Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5312 E. , 2024/2838 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5312 Karar No : 2024/2838 DAVACI : ... A.Ş. VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ..., Hukuk Müşaviri Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünce hazırlanan "Müstakil Müesseselerin Sahiplikleri" konulu 25/12/2019 tarih ve E.5031 sayılı Genel Yazı ile 30/06/2020 tarih ve E.703 sayıl
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5312 E. , 2024/2838 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5312 Karar No : 2024/2838 DAVACI : ... A.Ş. VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ..., Hukuk Müşaviri Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünce hazırlanan "Müstakil Müesseselerin Sahiplikleri" konulu 25/12/2019 tarih ve E.5031 sayılı Genel Yazı ile 30/06/2020 tarih ve E.703 sayılı Genel Yazının iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, Şirketlerinin işlettiği merkezin tıbbi görüntüleme dalında hizmet verdiği, merkezin, kuruluş aşamasında ve devamında Sağlık Bakanlığının öngördüğü prosedürlere uygun olarak ruhsatlandırıldığı ve Bakanlıkça verilmiş olan ruhsat ile halen faaliyetine devam ettiği, şirketin sahibi Serdar Mutlu’nun tıp doktoru olduğu ancak radyoloji uzmanı olmadığı, dava konusu idari işlem ile 3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun’un 2. maddesinde geçen “ihtisas vesikası almış tabipler” ibaresine atıf yapılarak, şirketin sahibinin münhasıran radyoloji uzmanı olması gerektiği gerekçesi ile sahipliğin kanuna uygun hale getirilmesi için süre verildiği, dolayısıyla, şirketin radyoloji uzmanlarına devredilmesi zorunluluğunun ortaya çıktığı, bugüne kadar, İl Sağlık Müdürlüklerince müessese sahipliği bakımından radyoloji uzmanlığının esas alınmadığı, bünyesinde radyoloji uzmanı istihdam eden şirketlere radyoloji uzmanının mesul müdürlüğünde çalışma ruhsatı düzenlendiği, bu kapsamda sahipleri tıp doktoru dahi olmayan tıbbi görüntüleme müesseselerinin yıllardır faaliyetlerine devam ettikleri, büyük yatırımlar yaparak bu müessesenin kurulduğu, dava konusu idari işlemlerin uygulanması halinde, şirket hisselerinin radyoloji uzmanı tıp doktorlarına devredilmesinin zorunlu olduğu, ancak şirketin ticari değerini karşılayacak radyoloji uzmanı bulunamayacağından ekonomik olarak zarara uğrayacakları, Bakanlık tarafından 3153 sayılı Kanun’un hiçbir zaman lafzi yorumlanmadığı, çıkarılan yönetmelikler kapsamında özel sağlık kuruluşlarına ilgili dalda uzman hekim mesul müdürlüğünde ruhsat ve işletme hakkı verildiği, tıp merkezlerine, özel hastanelere, ağız ve diş sağlığı kuruluşlarına uzman hekim mesul müdürlüğünde radyoloji müessesesi ruhsatı düzenlendiği, bu durumun mülkiyet hakkına, çalışma hürriyetine, eşitlik ilkesine ve kazanılmış hak müessesesine aykırı olduğu, işlemlerde kanun hükmünde olmayan cihazlar ve şirket olarak faaliyet gösteren müesseselerin hissedarlık yapısı ile ilgili herhangi bir açıklama ya da ayrıksı düzenleme olmadığı, mevcut hukuki düzenlemeler kapsamında elde edilmiş olan ve özellikle de idareye karşı herhangi bir hile veya yanıltıcı bir fiil işlenmeksizin elde edilen hakkın idare hukuku bakımından mutlaka korunması gerektiği, Şirketlerinin ruhsat aşamasında herhangi bir hilelerinin olmadığı ya da yanlış beyanda bulunmadıkları, kazanılmış hak ve idari istikrar ilkeleri uyarınca dava konusu işlemlerin iptalinin gerektiği iddia edilmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, 