T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/901 KARAR NO : 2025/1832 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22.11.2022 NUMARASI : 2021/589 E. - 2022/958 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2025 İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.11.2022 tarih 2021/589 E. - 2022/958 K. sayılı kararın …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/901 KARAR NO : 2025/1832 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22.11.2022 NUMARASI : 2021/589 E. - 2022/958 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2025 İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.11.2022 tarih 2021/589 E. - 2022/958 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davalı vekili Av. ...'nun azlettiği önceki avukatı olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu ve tahsil istemi amacıyla vekili Av. ...'na teslim ettiği senetler üzerinde asıl alacaklı olan müvekkilinin haberi olmaksızın değişiklik/ekleme yaparak, borçlu sıfatıyla müvekkili aleyhine icra takipleri açtığını, müvekkilinin alacaklıyı tanımadığını belirterek İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2017/12414 E sayılı takip dosyasındaki senetler açısından borçlu olmadığının tespitine ve takip bedelinin %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, kıymetli evrakta mücerretlik ilkesinin geçerli olduğunu, İzmir 31. Noterliğinin 13.08.2021 tarih ve 19477 ve 19478 yevmiye sayılı azilnameleriyle azledilmelerinin davayla ilgisi bulunmadığını, ...bank aracılığıyla gönderdiği ödeme protestolarından sonra cirolayıp verdikleri bu cirodan sonra yapılan ciroların alacağın temliki hükümlerine tabi olduğunu, müvekkili tarafından hiç bir şekilde senetlerde oynama/ekleme yapılmadığını, davacının senetteki imzaya itirazının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının menfi tespit iddiasını mutlak def'iye değil, kişisel bir def'iye dayandırdığı, kişisel def'ilerin ancak senet lehdarına karşı ileri sürülebileceğini, her ne kadar 11.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/313 E nolu dava dosyasında davacının vekili olarak Av. ... olduğu görülse de, davacının davalıyı tanımadığı senet metnine iradesi dışında ekleme yapıldığı, ödememe protestosundan sonra yapılan cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu, davacının tanımadığı bir kişiye alacağını temlik etmeyeceği iddiasını ileri sürmüş ise de davacının bu iddialarına yönelik bir şikayet veya ceza soruşturması yoluna başvurmadığı, kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olmasının, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmadığı, davcının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...'nu tanımadığını, davalı vekili Av. ... ve birlikte çalıştıkları dava dışı Av. ....'yı azlettikleri önceki avukatları olduğunu, müvekkilinin icra takibine konulması için Av. ...'na verdiği takip konusu senetleri teslim etmeden evvel müvekkilinin ....bank aracılığı ile keşideciye ödememe protestosu çektiğini ve senetleri o dönem avukatı olan Av. ...'na teslim ettikten sonra avukatı tarafından borçlular aleyhine icra takibi açıldığı bilgisi verilmesine karşın, tebliğ alınan ödeme emirleriyle şok olduğunu, dava dışı İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2017/12413 E no'lu ilamsız takibinde müvekkiline gönderilen ödeme emrinde, takibe konu senedin avukata tahsil etmesi amacıyla verilen 20.10.2011 vade tarihli senet olduğunu anladığını, iş bu menfi tespit davasına konu olan İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2017/12414 E. nolu kambiyo senetlerine özgü icra takibinden müvekkile gönderilen ödeme emrinde takibe konu senetlerin, yine avukata tahsil etmesi amacıyla verdiği 25.02.2016 ve 25.05.2016 vade tarihli senetler olduğunu anladığını, her iki icra dosyasında da alacaklı görünen ... tanımadığı gibi hiçbir senedi bu kişiye cirolamadığını, aralarında hiçbir ticari ilişki de bulunmadığını, senetlerin arka yüzlerinde müvekkilinden sonra ....bank'ın cirosu mevcut olduğunu, bu aşamadan sonra da senetlerin vekil ...'na teslim edildiğini, ...bank'ın cirosundan sonra ...'nun senedi ciroladığını, ciro silsilesinde kopukluk olduğunu, ayrıca TTK'nun 690. Maddesine göre ödenmeme protestosundan veya bu protestonun düzenlenmesi için öngörülmüş