(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/358 E. , 2009/892 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalının dava dışı bankadan kullandığı krediye kendisinin kefil olduğunu, borcunu ödemeyen davalının kredi borcunun taksitler hali…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/358 E. , 2009/892 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalının dava dışı bankadan kullandığı krediye kendisinin kefil olduğunu, borcunu ödemeyen davalının kredi borcunun taksitler halinde kendisi tarafından ödendiğini ileri sürerek ödediği son taksit borcu 11.293,00 YTL.nın faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Davalı, kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, Sulh Hukuk Mahkemesinde devam eden davada da imza inkarında bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının imzasının bulunduğu sözleşmede banka müdürü ve servis memurununda imzasının olduğu, davalının imza inkarının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, aksinin kabulünün bankalara olan güveni sarsacağı, davacının ödediği 1 ve 2.takside ilişkin alacak talebinin de kabulle sonuçlanarak kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, eldeki davada davalının dava dışı bankadan kullandığı kredi borçlarını kendisinin ödediğini iddia ederek rücuen alacak talebinde bulunmuş, davalı ise kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Davalı ile dava dışı banka arasında aktedildiği ileri sürülen iki adet sözleşme örneği dosyaya sunulmuş olup, birisinin kredi kartı kefalet sözleşmesi, diğerinin ise 21.6.2005 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi kredi sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır. Davacı aynı sözleşmeden dolayı daha önce ödediği 1388 ve 1402 YTL.lik miktarlarla ilgili olarak Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı davanın lehine sonuçlanarak temyiz incelemesinden de geçmek suretiyle kesinleştiğini ve bu nedenle imzanında davalıya ait olduğunun belirlendiğini iddia etmiş ve mahkemecede bu husus benimsenmiştir. Hemen belirtmek gerekirki dosyaya iki adet sözleşme örneği sunulmuş olup, herşeyden önce davacı tarafından gerek Sulh Hukuk Mahkemesinde dava konusu olan ödemelerin ve gerekse eldeki davaya konu olan ödemenin hangi sözleşmeden kaynaklandığının tesbit edilmesi zorunludur. Bu itibarla öncelikle muhatap bankadan Sulh Hukuk Mahkemesi davasına konu olan 1388 ve 1402 YTL.lik ödemeler ile eldeki davaya konu olan 11.293,00 YTL.lik ödemelerin hangi sözleşmeye ait olup olmadığının sorularak belirlenmesi gerekir. Her üç ödemeninde aynı sözleşmeden kaynaklandığının saptanması durumunda ise kesinleşen Sulh Hukuk Mahkemesi kararına istinaden sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğu kabul edilerek şimdiki gibi karar verilmesi, aksi durumda, yani önceki ödemeler ile eldeki davaya konu olan ödemenin farklı sözleşmeler ait olduğunun saptanması halinde ise davalının imzayı inkara ait savunması üzerinde durularak imzanın davalıya ait olup olmadığının saptanması, imzanın davalıya ait olması halinde davanın kabulüne, tersi durumda ise davanın reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 2.2.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.