3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun’un 1. maddesi ile, münhasıran röntgen şua vasıtası ile teşhis veya hem teşhis ve hem tedavi yahut radiyom veya radiyom emanasiyonu yahut radiyom mürekkebatile veya her türlü elektrik aletlerile tedavi yapmak için müessese açılmasının Sağlık Bakanlığının iznine bağlı kılındığı, aynı Kanun’un ilgili hükümleri ile de müesseselerin faaliyetlerine, kapanmalarına ve denetimlerine ilişkin iş ve işlemleri yürütmek yetki ve görevinin de Bakanlığa ait olduğu, 3153 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, birinci maddede adı geçen müesseselerin yalnız ihtisas vesikası almış tabipler tarafından açılabileceği, izin alınmadan bu müesseselerin işletilemeyeceği, hasta kabul edilemeyeceği yönünde düzenlemenin yer aldığı, böylece Bakanlıktan izin alınmadan görüntüleme hizmeti sunulamayacağının öngörüldüğü, anılan Kanun hükümleri gereği, görüntüleme hizmeti sunmak ve raporlama yapabilmek için radyoloji uzmanı olmak ve Bakanlıktan müessese adına radyoloji ruhsatnamesi almak gerektiği, Kanun’un 1. ve 2. maddesinde aranılan şartlar yerine getirilerek Bakanlıktan ruhsat alınmasının zorunlu olduğu, tıp ve diş hekimliği uzmanlık ayrımı yapılmaksızın açılacak bütün müesseselerin Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte düzenlendiği, bu çerçevede, Bakanlığa intikal eden başvurular üzerine davacı şirketin de aralarında bulunduğu sahibi uzman hekim olmayan müesseselere ruhsatname düzenlendiğinin tespit edildiği, müstakil müesseselerin sahipliklerine ilişkin inceleme yapılması ve bu inceleme sonucunda uygun olmayan sahipliklere ait müstakil müesseselere sahipliklerini uygun hale getirmeleri için 6 ay süre verilerek uygunluğun sağlanması ve bu süre zarfında uygunluğun sağlanamaması halinde faaliyetin durdurulacağına ilişkin dava konusu Genel Yazının tamim edildiği, pandemi dolayısı ile verilen sürenin 31/03/2021 tarihine kadar uzatıldığı, özel müstakil müesseselerin sahipliklerinin uygun hale getirilmesi için verilen sürenin uzatılmasının davacının menfaatine olduğu, bu bakımdan 30/06/2020 tarih ve 703 sayılı Genel Yazıya ilişkin talep açısından menfaat yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiği, dava konusu işlemle 3153 sayılı Kanun hükümlerinin tatbiki ve ülke genelinde aynı istikamette uygulanmasının sağlanmasının amaçlandığı, işlemlerin üst hukuk normlarına uygun olduğu, hukuk devletinde idari işlemlerin geçmişe etkili olmaması ve dolayısıyla hukuki güvenlik ilkesi gereği kural olarak hukuka uygun olan işlemlerin geri alınmayacağı, ancak, idari işlemin geri alınamamasının temel unsurunun, işlemin hukuka uygunluğu olduğu, işlemin hukuka aykırı olduğu sonradan anlaşılmış ise bu idari işlemin geri alınmasının hukuk devleti ilkesinin ve hukuka bağlı idarenin bir gereği olduğu, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararında “yokluk, açık hata, gerçek dışı beyan veya hile gibi durumlarda idarenin hatalı işlemlerinin süre aranmaksızın her zaman geri alınabileceği” nin belirtildiği, buna göre idarenin hatalı bir işlemin sonuçlarını ortadan kaldırmak için, bu durumun anlaşılması üzerine süre kaydı aranmaksızın her zaman ikinci bir idari işlemle bu hatalı işlemi geri alabileceği, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin yargısal denetime tabi olmasının, yapmış olduğu sakat tasarrufları düzeltme ve geri alma görevini ortadan kaldırmayacağı, bunun yanı sıra hukuka bağlı devletin kamu hizmeti yapan kurumlarının, “idari istikrar prensibi” gereği kanuna aykırı ve hatalı tasarruflarına devam etmelerinin beklenemeyeceği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Genel Yazıların iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün "Müstakil Müesseselerin Sahiplikleri" konulu 25/12/2019 tarih ve E.5031 sayılı işlemi ile 30/06/2020 tarih ve E.703 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. 