Başvuru, tapu iptali ve tescil davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi ; esaslı iddiaların kararda tartışılmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tapu iptali ve tescil davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi ; esaslı iddiaların kararda tartışılmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 24/12/2014 tarihinde yapılmıştır.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvuru konusu davada davacı olan R.H.S. ile başvurucunun dava konusu yeri satın aldığı şahısların murisi olan K.H. arasında, İstanbul ili, Şişli ilçesinde kâin, 1090 ada 11 parsel sayılı kargir fabrika binası vasfındaki taşınmazın 3/4 payı ile ilgili olarak 19/1/1998 tarihinde İstanbul Noterliğinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılmıştır. Sözleşmeye göre R.H.S. bedel olarak 000 doları taksitler halinde ödemeyi, ödemenin yapılmasının ardından da K.H. dava konusu yerdeki 3/4 hissesini satış vaadi alacaklısına devretmeyi kabul ve taahhüt etmiş, sözleşmede belirlenen taksit ve tutarlara göre 24 adet emre muharrer senet düzenlenmiştir.Sözleşmenin tarafı olan K.H.nin ölümü üzerine mirasçılar, satış vaadine konu dava konusu yerdeki 3/4 hisseyi, başvurucu ve A. isimli şahsa satmışlardır. Satış vaadi alacaklısı olan R.H.S. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine 16/8/2006 tarihinde açtığı davada; sözleşme kapsamında borcun büyük kısmını ödediğini, ekonomik kriz üzerine kısmen yapamadığı ödemeler için K.H.nin icra takibi başlattığını, takip devam ederken taraflar arasında 26/2/2003 tarihinde protokol düzenlendiğini, sözleşmeye konu yerin bedelini ödediğini ancak satış vaadinde bulunanın tapuda devir yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi ödediği bedellerin de mükerreren tahsili için avukata vekalet verdiğini, tapuda devir yapılmayınca Şişli Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2004/199 sayılı dosyasında tedbir talepli dava açtığını, şahsi sorunları nedeniyle davayı takipsiz bıraktığını, satış vaadi borçlusunun mirasçılarının kendisini zarara uğratmak için hisseyi başkalarına devrettiğini, devir işleminin muvazaalı olduğunu belirterek dava konusu yerdeki 3/4 hissenin davalılar adına olan kaydının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 9/10/2012 tarihli kararında, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin (eski Şişli Asliye Hukuk Mahkemesi) E.2008/72 sayılı dosyasında, davacının K.H.nin mirasçıları aleyhine açtığı davada, davalıların murisi ile İstanbul Noterliğinin 19/1/1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek olarak düzenlenen 26/2/2003 tarihli protokol uyarınca yüklendiği edimini yerine getirdiğini, sözleşmelerin geçerli olduğunu, satış bedellerini ödediğini belirterek icra takibine konu borçtan sorumlu olmadığının tespitini talep ettiğini, Mahkemece gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan mali yükümlülüklerin ifa edilmesi için 26/2/2003 tarihinde düzenlenen protokolün geçerli olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, bu açıdan davacının dayandığı satış vaadi sözleşmesi ve ek protokolün sözleşmeyi yapanlar arasında geçerliliğini koruduğunu, davacının bu sözleşmeler gereğince edimini yerine getirerek taşınmazın satış bedelini ödediğini ve sözleşmenin diğer tarafından tescil isteme hakkının doğduğunu, hatta kısmen alacaklı olduğu hususunun da İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2008/72sayılı dosyasında sabit olduğunu, davalıların taraflar arasındaki bu durumu bilebilecek konumda olduklarını, iyi niyetli kişi durumunda olduklarını söyleyebilme imkânının bulunmadığını belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 25/3/2014 tarihli kararında, Mahkemece davalıların dava konusu hisseyi temellük ederken iyi niyetli olup olmadıkları hususunda dosyadaki delillere göre değerlendirme yapılmadığını belirterek hükmü bozmuştur. Davacı tarafın karar düzeltme talebi üzerine aynı Daire 22/9/2014 tarihli kararında belirttiği "..kararın gerekçesinde belirtildiği üzere davalıların kötüniyetli olduğu kanıtlandığından Dairemizce kararın onanması gerekirken maddi hata sonucu yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulduğu bu defa yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülen karar düzeltme itirazlarının kabulü ilehükmün onanması gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle bozma kararını kaldırarak hükmü onamıştır. Onama kararı 25/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 24/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.