemek üzere zarar tazminatına hak kazanır, bu telafi alacının gecikme için çaresi olacaktır denildiğini, sözleşme hükümleri ve davacı taleplerinin karşılaştırıldığında davacının taleplerinin reddi gerekeceğini belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili savunmasında özetle; davacının tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, bir an için davacının ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayandığı iddia edilse dahi davanın yasada belirtilen altı aylık süre geçirildikten sonra açıldığını, davacının sözleşmesel ilişki içinde bulunduğu tarafın diğer davalı ... olduğunu, davalı ile davacı arasında ise herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığını, davacının oluştuğunu iddia ettiği ve tazminini talep ettiği zararın niteliği dikkate alındığında dahi davalının ürün sorumluluğundan bahsedilerek kendisine kusur ve sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmayacağını, davanın öncelikle husumet nedeniyle reddine karar verilmesini, diğer davalı ...'nun davalının Türkiye'de ürünlerini satmakta yetkili tek satıcısı olduğunu, tek satıcının sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına, riski de üstlenerek satan tacir olduğunu, mali yönden bağımsız olan tek satıcının kendi sermayesini koyarak sözleşme konusu malların satışının tüm rizikosunu da üstlenmekte olduğunu, sözleşmenin bu özelliği ile tek satıcıyı, davalı adına ve hesabına hareket eden acenteden ve kendi adına ancak başkası hesabına hareket eden komisyoncudan ayırdığını, tek satıcılık sözleşmesinin ana unsurlarından olan tek satıcının kendi ad ve hesabına hareket etmesi özelliği nedeniyle de davacı tarafından tek satıcının imalatçısı olan davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin davacının iddia ettiği üzere üreticinin sorumluluğu kapsamında bir tazmin yükümlülüğünün bulunmadığını, üreticinin sorumluluğundaki hata/ayıp kavramları ile ayıba karşı tekeffül borcundaki hata/ayıp kavramlarının birbirlerinden farklı olduğunu, üreticinin sorumluluğu ile ayıba karşı tekeffül borcu, yöneldikleri amaç bakımından da birbirlerinden farklı olduğunu, ayıba karşı tekeffül borcunun temel amacının tarafların edimleri arasında bozulan dengenin yeniden kurulması iken, üreticinin sorumluluğu ile amaçlanan genelin can ve mal güvenli ile tehlike yaratan, güvenli olmayan ürünlerin piyasaya sürülmesinin yol açacağı zararlara karşı korunması olduğunu, bu durumda davacının davalı şirkete karşı ürün sorumluluğu kapsamında bir zarar giderimi iddiasında bulunmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından gemi aksamının bir kısmı kendisinden ithal edilen davalıya karşı ayıp nedeniyle sorumluluk hükümlerine dayanılmasının mümkün olamayacağını, davacı delilleri arasında sunulan 10/07/2009 tarihli Deniz Ticaret Odası yazısında Haziran 2009 tarihi itibari ile geminin gelirinin 6.500 ABD doları ve basit maliyetinin de 2.200 - 2.500 ABD doları olduğunun belirtildiği, bu şartlar altında geminin günlük net gelirinin 4.000 - 4.300 ABD doları olarak belirlenmiş iken davacı tarafından bunun 7.000 ABD doları olduğunun iddia edilmesinin tamamen kötü niyetli olduğunu, aynı şekilde geminin uzun dönem kira sözleşmesi ile çalıştırılacağına ilişkin de herhangi bir kaydın olmadığını, bu nedenle çalışamadığı günlere ilişkin tam zamanlı bir hesap yapılmasının da piyasa koşullara aykırı olduğunu belirterek, öncelikle davanın müvekkili yönünden husumet nedeniyle usulden reddine, zamanaşımı nedeniyle reddine, olayda davalının gerek üreticinin sorumluluğu, gerekse ayıba karşı tekeffül hükümleri çerçevesinde herhangi bir tazmin yükümlülüğü bulunmadığından davacının müvekkiline yönelik davasının esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir.