Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/10780 E. , 2024/15735 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/10780 Karar No : 2024/15735 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı - ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... İl Emniyet Müdürlüğ
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/10780 E. , 2024/15735 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/10780 Karar No : 2024/15735 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı - ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı İçişleri Bakanlığı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olma" isnadıyla ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı dosyada yürütülen soruşturma sonucunda, ... tarih ve K:... sayılı kararla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının telefonunda bulunan ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşmede kullandığı 'Kakao Talk' isimli yazılımla örgüt üyeleri veya mahrem imamlarla iletişim kurduğuna dair herhangi bir delilin dava dosyasına sunulmadığı, söz konusu telefonda Fethullah Gülen ile ilgili arama yapılmış olması hususu ve hakkındaki kodlamalar dikkate alındığında tek başına davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisakı yahut irtibatı olduğunu ortaya koyamayacağı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren başka bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yapılacak değerlendirme için herhangi bir delile dayanma zorunluluğunun öngörülmediği, yürüteceği kamu hizmetinin doğrudan ülke güvenliğinde ve asayişin sağlanmasında önemli bir yere sahip olması ve görevin hassasiyeti de birlikte dikkate alındığında, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. SAVUNMANIN ÖZETİ : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Erzurum İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirme ve ayrıca sistem dökümü belgesine göre, cep telefonu ve bu cep telefonundan elde edilen hafıza kartının incelenmesi sonucu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşmede kullandığı 'Kakao Talk' adlı yazılımı yüklediği, uygulama klasörüne bakıldığında Fethullah Gülen ile ilgili birçok arama yapıldığı yönünde tespitlere yer verildiği, yine FETÖ/PDY emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasında ele geçirilen dijital veride, davacının 2015 Mart Alan:AD (Emniyet içindeki FETÖ yapılanmasının etki alanı dışındaki kişileri tanımlar), 2015 Mart Alan Dışı:GA (FETÖ mensubu olmayan ancak FETÖ mensuplarını bilip onları amirlerine ifşa eden, gammazlama yapan, aleyhte çalışan kişileri ifade ettiği) olarak kodlama bulunduğunun belirtildiği; Mahkemece, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" isnadıyla ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının telefonunda bulunan ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşmede kullandığı 'Kakao Talk' isimli yazılımla örgüt üyeleri veya mahrem imamlarla iletişim kurduğuna dair herhangi bir delilin dava dosyasına sunulmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesince reddedildiği görülmüş ise de; temyiz aşamasında davalı idarece 17/07/2024 tarihli dilekçe ile dosyaya sunulan Veri Analiz Raporunda, 2011 Alan kısmında davacının "EA" (Örgüt üyesi olan, örgüt içinde çalışan ve örgütü benimseyen ancak belli başlı noktalarda eksikliği olduğu değerlendirilen kişi) olarak kodlanmış olduğu ve anılan kodun esaslı bir veri olduğu, bu nedenle belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı yönünden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi. (X)KARŞI OY : Çoğunluk kararında da belirtildiği üzere, gizli tanık ...dan elde edilen kodlama verileri, ilgililerin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek, hukuka uygun veri niteliğindedir. Bu çerçevede, “alan-içi” kapsamında kodlanan kişilerin kodlama tanımlarına bakıldığında, örgütle irtibat ve iltisaklı olduklarında herhangi bir tereddüt bulunmamakla birlikte, örgütün kodlama sisteminde “alan-içi” kapsamında kodlanmış iken, daha sonra "alan dışı" kapsamında "AD", "AİHL", "AÜL", "DC", "DD", "E", "EBL", "AL", "ED", "EDL", "G", "İHL", "MENFİ", "MNL" olarak kodlanmış kişilerin durumunun ayrıca tartışılması gerekmektedir. ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma kapsamında ifadesi alınan gizli tanık ...un beyanlarında "alan dışı" kodlamalara ilişkin olarak "ALAN DIŞI; Emniyet Teşkilatında görevli bulunduğu süre zarfında örgüt ile bağlantısı olmayanlar olarak nitelendirilebilir. Özellikle Alan Dışı kısmında yer alan personelin kodlamaları, birlikte çalıştığı alan içinde yer alan örgüt mensubu emniyet teşkilatı personellerinden (EA, SAY, A4, A5, B4, B5 vb. kodlamasına sahip kişiler) alınan bilgiler neticesinde verilmiştir… Ayrıca ilgili personelin hayata bakış açısı, yaşam tarzı, aile yapısı, mezhebi ve inancına ilişkin ayrıntılı araştırmalar yapılarak kodlama/fişleme yapılmıştır. ... OFİS; Kodlamalarda, FETÖ mensuplarından bekar veya yeni mezunların cemaat evlerinde kalıp kalmama durumlarını gösteren “Ofis” sütunu bulunmaktadır. FETÖ’de bekar veya yeni mezun memurlar için oluşturulan örgüt evleri bulunmaktadır. Bu evlerde kalanlar için genel olarak “EVET“, kalmayanlar için “HAYIR” tabiri kullanılır...; KURS TAKSİDİ; Kodlamalarda, FETÖ mensubu şahsın örgüte aylık olarak verdiği TL cinsinden himmeti gösteren “Kurs Taksidi" sütunu bulunmaktadır. Burada fişleme/kodlaması yapılan personelin kodlaması ile ters orantıda himmet kayıtları görülebilir. Örneğin, “SAYV” pozisyonunda olan birinin himmet kaydının bulunmaması şahsın hiçbir zaman himmet vermediği anlamına gelmez, şahıs listenin düzenlendiği tarihte çeşitli ekonomik gerekçelerle ev alma, araba alma, borçlu olma, hastalık vb. durumlarda mahrem sorumlusunu bilgilendirerek himmet vermeyebilir. Yine, CA veya SCB kodlaması bulunan kişinin himmet kaydının bulunması ise şahsın bilhassa 17/25 Aralık süreci sonrasında hem mahrem sorumlu ile arayı iyi tutmak, bağı koparmamak adına himmet miktarını verirken, diğer bir taraftan da birlikte görünmemek ve görüşmek istememesi hususları ile alakalı olabilir. Bu sebep ile örgütten ayrıldığı yönünde kodlaması olan şahısların da kurs taksiti verdiği görülebilir...; ETÜT; FETÖ mensuplarının haftalık ders programlarının dışında, bekar memur evleri ya da özel olarak bu iş için tutulmuş evlerde veya evi müsait olan personelin evinde, bazen yatılı olmayı da içeren yoğunlaştırılmış ders programı (manevi tören) sayısı örgüt mensubu açısından fişleme/kodlama listelerine kayıt edilir. Bu listelerde karşılaşılan buçuklu ifadeler, yarım günü ifade eder. Normalde her FETÖ mensubunun yılda 15 günlük bir programı tamamlaması hedeflenir ancak yoğun mesaide çalışan kişilerin manevi törene katılma sıklığı eksik olsa da mazur görülür. Burada ana amaç ETÜT’e katılan örgüt mensuplarına dini bilgilerin yanı sıra örgüt ideolojisini benimsetmektir. ETÜT örgüt içerisinde rutin hale gelen sohbet adı altındaki haftalık veya aylık toplantılarla karıştırılmamalıdır. Burada örgüt mensubundan yıllık izninin belirli kısmını örgüt tarafından belirlenecek adreste geçirmesi beklenir...” şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir. "Alan Dışı" kategorisi altında yer alan kodlamalar: "AD/ ALAN DIŞI/DIŞ Emniyet içindeki örgüt yapılanmasının etki alanı dışındaki kişilerdir. AİHL Nur Cemaatlerine müntesip kişiler