6. Ceza Dairesi 2007/23662 E. , 2010/2252 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, İşyeri dokunulmazlığını ihlal HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; hırsızlık suçunun sanık tarafından işlendiğini kab
**6. Ceza Dairesi 2007/23662 E. , 2010/2252 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, İşyeri dokunulmazlığını ihlal HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; hırsızlık suçunun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) 5237 sayılı TCK.nun 32.maddesi 765 sayılı Türk Ceza Kanunundan farklı olarak akıl hastalıklarını tam veya kısmi akıl hastalığı olarak tabi tutmamıştır. 5237 sayılı TCK.nun 32.maddesinde hukuken önemli olan kişinin malül olduğu akıl hastalığının algılama ve irade yeteneği üzerinde etkili Olup olmamasıdır. TCK.nun 32/1.maddesinde akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiil ile ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilemeyeceği kabul edilmiştir. Buna göre; a-) Fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği ortadan kalkan, b-) Algılamamakla beraber maruz kaldığı akıl hastalığı nedeniyle fiil ile ilgili davranışlarının hukukun icablarına göre yönlendirme yeteneği ortadan kalkmış veya önemli derecede azalmış olması gerekir. TCK.nun 32/2.maddesine göre ise davranışları hukukun gereklerine göre yönlendirme yeteneği önemli derecede olmamakla birlikte azalmış olmasıdır. O halde, kişinin akıl hastası olup olmadığı ne tür bir akıl hastalığına maruz kaldığı, bu hastalığın kişinin davranışları üzerindeki muhtemel etkileri psikiyatri biliminin verileri çerçevesinde bilirkişi uzman hekim tarafından belirleneceği bir muhakkaktır. Somut olayımıza gelince; yerel mahkemenin sanığın malül olduğu akıl hastalığının algılama ve irade yeteneği üzerinde etkili olup olmadığı akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayabilme, bu fiil ile ilgili davranışlarını yönlendirebilme yeteneğini suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Yasanın 32.maddesine göre tesbiti yerine; 765 sayılı TCK.nun 47.maddesinin 5237 sayılı TCK.nun 31/2.maddesiyle özleştiren yanılgılı bir değerlendirmeyle 13/06/2006 günlü müzekkereye yanıt olarak gönderilen Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Baştabipliği tarafından düzenlenen 24/06/2005 tarih ve 7383/4-3, 100/11 sayılı sağlık kurulu raporunda sanığın, “Mevcut akıl zayıflığı müsnet suça karşı cezai ehliyetini önemli derecede azaltacak nitelikte olup TCK.nun 32/2 (47). Maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygundur”şeklindeki değerlendirme ile yetinilmesi yasaya aykırı olup öncelikle TCK.nun 32.maddesinde öngörülen ve kusurluluğu etkileyen uygulanması olanaklı normun duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptanıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 2-) İddianamedeki olayın anlatım biçimi ve uygulanması istenen yasa maddelerine göre; sanık hakkında, işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan 5271 sayılı CMK.nun 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gibi, ek iddianamede düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında; hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemle sınırlı olduğu gözetilmeden dava konusu dışına çıkılarak 5271 sayılı CMK’nun 225/1. maddesine aykırı davranılması, 3- Kabule göre de; Sanığın tekerrüre esas alınan Ereğli Asliye Ceza Mahkemesinin 850-569 sayılı hükümlülük kararında 765 sayılı TCY.nın 55/3.maddesinin uygulanması karşısında; 5237 sayılı TCY.nın 58/5.maddesi gözetildiğinde sanık hakkında 58. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.