Başvurucu, hakkında yürütülen ceza davasının makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, hakkında yürütülen ceza davasının makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 17/10/2012 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde, belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 13/3/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölüm tarafından 24/7/2013 tarihinde yapılan toplantıda başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 30/7/2013 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlığın yazılı görüşü 30/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulmuştur. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 23/10/2013 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 5/11/2013 tarihinde sunmuştur. A. Olaylar Başvurucu, 1999–2000 yılları arasında Beykoz (İstanbul) Mal Müdürü olarak görev yapmıştır. Bu dönemde, bağlı birimlerin bir takım ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla İstanbul Boğaz Komutanlığı Kadrosuz Satın Alma Komisyonu (Satın Alma Komisyonu) tarafından alımlar yapılmıştır. Başvurucu, Satın Alma Komisyonunun çalışmalarına “maliye üyesi” olarak katılmıştır. İstanbul İkmal Destek Komutanlığı Stok Malzeme Mal Saymanlığının malzeme alımları ile ilgili dosyalarının Deniz Teftiş Kurulu Başkanlığınca incelenmesi neticesinde “usulsüzlük, yetki aşımı ve fahiş fiyatlarla malzeme alımı” yapıldığı ve bu şekilde hazine zararına sebebiyet verildiği tespit edilmiş olup; 20/8/2001 tarihli yazı ile Kuzey Deniz Saha Komutanlığından gerekli kanuni işlemlerin yapılmasının istenmesi üzerine, “2000 adet er dolabı alımı” ve “beş kalem gıda alımı” ihalesinde usulsüzlük ve görevi kötüye kullanma eylemlerinin işlendiği şüphesi ile soruşturma açılmıştır. “Er dolabı alımı” ile ilgili ihale hakkında 11/12/2001 tarih ve E.2001/1263, K.2001/726 sayılı iddianame ile başvurucu ve diğer kişiler hakkında görevi ihmal suçunu işledikleri iddiası ile kamu davası açılmıştır. 2/12/1999 tarih ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca yürütülen ön inceleme neticesinde, Beykoz Kaymakamlığının 29/5/2002 tarih ve 2002/9 sayılı kararı ile başvurucu hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçunu işlediği iddialarına ilişkin olarak isnat edilen suçların sübut bulmadığı gerekçesi ile “soruşturma izni verilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir. Yine Beykoz Kaymakamlığının 14/11/2002 tarih ve 2002/32 sayılı kararı ile başvurucu hakkında görevi kötüye kullanma suçu olarak nitelendirilen “İstanbul İkmal Destek Komutanlığı Stok Mal Saymanlığının malzeme alımındaki usulsüzlük ve bunun neticesinde hazine zararının oluşması” iddiasına ilişkin olarak isnat edilen suçların sübut bulmadığı gerekçesi ile “soruşturma izni verilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 18/6/2003 tarih ve H.2003/3331, K.2003/1288 sayılı kararı ile başvurucu hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçundan, soruşturma izni verilmemesi gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Askeri Mahkemenin 24/12/2004 tarih ve E.2004/30, K.2004/793 sayılı kararı ile Askeri Savcılığın 11/12/2001 tarih ve E.2001/1263, K.2001/726 sayılı iddianamesi ile diğer sanıklarla birlikte başvurucu hakkında “suça konu alımlar” ile ilgili olarak “memuriyet görevini ihmal” suçundan kamu davası açılmasına rağmen, Askeri Mahkemenin suç duyurusu sonrasında suça konu ihaleyi kazanarak mal teslim ettikleri anlaşılan müteahhitler hakkında Askeri Savcılığın 19/10/2004 tarih ve E.2004/1409, K.2004/600 sayılı iddianamesi ile “ihaleye fesat karıştırmak suçuna iştirak” suçundan kamu davası açılmış olduğu da göz önüne alınarak başvurucu ve diğer sanıklara isnat edilen eylemlerin 1/2/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun maddesinde tanımlanan ihaleye fesat karıştırmak suçunu oluşturduğu kanaatine varılarak, sivil şahıslarla