için kullanılan kodlama türüdür. AÜL/AÖL AÜL ve AÖL Ülkücü kişiler için kullanılan kodlama türüdür. DC Örgütün etki alanı dışındaki kişiler hakkında kullanılan bir koddur. DD Örgütün etki alanı dışındaki kişiler hakkında kullanılan bir koddur. DEĞİL Kolon adı ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Veriler içerisinde kolon adında yazan ALAN MI sorusunun cevabı olarak yazılmış ise örgütün etki alanı dışındaki kişiler hakkında bir koddur. E/E? Örgütün etki alanı dışındaki, işini iyi yapan Amir sınıfı personel için ehli dünya olarak kullanılırdı. İlgili kodun arka kısmına konulan “?” ibaresi ise kodunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermek için kullanılırdı. EBL / ALEVİ / AL/ E.B./ E.BYT / EBYT/EHL Bu harf kodlamalarının tamamı Alevî mezhebine mensup olan kişiler için kullanılmıştır. ED/EDL Ehli Dünya bir yaşam süren kişiler için kullanılmıştır. F/ F1/SF1/XF1/ F2/SF2/ F3/SF3/ F4/SF4/F5/F6 F,F1,F2, F3, F4, F5, F6; hayatının hiçbir safhasında örgüt ile bağlantısı olmamış, örgüte menfi bakan zümreyi teşkil eder. Kodlamaların ön kısmında yer alan S ve X harfleri kodlamanın tekrar değerlendirilmesi gerektiğini göstermek için kullanılmıştır. G/SG Herhangi bir örgütle veya cemaatle bağlantısı olmayan ancak dini vecibelerini yerine getiren güzel insan anlamında kullanılmıştır. Kodlamanın ön kısmında yer alan S harfi kodlamanın tekrar değerlendirilmesi gerektiğini göstermek için kullanılmıştır. GA/SGA “GA” Gambazcı anlamında yani örgüt mensuplarını üstlerine bildiren kişiler için kullanılan kodlama türüdür. Kodlamanın ön kısmında yer alan S harfi kodlamanın tekrar değerlendirilmesi gerektiğini göstermek için kullanılmıştır. İHL Diğer cemaatlere müntesip kişiler için kullanılmıştır ayrıca İmam Hatip Lisesi mezunu kişiler için de kullanıldığı olmuştur. M Rütbeli Personel için farklı cemaatlere müntesip kişiler için kullanılan kod türüdür. MENFİ / MENFİ DIŞ/ MNF/MML MENFİ ibaresi ile örgüt mensubu olmayan ve örgüte zarar verme potansiyeli olan kişiler için kullanılan kodlama türüdür. MNL Alan dışında kullanılan kodlamalardandır. MNML Polis Memurları için diğer cemaatlere müntesip kişiler için kullanılan kodlama türüdür. OLUMSUZ Örgütün etki alanının dışındaki personeli ifade eder ancak rutinde kullanılan bir kodlama değildir. Kelime anlamı ile verinin yazıldığı tarihte Alan dışı veya Ümit/Serhat kodlamasına sahip kişiler için de kullanılmış olabilir. ÖL Geçmiş dönemlerde kullanılan bir kod türüdür. Tam olarak ne anlama geldiğini hatırlamıyorum. SLM/SML Polis Memurlarından örgüt mensubu olmayan ancak ilgilenilebilecek kişiler için kullanılan kodlama türüdür. YOK Hakkında bilgi olmayan, ikincil değerlendirilmesi yapılmayan veya gerçek anlamıyla kodlaması/fişlemesi yapılan personelin ilgili ilde fiili olarak bulunmadığını ifade edebilir. Kullanım yerine bakılması gerekir. Z / ZML/ ZARARLI/ZR/ZRR/ZARARLl ibaresi Menfi kodlaması/fişlemesi ile aynı anlamı taşır. TEKVANDO Bu kodlamayı hatırlamıyorum ancak tarafıma göstermiş olduğunuz, teslim etmiş olduğum dijital veriler içerisinden çıkan “C KATI ESKİ BİLGİLER” excelinin ACKLMALAR sayfasında yer alan bilgilerde “ULKUCU” olarak açıklama yapılmış ise bu doğrudur. Yani bu kişi ülkücü olarak gözüken kişidir. SU TOPU Bu kodlamayı hatırlamıyorum ancak tarafıma göstermiş olduğunuz, teslim etmiş olduğum dijital veriler içerisinden çıkan “C KATI ESKİ BİLGİLER” excelinin ACKLMALAR sayfasında yer alan bilgilerde “SOL GORUSLU” olarak açıklama yapılmış ise bu doğrudur. Yani bu kişi Sol Görüşlü olarak gözüken kişidir. ATICI Bu kodlamayı hatırlamıyorum ancak tarafıma göstermiş olduğunuz, teslim etmiş olduğum dijital veriler içerisinden çıkan “C KATI ESKİ BİLGİLER” excelinin ACKLMALAR sayfasında yer alan bilgilerde “MUNTESIP” olarak açıklama yapılmış ise bu doğrudur. Yani bu kişi başka cemaate mensup kişidir. ATLETIZM Bu kodlamayı hatırlamıyorum ancak tarafıma göstermiş olduğunuz, teslim etmiş olduğum dijital veriler içerisinden çıkan “C KATI ESKİ BİLGİLER” excelinin ACKLMALAR sayfasında yer alan bilgilerde “ALEVI” olarak açıklama yapılmış ise bu doğrudur. Yani bu kişi Alevi mezhebine ait kişidir. TENIS Bu kodlamayı hatırlamıyorum ancak tarafıma göstermiş olduğunuz, teslim etmiş olduğum dijital veriler içerisinden çıkan “C KATI ESKİ BİLGİLER” excelinin ACKLMALAR sayfasında yer alan bilgilerde “ORTADA ZARARSIZ ALAKASIZ” olarak açıklama yapılmış ise bu doğrudur. Yani bu kişi örgüt ile bağlantısı bulunmayan ancak zararı da olmayan kişidir. MASA TENISI Bu kodlamayı hatırlamıyorum ancak tarafıma göstermiş olduğunuz, teslim etmiş olduğum dijital veriler içerisinden çıkan “C KATI ESKİ BİLGİLER” excelinin ACKLMALAR sayfasında yer alan bilgilerde “YAŞANTI OLARAK EHLI DUNYA” olarak açıklama yapılmış ise bu doğrudur. Yani bu kişi Ehli Dünya yaşam süren kişidir. EML Bu kodlamayı hatırlamıyorum ancak tarafıma göstermiş olduğunuz, teslim etmiş olduğum dijital veriler içerisinden çıkan ANKARA SEMİNER excelinin 4-İNT sayfasında “ERGENEKON- ULUSALCI” olarak açıklama yapılmış ise bu doğrudur. Bu kişi alan dışındadır. TM/TML Bu kodlamayı hatırlamıyorum ancak tarafıma göstermiş olduğunuz, teslim etmiş olduğum dijital veriler içerisinden çıkan ANKARA SEMİNER excelinin 4-İNT sayfasında “TÜM TERÖR GRUPLARI” olarak açıklama yapılmış ise bu doğrudur. Bu kişi alan dışındadır." şeklinde tanımlanmıştır. "Alan-dışı" kategorisinde "AD", "AİHL", "AÜL", "DC", "DD", "E", "EBL", "AL", "ED", "EDL", "G", "İHL", "MENFİ", "MNL" olarak kişinin örgütün etki alanı dışında olduğu ve mevcut durumundaki ayrıntıyı ifade eder şekilde kodlandığı anlaşılmaktadır. Temas kurulup etki alanına alınamayan ya da örgütün kodlama dönemlerinin herhangi bir evresinde bağını koparmış, etki alanı dışına çıkmış, örgütün kazanılmak için faaliyette bulunmadığı kişilerin kodlandığı "alan-dışı" kategorisinde örgütün etki alanı dışında bulunan, kazanılıp kazanılamayacağına ilişkin herhangi bir bilgiyi barındırmayan, örgüte zararlı olup olmadığına dair kodlama türlerini içeren kodlamaların bulunduğu görülmektedir. Gizli tanık ...’un yukarıda yer verilen beyanlarına yansıdığı üzere, örgütün ayrılan kişileri yeniden kazanmaya çok önem verdiği ve temel politikalarından birisinin, daha önce “alan-içi” kategoride kodlanan kişilerden çeşitli sebeplerle örgütten ayrılanların tekrar örgüte kazandırılması amacıyla tek taraflı olarak, yoğun ve ısrarlı bir biçimde faaliyetlerde bulunmak olduğu, bu çerçevede ayrılan kişilerin takibinin yapıldığı, bu kişilerle temas kurulmaya çalışıldığı, kodlama sisteminde örgüte yeniden kazandırılması gereken kişi olarak kodlandığı, temas kurulup etki alanına alınamayan ya da örgütle bağını koparmış, etki alanı dışına çıkmış, örgütün kazanılmak için faaliyette bulunmadığı kişilerin kodlandığı "alan-dışı" kategorisinde ise örgütün etki alanı dışında bulunan, kazanılıp kazanılamayacağına ilişkin herhangi bir bilgiyi barındırmayan, örgüte zararlı olup olmadığına dair kodlama türlerini içeren kodlamaların bulunduğu anlaşılmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü personeli iken FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılan kişilerin, aynı sebeple diğer kamu kuruluşlarındaki görevlerinden çıkarılan kişilerden farklılık arz eden yönü, emniyet personeli hakkında bizzat örgüt tarafından personelin süreç içinde örgütle ilişkisini ortaya koyan