3153 sayılı "Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun"un; 1. maddesinde; "Münhasıran röntgen şuaı vasıtasile teşhis veya hem teşhis ve hem tedavi yahut radiyom veya radiyom emanasiyonu yahut radiyom mürekkebatile veya her türlü elektrik aletlerile tedavi yapmak için müessese açmak Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin iznine bağlıdır." hükmüne; 2. maddesinde ise; "Birinci maddede adı geçen müesseseler yalnız ihtısas vesikası almış tabipler tarafından açılabilir. Bu tabipler açacakları müessesenin adresini ve kullanacakları cihazların marka ve nevilerini ve radiyom miktarını ve şeklini bildiren bir istida ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat ederler. Bu istidaya binanın bir krokisini ve vesikalarının birer örneğini de bağlarlar. Vekaletçe müessese tetkik ve teftiş ettirilerek hasıl olacak neticeye göre yazı ile izin verilir. İzin alınmadan bu kabil müessese işletilemez ve buralara hasta kabul olunamaz." hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, "Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik"in 5. maddesinde, radyoloji müesseseleri tanı merkezleri grubunda yer alan ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları arasında sayılmış, "Laboratuvar ve müessese" başlıklı 7/A maddesinin 2. fıkrasında ise; müessesenin, 3153 sayılı Kanun kapsamında görüntüleme ve/veya radyoterapi, nükleer tıp, fizik tedavi gibi muayene, tanı ve/veya tedavi hizmeti sunacağı, 3. fıkrasında, laboratuvar ve müessesenin 13. maddeye göre ruhsatlandırılacağı ve uzman sorumluluğunda faaliyet göstereceği kuralı düzenlenmiş, atıf yapılan 13. maddede ise ruhsat başvurusu ve ruhsatname düzenlenme sürecine ilişkin usullere yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin "Mesul müdür" başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasında; muayenehane hariç sağlık kuruluşunda genel çalışma saatleri içerisinde bu maddede tanımlanan görevleri yapmak üzere kuruluşun kadrosunda görev yapan bir tabip/uzman mesul müdür bulunacağı, mesul müdürün, adına çalışma belgesi düzenlenmesi kaydıyla, isterse sağlık kuruluşunda mesleğini icra edeceği belirtilirken, 5. fıkrasında, mesul müdürün görevleri bentler halinde ayrıntısıyla sayılmış, 6. fıkrasında ise; mesul müdürün, sağlık kuruluşunun faaliyeti ve denetimi ile ilgili her türlü işlemde Müdürlüğün ve Bakanlığın birinci derecede muhatabı olduğu, mesul müdürün idari işlerden bizzat, tıbbi işlemlerden ise diğer tabipler ile birlikte sorumlu olduğu ve mesul müdürün idari işlerinden, sağlık kuruluşunun faaliyetinden ve sunulan sağlık hizmetinin gerektirdiği alt yapı imkanlarının sağlanmasından, işletenin sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Olayda, Bakanlık ve il müdürlükleri arasında 3153 sayılı Kanun'un 2. maddesinin yorumundaki farklılık nedeniyle müstakil müesseselerin (radyoloji, radyoterapi, nükleer tıp, fizik tedavi) açılması hususunda farklı uygulamalar yapıldığı, bu farklılıkları gidermek amacıyla dava konusu işlemler ile düzenleme yapıldığı görülmekte olup, uyuşmazlığın konusunu, 3153 sayılı Kanun kapsamındaki müesseselerin kimler tarafından açılabileceği oluşturmaktadır. 