7. Hukuk Dairesi 2012/5916 E. , 2013/4902 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılardan ... ile davalılardan ... (...) ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de hükmün gerekçesi ve varılan sonuç dosyada toplanan…
**7. Hukuk Dairesi 2012/5916 E. , 2013/4902 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılardan ... ile davalılardan ... (...) ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de hükmün gerekçesi ve varılan sonuç dosyada toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur. Somut olaya gelince;dava konusu bina niteliğindeki muhdesatların üzerinde bulunduğu 503 parsel sayılı taşınmazın avlulu kargir ev ve dam niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu, bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen muhdesatın kadastro tespit gününden önce ortak miras bırakan Ahmet ... tarafından meydana getirildiği ve taşınmazın tespitinin kesinleştiği 13.03.1962 günü ile davanın açıldığı 08.06.2009 günü arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde sözü edilen kamu düzenine ilişkin 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.Davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığının belirlenmesi halinde salt bu nedenle reddine karar verilmesi gerekir,davanın esasına girilemez.Bu halde davalı tarafın kabulü dahi sonuç doğurmaz. ./.. 2012/5916-2013/4902 S/2 Bir an için dava konusu muhdesatın bilahare davacılardan ... tarafından onarılarak binaya eklentiler yapıldığı kabul edilse bile; taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bulunan bir muhtesata yeni bölümler ilave edilmesi veya mevcut muhtesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhtesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhtesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhtesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdendir. İyileştirme gideri niteliğindeki bu gibi harcamaları yapan taşınmaz malik ya da maliklerinin de eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez. Öte yandan; dosyada toplanan deliller ile özellikle tanık beyanlarından dava konusu muhdesatlardan bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen ev niteliğindeki binanın davacılardan ... tarafından bizzat kendi nam ve hesabına meydana getirildiği anlaşılmaktadır.