5. Hukuk Dairesi 2010/20254 E. , 2011/2451 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davası ile Kamulaştırma Kanununun 38. maddesine dayanan tapu kaydının iptali istemine ilişkin karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe i…
**5. Hukuk Dairesi 2010/20254 E. , 2011/2451 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davası ile Kamulaştırma Kanununun 38. maddesine dayanan tapu kaydının iptali istemine ilişkin karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Mahkemece, uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak tapu iptaline ilişkin karşı davanın reddine, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı idare vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Hükme esas alınan rapor geçersizdir. Şöyle ki; Kamulaştırma Kanununun 11/1-g maddesine göre arsa niteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken asıl olan benzer yüzölçümlü satışların esas alınmasıdır. Dava konusu taşınmazın yüzölçümü 7468 m2, emsal taşınmazın satışa konu payının yüzölçümünün ise 44,65 m2 olduğu dikkate alındığında emsal olarak değerlendirmeye alınması uygun değildir. Bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, Doğru görülmemiştir. Davalı-karşı davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.