3153 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen 2. maddesinde; anılan Kanun kapsamında faaliyet gösterecek müstakil müesseselerin yalnız ihtisas vesikası bulunan, bir başka ifadeyle uzman olan hekimler tarafından açılabileceğinin hüküm altına alındığı, ancak uzman hekimler tarafından açılma hususunun bu işletmelerin "faaliyete geçirilerek işletilmesi" olarak anlaşılmaya müsait olduğu, uzman hekimin müessesenin sahibi olması şeklinde zorlayıcı bir hüküm içermediği, aksi kabulün bu tarz müesseselerin açılmasının büyük ölçekli mali yatırım gerektirmesi nedeniyle hizmetin yaygın bir şekilde sunulması bakımından da sıkıntı yaratabileceği, bu nedenle hükümde, açıkça sahipliğe işaret edilmediği, ancak uzman hekim zorunluluğuna yer verilerek 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atların Tarzı İcrasına Dair Kanun'a göre icrası uzmanlık gerektiren bu müesseselerin yetkisiz kişilerce açılmasının ve işletilmesinin engellenmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, 3153 sayılı Kanun kapsamında müesseselerin yalnızca ilgili uzman hekimler tarafından açılabileceği ve ilgili uzman olmayan hekim sahiplikleri adına düzenlenen ruhsatların mevzuata uygun hale getirilmesi, aksi halde müesseselerin faaliyetlerinin durdurulacağı hususunu içeren dava konusu işlemlerde üst hukuk normu olan Kanun'a ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Nitekim, Yasa hükmü doğrultusunda, konunun uzmanı olmayan hekimlerce bu müesseselerin işletilmemesi amacını sağlamak üzere, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümleriyle, müesseselerin faaliyet alanıyla ilgili her türlü işlemi yürütmekle görevli ve sağlık kuruluşunun faaliyeti ve denetimi ile ilgili her işlemde Müdürlüğün ve Bakanlığın birinci derecede muhatabı olacak şekilde uzman hekim olan mesul müdür kontrolünde bu işletmelerin faaliyet gösterecekleri, bir başka ifadeyle, ilgili alandaki uzman hekim tarafından işletilecekleri yönünde yukarıda yer verilen düzenlemelerin yapıldığı görülmektedir. Kaldı ki, dosyada yer alan, 3153 sayılı Kanun ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamında İl Sağlık Müdürlükleri tarafından düzenlenen "Kuruluş Ruhsatı (Mesul Müdür/Sorumlu Uzman Belgesi)" ile de ilgili alandaki uzmanın mesul müdürlüğünde faaliyette bulunmak üzere müesseseye ruhsat verildiği, böylelikle 3153 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında ilgili uzman hekim tarafından müessesenin açılması/faaliyete geçirilmesi koşulunun sağlandığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, davalı idare tarafından Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında açık hata nedeniyle tesis edilen işlemin her zaman geri alınabileceğinin belirtildiği savunulmuş ise de; Danıştayın yerleşik kararlarında bir mevzuat hükmünün yeknesak bir uygulamaya imkân veren bir açıklık taşımaması ve uygulayıcıların yorumlamalarına ihtiyaç göstermesi hâlinin açık hata olarak kabul edilmemesi hususları gözetildiğinde, bu savunmanın, yorum yoluyla ulaşılan sonuçtan hareketle idari işlemlerin geri alınması için yeterli bir sebep olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 1) Davacı şirketin sahibi olduğu Özel Göztepe Echomar Görüntüleme Müessesesi adına, İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, "Kuruluş Ruhsatı (Mesul Müdür/Sorumlu Uzman Belgesi)" ile radyoloji uzmanlık dalında, 3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik uyarınca radyoloji uzmanı R.