işlenen suça ilişkin sevk maddesinin de 765 sayılı Kanun’da yer alması sebebiyle 25/10/1963 tarih ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesi gereğince tüm sanıkları yargılama görevinin adli yargı yoluna ait olduğu gerekçesiyle Askeri Mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Askeri Mahkemenin görevsizlik kararının bir kısım sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine Askeri Yargıtay Üçüncü Dairesinin, 24/5/2005 tarih ve E.2005/644, K.2005/639 sayılı kararı ile 765 sayılı Kanun’un maddesinde tanımlanan suçun “maddi menfaat temin etmek” unsurunun da bulunduğu, gerek iddianamede gerekse görevsizlik kararlarında bu yönde bir anlatım bulunmamasına rağmen eylemin bu maddeye göre değerlendirilmesi eleştiri konusu yapılmış, ayrıca iddianamede gösterilmemiş vakıa ve eylemlerin görevsizlik kararına konu yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararlarının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yargılama aşamasında, bozma kararı doğrultusunda Askeri Savcılığın 2/3/2006 tarih ve E.2001/1263, K.2001/726 sayılı ek iddianamesi ile başvurucu ve diğer bir kısım sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırmak suçundan cezalandırılmaları talep edilmiştir. Askeri Mahkemenin, 28/3/2006 tarih ve E.2006/355, K.2006/145 sayılı kararı ile başvurucu ve diğer sanıkların eylemlerinin ihaleye fesat karıştırma veya bu suça iştirak suçlarını oluşturduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Askeri Yargıtay Üçüncü Dairesinin 27/11/2007 tarih ve E.2007/2589, K.2007/2584 sayılı kararıyla, eylemin görevi kötüye kullanma suçunun tanımına uyduğu gerekçesiyle Askeri Mahkemenin kararı bozulmuştur. Bozma kararı üzerine Askeri Mahkemenin 28/8/2008 tarih ve E.2008/695, K.2008/741 sayılı kararı ile Askeri Yargıtayın bozma kararına uyarak eylemin görevi kötüye kullanma suçunun tanımına uyduğu ancak bu suça ilişkin dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile ceza davasının düşmesine, hazine zararının giderilmesi için kararın, kesinleşmeyi müteakiben İstanbul Muhakemat Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. Başvurucu, soruşturma izni verilmemiş olmasına rağmen hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi ve hazine zararından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçeleri ile bu kararı temyiz etmiştir. Askeri Yargıtay Üçüncü Dairesinin 14/7/2009 tarih ve E.2009/2086, K.2009/2072 sayılı kararı ile “askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde, eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise, asker kişiler bakımından da asliye mahkemelerinin görevli olduğu…” ve görev konusunun kamu düzenine ilişkin bir husus olduğu, yargılamanın her aşamasında gözetilmesinin gerektiği gerekçeleri ile davanın düşmesine ilişkin kararın görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Askeri Yargıtayın bozma kararına karşı, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 31/7/2009 tarih ve E.2009/6273, 2009/78 sayılı itirazı üzerine Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 24/12/2009 tarih ve E.2009/109, K.2009/128 sayılı kararı ile Askeri Yargıtay Üçüncü Dairesinin 14/7/2009 tarihli kararının kaldırılmasına, Askeri Mahkemece muhakeme şartının gerçekleşmemesi nedeniyle hakkında verilmesi gereken düşme kararının sonuç itibarıyla hukuka uygun olduğu, zamanaşımı gibi farklı bir gerekçeye dayansa da bu yöndeki kararı temyizde başvurucunun hukuki menfaati bulunmadığı gerekçeleriyle temyiz taleplerinin reddine oyçokluğuyla karar vermiştir. Başvurucu, 17/10/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 353 sayılı Kanun’un “Temyiz isteminin kabulü ve reddi” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Askeri Yargıtay, temyiz isteminin süresi içinde yapılmadığını veya hükmün temyiz edilemez olduğunu veya temyiz edenin buna hakkı olmadığını görürse, temyiz istemini reddeder.”