18. Hukuk Dairesi 2014/1034 E. , 2014/9830 K. MAHKEMESİ : Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 18/10/2012 NUMARASI : 2011/170-2012/390 Dava dilekçesinde, tevliyete ve galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı V.. M.. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Ma…
**18. Hukuk Dairesi 2014/1034 E. , 2014/9830 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 18/10/2012 NUMARASI : 2011/170-2012/390 Dava dilekçesinde, tevliyete ve galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı V.. M.. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Mahkemece davacı Z.. H..’ın, dava konusu vakfın tevliyetine ehil vakıf evladı olduğu yolundaki tespitinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; Vakıftan galle fazlasının alınabilmesi için öncelikle vakfeden ile kan bağının ispatlanması sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu M. M. B. H. M.A. B. M. Vakfı’nın 1287 tarihli vakfiyesinde galle fazlasının, vakfın mütevellisine (yöneticisine) bırakıldığı, mütevellinin tespitinin mahkemeye, tevcihinin (atamasının) ise idareye ait olduğu, mülhak niteliğinde bulunan vakfın 25.09.2010 tarihinden itibaren V.. M.. tarafından emaneten yönetildiği, herhangi bir galle alan evlat kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, galle fazlası mütevelli olarak atamanın yöntemince yapılmasından sonra ancak bu makamla elde edebileceği, şu aşamada mütevelli olarak henüz ataması yapılmayan davacının yalnızca vakıf evladı olma sıfatıyla galle fazlasını alamayacağından, mahkemece galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.