Ş. mesul müdürlüğünde faaliyet göstermek üzere 18/09/2019 tarihinde ruhsat düzenlenmiştir. 2) 3153 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan "ihtisas vesikası almış tabipler" ifadesi ile müstakil müesseselerin sadece ilgili uzman/uzmanlar tarafından açılabileceği, Bakanlığa intikal eden başvurulardan önceki tarihlerde İl Sağlık Müdürlükleri ve Bakanlıkça farklı uygulamalar yapıldığı, ilgili uzman olmayan hekim sahipliklerine de ruhsat düzenlendiğinin tespit edildiği, bu kapsamda ilde faaliyet gösteren müstakil müessese sahipliklerine ilişkin inceleme yapılması ve bu inceleme sonucunda uygun olmayan müstakil müesseselere, sahipliklerini uygun hale getirmeleri için 6 ay süre verilerek uygunluğun sağlanması, süre sonunda uygunluğun sağlanamaması halinde ise faaliyetlerinin durdurulacağının bildirilmesi hususunu içeren ve 81 il valiliğine gönderilen Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün "Müstakil Müesseselerin Sahiplikleri" konulu 25/12/2019 tarih ve 5031 sayılı Genel Yazısı davacıya elektronik posta yoluyla 19/03/2020 tarihinde bildirilmiştir. 3) Ardından, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 30/06/2020 tarihli ve E.703 sayılı Genel Yazısı ile; 25/12/2019 tarihli ve E.5031 sayılı yazıda 6 aylık süre verilerek müesselerden uygunluğun sağlanmasının istenildiği, ancak, COVİD-19 pandemisi ve bu kapsamda sağlık tesislerine yönelik alınan tedbirler sonucu ortaya çıkan mücbir sebepler dikkate alınarak özel müstakil müesseselerin sahipliklerinin uygun hale getirilmesi için verilen sürenin 31/03/2021 tarihine kadar uzatılmasının ‘19/06/2020 tarihli ve 1049 sayılı Makam Oluru’ ile uygun görüldüğü 81 il valiliğine bildirilmiştir. Anılan Yazı, 08/07/2020 tarihinde davacı Şirket tarafından işletilen müessesenin mesul müdürlüğüne tebliğ edilmiştir. 4) Bunun üzerine, "Müstakil Müesseselerin Sahiplikleri" konulu 25/12/2019 tarih ve E.5031 sayılı Genel Yazı ile 30/06/2020 tarih ve E.703 sayılı Genel Yazının iptali istemiyle görülen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun'un; 1. maddesinde, "Münhasıran röntgen şuaı vasıtasile teşhis veya hem teşhis ve hem tedavi yahut radiyom veya radiyom emanasiyonu yahut radiyom mürekkebatile veya her türlü elektrik aletlerile tedavi yapmak için müessese açmak Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin iznine bağlıdır." hükmüne; 2. maddesinde ise, "Birinci maddede adı geçen müesseseler yalnız ihtısas vesikası almış tabipler tarafından açılabilir. Bu tabipler açacakları müessesenin adresini ve kullanacakları cihazların marka ve nevilerini ve radiyom miktarını ve şeklini bildiren bir istida ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat ederler. Bu istidaya binanın bir krokisini ve vesikalarının birer örneğini de bağlarlar. Vekaletçe müessese tetkik ve teftiş ettirilerek hasıl olacak neticeye göre yazı ile izin verilir. İzin alınmadan bu kabil müessese işletilemez ve buralara hasta kabul olunamaz." hükmüne yer verilmiştir. Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesinde, radyoloji müesseseleri tanı merkezleri grubunda yer alan ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları arasında sayılmış, "Laboratuvar ve müessese" başlıklı 7/A maddesinin 2. fıkrasında ise; müessesenin, 3153 sayılı Kanun kapsamında görüntüleme ve/veya radyoterapi, nükleer tıp, fizik tedavi gibi muayene, tanı ve/veya tedavi hizmeti sunacağı, 3. fıkrasında, laboratuvar ve müessesenin 13. maddeye göre ruhsatlandırılacağı ve uzman sorumluluğunda faaliyet göstereceği kuralı düzenlenmiş, atıf yapılan 13. maddede ise ruhsat başvurusu ve ruhsatname düzenlenme sürecine ilişkin usullere yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin "Mesul müdür" başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasında; muayenehane hariç sağlık kuruluşunda genel çalışma saatleri içerisinde bu maddede tanımlanan görevleri yapmak üzere kuruluşun kadrosunda görev yapan bir tabip/uzman mesul müdür bulunacağı, mesul müdürün, adına çalışma belgesi düzenlenmesi kaydıyla, isterse sağlık kuruluşunda mesleğini icra edeceği belirtilmiş, 5. fıkrasında ise, mesul müdürün görevleri aşağıda belirtildiği şekilde sayılmıştır: a) Sağlık kuruluşunun ruhsatname alındıktan sonraki faaliyeti ile ilgili her türlü işlemleri yürütmek, b) Bu Yönetmelikte ve iç hizmet işleyişinde tanımlanmış alt yapı ve hizmet kalite standartlarının korunmasını ve sürdürülmesini sağlamak, c) Sağlık kuruluşunun faaliyeti sırasında, ruhsatname verilmesi şartlarında meydana gelen değişiklikleri zamanında Müdürlüğe bildirmek, ç) Görevinden herhangi bir sebeple ayrılan sağlık çalışanının çalışma belgelerini en geç beş iş günü içerisinde Müdürlüğe iade etmek, d) Sağlık kuruluşundaki hizmetlerin düzenli ve sürekli olarak yürütülmesini sağlamak, e) Sağlık kuruluşu adına ilgili belgeleri onaylamak, f) Çalışma saatleri dışında ve mazeret hallerinde mesul müdürlük görevini yazılı şekilde devrettiği tabip tarafından, mesul müdürlük ile ilgili sorumlulukların düzenli ve sürekli olarak yerine getirilmiş olup olmadığını görevine başladığı zaman incelemek, g) Nöbet hizmetlerini düzenlemek, ğ) Bu Yönetmeliğe, tâbi olunan diğer ilgili mevzuata ve sağlık kuruluşunun iç işleyişi konusunda hazırlanıp çalışanlara duyurulan düzenlemelere, ilgililer tarafından uyulmasını sağlamak ve bunun için gerekli iç denetimleri yürütmek, h) Denetimler sırasında, yetkililere gereken bilgi ve belgeleri sunmak ve denetime yardımcı olmak, ı) 22/7/2005 tarihli ve 25883 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasını sağlamak, i) Sağlık kuruluşunda bulundurulan cihaz ve malzemelerin sterilizasyonunu, cihazların kalibrasyonunu temin etmek, j) Sağlık kuruluşu çalışanlarının, işyeri çalışanı sağlığı açısından hepatit markeri ve bulaşıcı hastalıklar yönünden diğer gerekli görülen tetkiklerini ve muayenelerini, yılda en az bir defa periyodik olarak yaptırmak, k) Ortaklarda meydana gelen değişiklikleri on beş iş günü içinde Müdürlüğe bildirmek, l) Sağlık kuruluşunun faaliyet sahası ile ilgili diğer mevzuatta belirtilen ve kendisi tarafından yürütülmesi öngörülen görevleri yerine getirmek. Ayrıca anılan maddenin 6. fıkrasında; mesul müdürün, sağlık kuruluşunun faaliyeti ve denetimi ile ilgili her türlü işlemde Müdürlüğün ve Bakanlığın birinci derecede muhatabı olduğu, mesul müdürün idari işlerden bizzat, tıbbi işlemlerden ise diğer tabipler ile birlikte sorumlu olduğu ve mesul müdürün idari işlerinden, sağlık kuruluşunun faaliyetinden ve sunulan sağlık hizmetinin gerektirdiği alt yapı imkanlarının sağlanmasından, işletenin sorumlu olduğu düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu Genel Yazılara göre; Bakanlık ve il müdürlükleri arasında 3153 sayılı Kanun'un 2. maddesinin yorumundaki farklılık nedeniyle müstakil müesseselerin (radyoloji, radyoterapi, nükleer tıp, fizik tedavi) açılması hususunda farklı uygulamalar yapıldığı, bu farklılıkları gidermek amacıyla dava konusu Genel Yazılar ile düzenleme yapıldığı görülmektedir. Bu haliyle uyuşmazlığın konusunu, 3153 sayılı Kanun kapsamındaki müesseselerin kimler tarafından açılabileceği oluşturmaktadır. 