11. Hukuk Dairesi 2024/539 E. , 2024/8237 K. MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1409 Esas, 2023/1356 Karar HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2020/83 E., 2021/181 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar veri…
**11. Hukuk Dairesi 2024/539 E. , 2024/8237 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1409 Esas, 2023/1356 Karar HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2020/83 E., 2021/181 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin özellikle çay ürünlerinde faaliyetlerinin bulunduğunu, bunu “...” markası altında gerçekleştirdiğini, markalarının 1980’li yıllardan beri WIPO nezdinde çok sayıda ülkede tescilli olduğunu, yine davalı kurum nezdinde de 158071, 197483, 2008/08328 ve 2017/29768 sayıları ile tescillerinin bulunduğunu, davalının 2019/35117 başvuru numaralı ve "..." ibareli markanın 29, 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için TÜRKPATENT'e başvurduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin markalarına iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, dava konusu markanın “...” veya “AL ...” şeklinde telaffuz edileceğini, “AL" - "EL” ibarelerinin Arap dilinde kelime ön eki olarak kullanıldığını, bu nedenle bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, markaların fonetik olarak benzer ya da aynı olduklarını, davalının kötü niyetli olduğunu, Suriye vatandaşı olan davalı şirket kurucularının müvekkili markalarının tanınmışlığını bildiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-559 sayılı kararının iptaline ve 2019/35117 sayılı dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; Arapça’nın Türkçe ya da Latince gibi bir dil olmadığını, sadece kelime ve harfler ile kombine edilmiş isimlerin benzer görülmüş olsa dahi harfler ve kelime üstüne gelen şekiller ile isim ve anlam değişikliklerinin oluşabildiğini, dolayısıyla ortalama tüketici algısının bu noktada tamamen farklılaştığını, davacının iddialarının aksine taraf markalarının Arapça dilinde dahi benzemediklerini, müvekkili markasının Türkçe karşılığının “BAHAR” anlamı taşıdığını, davacının markasının ise bir insan ismi olduğunu, markaların birbirleri ile karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+şekil" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davacı tarafın "...+şekil" ibareli başvuru üzerinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğini ve altıncı fıkrası uyarınca ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiaları ile başvurunun kötüniyetle yapıldığı iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.11.2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacının itiraza mesnet markaları "...+şekil" ve Arapça harfleriyle yazılan (ra-be-ye-ayın harflerinden oluşan) ve Türkçe ... olarak okunan +şekil ibareli markalardan oluşmaktadır. Davalının başvuru markasını ise yine Arapça harflerden (Elif-lam-ra-be-ye-ayın) oluşan, Türkçe olarak Elrabea olarak okunan, nitekim Arapça yazılışın üzerinde de Türkçe "..." olarak yazılan +şekil markası oluşturmaktadır. Davalının markasının başındaki "Al" ya da "El" olarak telaffuz edilen (Elif-lam) takısı belirlilik ekidir. Bu anlamda davacının itiraza mesnet markaları ile davalının başvuru markası arasında gerek Arapça dilindeki yazılış gerekse de Türkçe olarak okunuş anlamında görsel, sescil ve okunuş olarak iltibasa neden olacak şekilde benzerlik bulunmaktadır. Her ne kadar Arapça yazılışları bakımından davalının markasının başında belirtildiği üzere "El" ibaresi bulunmakta ise de bu takı markaya ayırt edicilik katmamaktadır. Keza Türkçe harflerle oluşturulan markanın aynısı ya da benzerinin başka bir alfabe ile yazılması da ayırt edicilik olarak kabul edilemeyecektir. Bu nedenle her iki tarafın markasındaki Türkçe ve Arapça harflerle yazılan ibarelerin ilgili tüketici nezdinde farklı marka algısı da oluşturmayacaktır. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığını düşündüğümden Sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmamaktayım. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 13.05.2024 tarih, 2022/6642 E., 2024/3857 K.)