(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12277 E. , 2010/13806 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.04.2009 gününde verilen dilekçe ile Tapu Sicil Müdürlüğünün şerh istemini red kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya v…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12277 E. , 2010/13806 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.04.2009 gününde verilen dilekçe ile Tapu Sicil Müdürlüğünün şerh istemini red kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 46402 ada 1 parsel sayılı taşınmazı dava dışı şirketten kiraladığını, sözleşmenin tapuya şerhi konusunda anlaşma da yaptıklarını, ancak Tapu Sicil Müdürlüğünün şerh başvurusunu taşınmazın tapu kaydında kamu haczi bulunduğu gerekçesiyle reddettiğini, işlemin iptali için idari yargıya başvurduklarını, bu davalarının da adli yargının görevli olduğundan bahisle reddedildiğini ileri sürerek Tapu Sicil Müdürlüğünün şerh başvurusu isteminin reddine dair kararının iptalini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece taşınmazın tapu kaydında kamu haczi bulunduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Davanın hukuki nitelemesini yapmadan önce kira sözleşmelerinin tapuya şerhinin hukuki niteliği ve bu husustaki yasal düzenlemelere kısaca değinmek gerekir. Kira sözleşmesinin kurulması ile birlikte kiracı kiracılık hakkına sahip olur. Bu hak kişisel bir haktır. Bilindiği gibi kişisel haklar yalnızca sözleşmenin tarafına karşı ileri sürülebilir. Taşınmaz üzerinde doğan kişisel haklar da aynı niteliktedir. Borçlu bu taşınmazı üçüncü kişiye geçirirse kişisel hakkın üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilme olanağı yoktur, ancak borçludan borca aykırılıktan dolayı Borçlar Kanununun 96.maddesine göre tazminat istenebilir. Taşınmazlarda mülkiyetin geçirilmesi değil yalnızca kullandırma, yararlandırma istemi veren adi kira ve ürün kirası hakkı gibi kişisel haklarda da durum böyledir. İşte taşınmazlardaki kişisel hakların tapu kütüğüne şerhi, hak sahiplerine, kendileri için doyurucu olmayan üstelik gerçekleşmesi borçlunun ödeme gücüne bağlı, bu nedenle de kuşkulu olan yalnız tazminat gideri istemiyle yetinmek zorunda kalmaktan kurtarmakta, bu hakların taşınmaza edinen üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesine olanak sağlamaktadır. Ancak, bu açıklamalardan her türlü kişisel hakkın tapu kaydına şerh edilebileceği anlamı çıkartılmamalıdır. Yasalarda şerh edilebilecek kişisel haklar sınırlı sayıda gösterilmiş, kira sözleşmesinden kaynaklanan ve kişisel hak niteliğinde olan kiracılık hakkı da tapuya şerh edilebilecek haklardan olup gerek Borçlar Kanunu da gerekse Türk Medeni Kanununun da düzenleme yeri bulmuştur.