kodlama verilerinin bulunmasıdır. Dairemizce, gizli tanık ...'dan elde edilen kodlama verilerinin emniyet personelinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek, hukuka uygun veri niteliğinde olduğu oybirliğiyle kabul edilmiştir. Dolayısıyla hukuka uygun kabul edilen verilerin bir parçası olan, kişinin örgütten ayrılmasını ifade eden kodlama verilerinin de geçerli ve güçlü bir delil olarak kabulü gerekmektedir. İltisak ve irtibat kavramları yargı yerince yorumlanırken, dava konusu işleme dayanak teşkil eden KHK'nın amacının anayasal düzene yönelik açık ve yakın tehlike arz edebilecek kişilerin kamu görevinden çıkartılması olduğunun göz önünde bulundurulması gerekir. Örgütle olan iltisak ve irtibatını kesmeksizin örgütsel faaliyetlere katılan kişiler anayasal düzene açık ve yakın tehlike oluşturmakta iken, hayatının belirli bir döneminde örgütle teması olmakla birlikte, daha sonra bağını kesen ve kimi zaman bağını kestikten sonra örgüte karşı tavır alan kişilerin anayasal düzene karşı açık ve yakın tehlike arz ettiğinden söz edilemez. Yukarıdaki değerlendirmelerin aksinin kabulü, örgütün etki alanı içerisinde olduğu anlamına gelen “alan-içi” kategoride kodlandığı tespit edilen ve son kodlaması da “alan-içi” olan kişilerle; gerek kendi gözlem ve tespitlerine dayalı olarak gerekse gizli tanık ...'un ifadesinde "...17/25 Aralık sürecinden sonra bilhassa polis memuru rütbesindeki personelde ... yoğun şekilde ayrılmalar söz konusu oldu..." şeklinde belirtildiği üzere özellikle 17-25 Aralık 2013 tarihi sonrası kamu otoritesinin uyarılarını dikkate alarak, kendisini dini bir oluşum gibi takdim eden bu yapının farklı bir gündeminin olduğunun ayrımına varan ve kendi iradesiyle örgütten ayrılan, ayrıldıktan sonra da örgütün ısrarlı şekilde takip ve baskılarına rağmen bir daha örgütle teması olmadığı örgüt tarafından yapılan kodlama verisiyle doğrulanan ve gerek hakkındaki veri inceleme raporunun kurs taksidi, ofis, etüt kısımlarında ek veri olmayan, gerekse bakılmakta olan dosya kapsamında örgüt ile iltisaklı veya irtibatlı olduğunu gösterir nitelikte başka bilgi, belge veya tespit bulunmayan kişilerin, aynı muameleye tabi tutulmaları anlamına gelir ki, bu durum hem eşitlik, ölçülülük ve hakkaniyet ilkelerine, hem de anılan KHK'nın amacına aykırı olacaktır. Bu itibarla, kodlama dönemlerinin herhangi bir evresinde "alan içi" kategoride kodlanan ancak çeşitli sebeplerle örgütten ayrılan, ayrıldıktan sonraki dönemde fiilen temasın kurulmadığını ve örgütün etki alanı dışında bulunduğunu ifade eden "AD" ile kodlanmış olan kişi hakkında, bu kodlamanın aksini ortaya koyan esasa etkili bilgi, belge veya tespit bulunmadıkça, bu kişinin örgüt ile irtibat ve iltisakının kesildiği, örgüt ile herhangi bir bağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı hakkında düzenlenen 17/10/2022 tarihli veri inceleme raporunun "2015 Mart Alan" kısmında davacının "AD" (Emniyet içindeki FETÖ yapılanmasının etki alanı dışındaki kişi) olarak, "Alan Dışı" kısmında "GA" (FETÖ mensubu olmayan ancak FETÖ mensuplarını bilip onları amirlerine ifşa eden, gammazlama yapan, aleyhte çalışan kişileri ifade ettiği); "Alan" kısmında "AD" olarak kodlandığı bilgisine yer verilmiş olması, öte yandan gerek veri inceleme raporunun kurs taksidi, ofis, etüt başlıkları altında, gerekse dosya kapsamında, davacı hakkındaki "AD" kodlamasının aksini ortaya koyan esasa etkili bilgi, belge veya tespit bulunmaması karşısında, davacının örgüt ile irtibat ve iltisakının bulunmadığı ve bu nedenle dava konusu işlemin iptali gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıdaki gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.