sürenin geçmesinden sonra yapılan cironun alacağın temliki hükümlerini doğuracağını, Avukat ... ile alacaklının akraba olduklarının soyadlarından da anlaşılacağını belirtmiştir. Katılma yoluyla davalı vekili, davacının iddialarının mücerretlik ilkesine aykırı olduğunu, davacının senetteki imzaya itirazının bulunmadığını, takip dayanağı senet olması nedeni ile delil olarak tanık beyanına dayanılamayacağını, ayrıca müvekkil vekil ilişkisi çerçevesinde olan Whatsapp yazışmalarının dava konusu ile uzaktan yakından ilgisi bulunmaması neden ile burada delil olarak kullanılmasına da muvafakatlerinin olmadığını, alacağın likit olup, davacının da haksız ve de kötü niyetli olması nedeniyle şartları oluştuğu halde %20 tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. GEREKÇE:Dava, İİK'nun 72. Maddesi gereğince icra takibine konu bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Bilindiği üzere, kıymetli evrak sebepten soyut olup, kıymetli evrak bir defa doğduktan sonra, doğumuna sebep olan ilişkideki bir aksaklık veya bozukluk kıymetli evrakın geçerliliğine etkili olmaz. Kıymetli evrakta mücerretlik ilkesi denilen bu ilke uyarınca, senette yer alan hak ile bu hakkın doğumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağ ortadan kalkmaktadır. Senet temel borç ilişkisinden soyutlanmış, bağımsız bir varlık kazanmıştır. Senet düzenleyenin düzenlediği senetle borçlanmasının doğal sonucu olan temel borç ilişkisindeki sakatlığı ileri sürememe hali, yani soyutluk ilkesi, yalnızca kıymetli evrakta mevcuttur. Bu özellik genel anlamdaki senetlerde yoktur. Mücerret kıymetli evrak, senedin tanzimine sebep olan asıl borç ilişkisinin senetten anlaşılmasına imkân bulunmayan kıymetli evraktır.Bu sebeple, herhangi bir ihtilaf halinde, hamil, dâvasını sadece bu kıymetli evraka dayandırabilir; temelde yatan asıl borç ilişkisinin varlığını ve mahiyetini ispat zorunda değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, İzmir 4.İcra Müdürlüğünün 2017/414 E sayılı dosyasına konu edilen senetlerin 8.000,00 TL tutarlı, 08/11/2015 tanzim ve 25/02/2016 vade tarihli ve 8.000,00 TL tutarlı, 08/11/2015 tanzim ve 25/05/2016 vade tarihli senetler olduğu, bu senetlerin keşidecisinin dava dışı ...., lehdarının ve senedi ciro eden 1. cirantanın dava dışı .... olduğu, 2. cirantanın davacı ... olup, davacının cirosundan sonra ....bank tarafından senetlere kaşe basılarak, 25/02/2016 vadeli senedin 29/02/2016 tarihinde; 25/05/2016 vadeli senedin ise 27/05/2016 tarihinde protesto edildiği, davalının ise iş bu protestolardan sonra senetleri devraldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu senetlerin ....bank tarafından gönderilen ödememe protestolarından sonra davalı tarafından devralınmış olması nedeniyle TTK'nun 690. maddesi uyarınca ödememe protestosundan sonra yapılan cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu, dolayısıyla davalının artık senedin mücerretliğine dayanamayacağı anlaşılmaktadır. Bu hale göre senetleri alacağın temliki hükümleri uyarınca iktisap eden davalının devraldığı alacağın gerçek bir alacak olduğunu ispatla mükellef olduğu nazara alınarak, mahkemece davalıya bu husustaki delilerini sunmak üzere süre ve olanak verilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile belirtilen şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiş, bu yönüyle yerinde görülen davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Kabule göre de, davanın İİK'nun 72. Maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu ve mahkemenin 22.10.2021 tarihli ara kararıyla ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesine girecek paranın tedbiren davalıya ödenmemesine karar verilmiş olmasına rağmen, söz konusu ihtiyati tedbir kararının infaz edilip edilmediği, davalının alacağına geç kavuşup kavuşmadığı da araştırılarak, sonucuna göre İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca davalı lehine tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmediği, bu yönüyle de davalı vekilinin istinaf itirazının yerinde olduğu, ancak kaldırmanın sebep ve şekline göre söz konusu istinaf itirazının neticesi itibarıyla sonuca etkili olmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.11.2022 tarih 2021/589 E. - 2022/958 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.