Başvuru, ceza infaz kurumunda açlık grevi yapan başvurucuya disiplin cezası verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda açlık grevi yapan başvurucuya disiplin cezası verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/11/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvuruya konu olayların meydana geldiği tarihte Muş milletvekili olan başvurucu, terör suçundan tutuklu olarak Kocaeli 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Başvurucu 24/1/2018 tarihinde Ceza İnfaz Kurumuna hitaben bir dilekçe yazmıştır. Başvurucu; sınır güvenliği gerekçe gösterilerek yapılan sınır ötesi operasyonu, Türkiye'nin iç barışına ve halkların birlikte yaşama umuduna tehdit olarak gördüğünü ve kınadığını, ülkenin içeride ve dışarıda barışı ile sınır güvenliğini sağlamasının askerî operasyonlarla değil ancak barışçıl politikalarla sağlanacağını belirtmiştir. Bundan başka başvurucu, Türkiye'de demokrasinin ve eşitliğin sağlanmasında sorumluluk sahibi olan seçilmiş bir milletvekili olarak sınır ötesi operasyonun sonlandırılması gerektiğini ifade etmiş ve demokratik bir tepki olarak üç günlük açlık grevine başladığını Kuruma bildirmiştir. Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ve aralarında bazı milletvekillerinin de olduğu yirmi bir kişi daha 24/1/2018 ve 25/1/2018 tarihlerinde sundukları dilekçelerle aynı gerekçelere dayanarak açlık grevine başladıklarını bildirmiştir. Bunun üzerine başvurucu ve diğer kişiler hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Disiplin soruşturmasının başlatılması üzerine başvurucu ve diğer mahpuslara açlık grevi eylemleri nedeniyle haklarında disiplin soruşturması başlatıldığı, üç gün içinde yazılı veya sözlü olarak savunma yapabilecekleri, bu süre içinde savunma yapmamaları durumunda haklarından feragat etmiş sayılacakları bildirilmiştir. Başvurucu anılan yazının tarafına tebliği sonrasında Ceza İnfaz Kurumuna savunmasını yazılı olarak sunmuştur. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu) disiplin soruşturması sonucunda açlık grevi yapma eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle başvurucu hakkında 1 ay süreyle bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma disiplin cezası uygulanmasına karar vermiştir. Disiplin Kurulu; eyleme katılan kişilerin yazdıkları dilekçelerde sınır ötesi operasyonları protesto etmek amacıyla başvuru konusu eylemi yaptıklarını belirttiklerini, bu şekilde eylemlerini meşrulaştırmaya çalıştıklarını ancak başvurucunun da aralarında olduğu yirmi iki kişinin terör suçlarından tutuklu veya hükümlü olduğunu, bu kişilerin örgütsel bir dayanışma içinde protesto yapma amacıyla söz konusu eylemi gerçekleştirdiklerini kabul etmiştir. Bundan başka Disiplin Kurulu; başvurucu ve diğer mahpusların dilekçelerinin içeriği ve yemek almadıklarına dair tutulan tutanaklar itibarıyla açlık grevine başladıklarını, bu şekilde söz konusu disiplin eylemini gerçekleştirdiklerinin sabit olduğunu belirtmiştir. Başvurucu söz konusu karara karşı Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, başvurucunun şikâyetinin reddine 31/8/2018 tarihinde karar vermiştir. İnfaz Hâkimliği kararında öncelikle başvurucunun eyleminin örgütlü bir şekilde gerçekleştiğini, benzer eylemin birçok ceza infaz kurumunda bulunan ve terörle bağlantılı suçlardan tutuklu veya hükümlü olan kişilerce gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Daha sonra İnfaz Hâkimliği, başvurucunun yasama dokunulmazlığına sahip olmasına rağmen disiplin soruşturma sürecinde ifadesinin alınmasının ve hakkında disiplin cezası uygulanmasının hukuka aykırı olduğu iddiasını değerlendirmiştir. Bu hususa ilişkin değerlendirme şöyledir:"5275 sayılı Kanunun disiplin soruşturmalarının yürütülmesine ilişkin maddeleri ve 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun hükümlü ve tutukluların disiplin cezasına karşı savunmasının alınmasına ilişkin maddesi incelendiğinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununa atıf bulunmadığı, bu nedenle yapılan işlemin bir ifade alma işlemi olmadığı ... [ve] yasama dokunulmazlığı kapsamında kalmayacağı açıktır. Ayrıca 5275 sayılı Kanunun 2/ maddesi[ne göre] ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır. Bu nedenle disiplin soruşturmasının yürütülmesinde hukuka aykırılık yoktur." Başvurucu, İnfaz Hâkimliği kararına itiraz etmiştir. Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle itirazı 25/9/2018 tarihinde reddetmiştir. A. Ulusal Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının olay tarihindeki hâli şöyledir:"Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır." 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (g) bendi şöyledir:"(2) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:…g) Açlık grevi yapmak. "B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), (B. No: 18139/07, 11/5/2010) kararında, Diyarbakır F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ve Abdullah Öcalan'ın tutulma koşullarını protesto etmek amacıyla açlık grevi yapan elli sekiz mahpusa verilen bazı etkinliklerden yasaklanmaya ilişkin disiplin cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasını incelemiştir. AİHM, eylemi yapan kişilerin kalabalık bir grup olmasının ve terör suçlarından tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunmalarının özellikle dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Bu tespitler sonrasında AİHM, bu nitelikteki ve ölçekteki bir protestonun ceza infaz kurumu yetkilileri tarafından kurum düzenine yönelik bir tehdit olarak görülebileceğini, somut olayda başvuranların açlık grevi yapmalarını engellemek veya onları caydırmak ve bu tür bir kampanya başlatıldığında kurum düzenini yeniden sağlamak için ılımlı disiplin cezaları verildiğini kabul etmiştir. Son olarak AİHM, verilen disiplin cezasının düzensizliğin önlenmesi anlamında orantısız sayılamayacağını belirtmiş ve somut olayda ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varmıştır. AİHM, İncedere ve Yıldız/Türkiye ((k.k.), B. No: 65227/19 ve 6465/20, 18/11/2021) kararında ise Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ve bir kanun hükmünde kararname ile görevlerinden ihraç edilen iki öğretmene desteklerini göstermek amacıyla açlık grevi yapan iki mahpusa verilen disiplin cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasını incelemiştir. Söz konusu olayda başvurucular ile birlikte altı kişinin daha aynı tarihlerde ve aynı amaçlarla açlık grevi yaptıkları anlaşılmaktadır. AİHM, başvuru konusu disiplin cezasının kurum düzeninin yeniden tesis edilmesi, başvuranların ve diğer mahpusların kişisel durumlarını ilgilendirmeyen nedenlerle benzer açlık grevlerine yeniden başlamalarının engellenmesi amacıyla verildiğini belirtmiştir. Bu tespit sonrasında AİHM, başvuranlar tarafından yapılan açlık grevinin toplu niteliğini, benzer açlık grevlerinin kurum düzeni ve disiplini açısından teşkil edeceği riski ve verilen cezanın orantılılığını dikkate almış; başvuru konusu disiplin cezasının başvuranların ifade özgürlüğünü kullanmalarına verilen orantısız bir ceza olmadığını değerlendirmiştir. Sonuç olarak AİHM, somut olayda ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olduğunu kabul etmiştir.