12. Ceza Dairesi 2012/23903 E. , 2013/21969 K. Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : Beraat Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve i…
**12. Ceza Dairesi 2012/23903 E. , 2013/21969 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : Beraat Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin TCK'nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesinin aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK'nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin TCK'nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK'nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği, Ancak, kişinin, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, örneğin; kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bilgisi ve rızası dışında, özel hayata ait bilgileri okuma, konuşma ve haberleşme içeriklerini veya özel hayata ilişkin ses ve görüntüleri dinleme, izleme ya da kaydetme, kişisel verileri kaydetme, ele geçirme ve yayma eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gibi, esasen bu hallerde, kişinin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket ettiğinden de söz edilemeyeceği, Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; katılanlarla aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışan sanıkla katılan ... arasında önceye dayalı husumet bulunduğu, 12.03.2007 günü, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrencilere staj uygulaması için bulundukları sırada, öğle arası dinlenmek için kendilerine tahsis edilen dinlenme odasına geçen sanık ve katılanların, bir süre odada hep beraber oturduktan sonra, katılan ...'nun odadan dışarı çıkmasının ardından, katılan ..., trafikte aracıyla seyrederken, sanığın eşinin sevk ve idaresindeki aracı üzerine doğru sürdüğünü, hatta bir seferinde de yaya yürürken, su birikintisini kasıtlı olarak üzerine sıçrattığını belirterek, sanıktan eşini uyarmasını istediği, bu sebeple sanık ve katılan ... arasında tartışma başladığı, bir süre sonra odaya dönen katılan ...'nun da olaya dahil olmasını müteakip aralarındaki tartışmanın sona erdiği, daha sonra sanığın, katılan ...'nin kendisine hakaret ve tehdit içeren sözler sarf ettiği iddiasıyla şikayette bulunduğu, iddialarına ispat olarak da, cep telefonunun ses kaydetme fonksiyonunu kullanarak gizlice kaydettiği, 12.03.2007 günü yaşanan tartışma sırasındaki konuşmaların yer aldığı CD'yi çözümüyle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına teslim ettiği, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 18.04.2007 tarihli iddianamesi ile de, sanık tarafından verilen CD içeriğindeki konuşmalara dayalı olarak, katılan ...'nin sanığa yönelik, “Ben trakyalıyım neler yapabileceğimi bilemezsin, seni şimdi yolar atarım”, “ben senin ne mal olduğunu biliyorum, ilaçlarını bu aralar almamışsın herhalde” şeklinde sözler sarf ederek, tehdit ve hakaret suçlarını işlediği iddiasıyla katılan ... hakkında kamu davası açıldığı olayda; Şikayete konu CD'nin çözümüne ilişkin dosyada mevcut belgeler ve taraf beyanlarına göre, kaydın başlangıcı ve devamında konuşmanın ağırlıklı olarak sanık ve katılan ... arasında geçmesi nedeniyle TCK'nın 133/1. maddesindeki; olayın oluş şekli ve kayda alınan konuşmanın kısalığı dikkate alındığında, sanığın katılan ...'nun konuşmalarını kaydetme kastıyla hareket ettiği ve iddiaya konu iletişimin katılan ...'nun konuşmaya dahil olmasıyla söyleşi niteliğini kazandığı kabul edilemeyeceğinden, TCK'nın 133/2. maddesindeki; 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki TCK'nın 133/3. maddesinin, “Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerden biri işlenerek elde edildiği bilinen bilgilerden yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi...cezalandırılır.” hükmü, anılan maddenin gerekçesinde yer alan, “Maddenin üçüncü fıkrasına göre, bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi suretiyle elde edildiği bilinen veya böylece elde edildiği kabul edilebilecek olan bilgilerden yarar sağlanması veya bunları başkalarına verilmesi veya bunlardan diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin etmek, suç olarak tanımlanmıştır...” açıklamalarıyla birlikte göz önüne alındığında, şikayet konusu ses kaydı, TCK'nın 133/1 veya 133/2. maddelerindeki suç işlenerek elde edilen bilgi niteliğinde kabul edilemeyeceğinden, TCK'nın 133/3. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun oluşmayacağı, Sanığın eylemleri, TCK'nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir ise de, kayda alınan tartışma sırasında katılanların özel yaşam alanına dahil bir husus konuşulmadığı gibi, sanığın, baştan itibaren ve planlı bir şekilde, yeni bir delil elde etmek amacıyla değil, konuşmanın tartışmaya dönüşeceği, kendisine haksız bir saldırıda bulunulacağı düşüncesine kapılmasının ardından, katılan ... ile odada yalnız kaldıkları sırada kayda başlamış olması ve çözümü yapılan CD'ye ilişkin konuşma dökümüne yansıyan katılanların sanığa yönelik sözleri karşısında, bahse konu konuşmaları içeren CD'yi, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, katılan ...'nin kendisine yönelik hakaret ve tehdit suçlarını işlediği iddiasını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı amaçla hareket ettiği de kabul edilemeyeceğinden, sanığın eylemlerinin TCK'nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmayacağı anlaşılmakla, Yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan Kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi, Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün ilk paragrafındaki, “sanığın atılı suçtan beraatine” ibaresinden önce gelmek üzere hükme “CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince” ibaresinin ilave edilmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.