6. Hukuk Dairesi 2011/3110 E. , 2011/8002 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :24.12.2010 ÜÇÜNCÜ ŞAHIS : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık,önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm dava
**6. Hukuk Dairesi 2011/3110 E. , 2011/8002 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :24.12.2010 ÜÇÜNCÜ ŞAHIS : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık,önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 3159 Ada 1 ve 2 No’lu parsellerin paydaşlarından olup 26.6.2009 ve 5.11.2009 tarihlerinde davalıya pay satışı yapılmış olduğunu, satış işleminin müvekkiline bildirilmemiş olup, önalım hakkını kullanmak istediğini, önalım bedelini yatırmaya hazır olduğunu belirterek, davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, taşınmazlardaki intikal işlemi ile pay satışlarının aynı resmi senetle düzenlenmiş olup, davacının satışlardan haberdar olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla da kullanılabilir hale gelir. Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. Türk Medeni Kanunu’nun 733 / 3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Olayımıza gelince; dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 3159 Ada 1 ve 2 No’lu parsellerde bir kısım paylar 26.6.2009 ve 5.11.2009 tarihlerinde 20.000 TL ve 30.000 TL bedelle davalıya satılmış, davacı da 4.8.2010 tarihinde açtığı işbu dava ile önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Uyuşmazlığın satış tarihi itibariyle 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Anılan yasanın 733 / 3 maddesinde yukarda açıklandığı üzere satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığı ile bildirilmesi yükümlülüğü getirilmiştir. Yasal önalım hakkının kullanılması için gerekli sürenin başlaması konusunda geçerli olan kural “öğrenme” olgusu değil “bildirim” olgusudur. Bu bildirim de herhangi bir bildirim değil 3110/8002 -2- noter aracılığı ile yapılacak bildirimdir. Madde metninde “bildirilir” şeklinde kullanılan ifade kesinlik taşıdığı gibi, sürenin “bildirimden” başlayacağı da devamı fıkrada açıkça ve kesin olarak ifade edilmiştir. Bu açık düzenleme karşısında süre mutlaka bildirimden itibaren başlayacağından bildirim yapılmamışsa hak sahibinin satışı öğrendiği ileri sürülerek sürenin başlatılması ve hak düşümü sonucunu doğurması olanaklı değildir. Bir başka deyişle yasal önalım hakkının kullanılması için öngörülen üç aylık hak düşürücü süre satışın önalım hakkı sahibine alıcı veya satıcı tarafından noter aracılığı ile bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Önalım hakkı sahibinin satışı kesin olarak başka bir şekilde öğrenmiş olması sürenin işlemesine yol açmaz. Bu hüküm emredici nitelikte olup Hukuk Genel Kurulu’nun 13.4.2005 gün ve 2005 / 6-230 esas 2005 / 244 karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. Davalı söz konusu payların satın alındığına ilişkin resmi senette aynı zamanda bir kısım payların intikal işlemlerinin de yapılmış olması nedeniyle davacının da resmi senette imzasının bulunduğunu, beyan etmiş ve mahkemece de bu gerekçe ile 3 aylık süre içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, yasada bildirimin noter aracılığı ile yapılacağının düzenlenmesi karşısında davacının intikal işlemi nedeniyle resmi senette imzasının bulunması Türk Medeni Kanunu’nun 733 / 3 maddesi hükmü gereğince üç aylık hak düşürücü süreyi başlatmaz. Davacıya yasanın aradığı şekilde noter aracılığı ile bir bildirim yapılmadığından hak düşürücü sürenin geçtiğinden de söz edilemez. Davacının kendisine yapılan usulüne uygun bir bildirim olmadığından satıştan itibaren iki yıl içinde 4.8.2010 tarihinde açtığı dava süresindedir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesinden ibaret olup bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.'nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.7.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.