3153 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen 2. maddesinde; anılan Kanun kapsamında faaliyet gösterecek müstakil müesseselerin yalnız ihtisas vesikası bulunan, bir başka ifadeyle uzman olan hekimler tarafından açılabileceğinin hüküm altına alındığı, ancak uzman hekimler tarafından açılma hususunun müesseselerin sahipliği konusunda, uzman hekimin müessesenin sahibi olması şeklinde zorlayıcı bir hüküm içermediği, hükümde, açıkça sahipliğe işaret edilmediği ancak uzman hekim zorunluluğuna yer verilerek 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atların Tarzı İcrasına Dair Kanun'a göre icrası uzmanlık gerektiren bu müesseselerin yetkisiz kişilerce açılmasının ve işletilmesinin engellenmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, 3153 sayılı Kanun kapsamında müesseselerin yalnızca ilgili uzman hekimler tarafından açılabileceği ve ilgili uzman olmayan hekim sahiplikleri adına düzenlenen ruhsatların mevzuata uygun hale getirilmesi, aksi halde müesseselerin faaliyetlerinin durdurulacağı hususunu içeren dava konusu düzenlemelerde üst hukuk normu olan Kanun'a ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Ayrıca bu müesseselerin, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamında uzman hekim sorumluluğunda ve müessesenin faaliyet alanıyla ilgili her türlü işlemi yürütmekle görevli ve sağlık kuruluşunun faaliyeti ve denetimi ile ilgili her işlemde Müdürlüğün ve Bakanlığın birinci derecede muhatabı olan mesul müdür kontrolünde faaliyet gösterecekleri, dolayısıyla ilgili alandaki uzman hekim tarafından işletileceği de dikkate alındığında, kanun koyucunun ilgili uzman olmayan hekimlerce bu müesseselerin işletilmemesi amacını sağlamak üzere sözü edilen düzenlemelerin yapıldığı görülmektedir. Nitekim dosyada yer alan, 3153 sayılı Kanun ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamında İl Sağlık Müdürlükleri tarafından düzenlenen "Kuruluş Ruhsatı (Mesul Müdür/Sorumlu Uzman Belgesi)"nde de ilgili alandaki uzmanın mesul müdürlüğünde faaliyette bulunmak üzere müesseseye ruhsat verildiği, 3153 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında ilgili uzman hekim tarafından müessesenin açılması koşulunun sağlandığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, davalı idare tarafından Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında açık hata nedeniyle tesis edilen işlemin her zaman geri alınabileceğinin belirtildiği savunulmuş ise de; Danıştayın yerleşik kararlarında bir mevzuat hükmünün yeknesak bir uygulamaya imkân veren bir açıklık taşımaması ve uygulayıcıların yorumlamalarına ihtiyaç göstermesi hâlinin açık hata olarak kabul edilmemesi hususları gözetildiğinde, bu savunmanın, yorum yoluyla ulaşılan sonuçtan hareketle idari işlemlerin geri alınması için yeterli bir sebep olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, dava konusu "Müstakil Müesseselerin Sahiplikleri" konulu 25/12/2019 tarih ve 5031 sayılı Genel Yazı ile 30/06/2020 tarih ve E.703 sayılı Genel Yazı'da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. "Müstakil Müesseselerin Sahiplikleri" konulu 25/12/2019 tarih ve 5031 sayılı Genel Yazı ile 30/06/2020 tarih ve E.703 sayılı Genel Yazı'nın İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 408,10 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.