Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/12859 E. , 2024/20970 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/12859 Karar No : 2024/20970 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Başkanlığı / ... VEKİLLERİ : I. Hukuk Müşaviri ..., Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafın…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/12859 E. , 2024/20970 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/12859 Karar No : 2024/20970 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Başkanlığı / ... VEKİLLERİ : I. Hukuk Müşaviri ..., Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında açılan ceza davasında tanık olarak dinlenen şahıslar tarafından FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu konusunda bir bilgilerinin olmadığının bildirildiği, isnat edilen fiiller hakkındaki verilen beyanların davacının söz konusu örgüt ile bağını ortaya koyabilecek nitelikte olmadığı, gerek yapılan bilirkişi incelemesi gerekse MASAK raporu ile Bankasya hesabı üzerinden yapılan işlemlerin örgüt talimatları kapsamında olmayan rutin bankacılık faaliyeti olarak, çocuklarının örgüte müzahir olup KHK ile kapatılan okula göndermesinin ise terör örgütü üyesi olduğunu ispatlamaya elverişli olmadığı yönünde değerlendirildiği, söz konusu bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle davacının beraatine karar verildiği, mezkur kararın taraflarca kanun yoluna başvurulmaması üzerine kesinleştiği, anılan dosyada mevcut davacıya ait dijital materyallerden elde edilen verilerden herhangi bir düzeyde terör örgütü ile ilişkisini ortaya koyacak tespitin bulunmadığı, anılan hususlardan ayrı olarak ikinci kez açılan soruşturma kapsamında alınan tanık ifadelerinden yola çıkarak yapılan isnatlar değerlendirildiğinde; FETÖ/PDY terör örgütünün söylemleriyle dua ettiği hususunda beyanların duyumdan ibaret olduğu, anılan ifadeleri örgüt söylemi olarak değerlendirmeyi gerektirecek başkaca bir delil sunulmadığı, 'Bizim sahaya inerek gençlere ulaşmamız lazım. Biz ulaşmazsak Fetullah Gülen cemaati bu gençlere ulaşıyor' cümlesini kullanmak suretiyle örgütü cemaat olarak nitelendirdiği iddiasının söylenen cümlenin bağlamı düşünüldüğünde 'cemaat' olarak nitelemesinde bir kastın varlığından söz edilemeyeceği, öte yandan; vaaz ve konuşmalarında dershanelerin kapatılması, asgari ücret, nükleer enerji ve diğer Devlet ve hükümet tasarrufları hakkındaki beyanlarda bulunduğu hususunda çok sayıda tanık beyanı bulunduğu, davacının da bu konuda 'zaman zaman toplumsal konulara değindiği' şeklinde ifadesiyle bu türden konuşmalar yaptığını doğrulamakla birlikte; beraber çalıştığı din görevlilerinin genel kanaatine göre davacının genel olarak iletişimde üslup ve usul hatasının bulunduğu, sözleri ile karşısındakine karşı kırıcı olabildiği, fütursuzca konuştuğu, konuşmalarında çoğu zaman Amerika ve Avrupayı övücü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Diyanet Teşkilatını ve halkı eleştirici sözler söylediği, bu türden konuşmaları nedeniyle halk tarafından sevilmediği hususlarının bildirildiği, dosyada mevcut belgelerden çok defa subjektif ve siyasi mülahazalarda bulunduğunun görüldüğü, bu kapsamda şehit yakını ile tartışmasının tutanak altına bağlandığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında; müsnet fiillerin davacının mesleğinin gereklerini yerine getirmesinde beklenen tavrı sergilemediğini ve bu hususta gerekli hassasiyeti göstermediğini ortaya koyduğu, aynı zamanda terör örgütü ile irtibatı yahut iltisakına dair ciddi emare oluşturduğu, ancak; bu yöndeki iddiayı ispata elverişli olmadığı, mevcut delillerle bunun ötesinde terör örgütünün amaç ve faaliyetlerini desteklemek kastıyla yapıldığı şeklinde değerlendirmeye yeterli olmadığının anlaşıldığı, bu durumda, davacının, isnat edilen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeniyle yapılan yargılanması neticesinde beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ceza mahkemesince değerlendirilen hususlar dışında ileri sürülen hususların davacının terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti, irtibatı veya iltisakını ortaya koyacak ölçüde yeterli olmadığı, davacının örgüt ile irtibatlı yahut iltisaklı olduğuna dair ikrar mahiyetinde bir beyanı bulunmadığı, 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 35. maddenin B fıkrasının 10. bendi uyarınca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisaki yahut irtibatı olduğu değerlendirmesi yapılmak suretiyle davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline ve bu işlem nedeniyle uğradığı zararların davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında yapılan soruşturma sonucu düzenlenen Soruşturma Raporunda tespit edilen eylemlerin davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyduğu, hizmetin özellik ve hassasiyeti dikkate alınmak suretiyle hizmet gereklerine ve kamu yararına matuf ve hukuka uygun olarak işlem tesis edildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(g) maddesinde; Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...10) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(g) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde Eskişehir ili, Çifteler İlçe Müftüsü olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca ... tarih ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle uğradığı zararın tazmin edilmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olup, anılan karar 26/10/2020 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Dosyanın incelenmesinden; davacının, Bilecik İl Müftü Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğuna yönelik ihbar üzerine yapılan soruşturma neticesinde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı soruşturma raporunda, dershanelerin kapatılmasının gündemde olduğu dönemde bir vaazında dershanelerin kapatılmasını eleştirmesi nedeniyle kamuoyunda FETÖ mensubu olduğuna dair şayia bulunduğu, çocuklarının FETÖ'ye ait okul ve dershanelerde eğitim gördüğü, ev ve yurtlarında kaldığı, kızının FETÖ'ye bağlı okulda öğretmenlik yaptığı, 2009 yılında açtırdığı Bankasya hesabını 2015 yılına değin kullandığı hususlarının tespit edildiğinden bahisle kamu görevinden çıkarılmasının teklif edildiği, bununla beraber; Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Kurulunun 13/01/2017 tarihli kararıyla, davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, irtibatı, iltisakı tespit edilemediği değerlendirilerek görevine iadesine ve Çifteler İlçe Müftülüğüne atanmasına karar verildiği, davacı hakkında Eskişehir ili Çifteler ilçesi Çarşı Camii Müezzin Kayyımı M.B. tarafından yapılan şikayet üzerine yeni bir soruşturma başlatıldığı ve soruşturma sonucu düzenlenen ... tarih ... sayılı soruşturma raporunda da; davacının 22/11/2013 tarihinde öğretmenler günü konulu vaazında "hükümetin dershaneleri kapatmasının yanlış olduğu, Türkiye'nin bundan zarar gördüğü" şeklinde sözler sarfettiği ve bu nedenle FETÖ/PDY mensubu olduğu yönünde bir algı oluştuğu, 17/25 Aralık 2013 tarihinden önce ve sonra iki oğlunun ve bir kızının FETÖ'ye ait okullarda ve dershanelerde eğitim gördüğü, yurtlarında kaldığı, tahkikat kapsamında tanık ifadelerine başvurulduğu, tanıkların beyanlarında Çifteler İlçe Müftülüğüne atandığı dönemde vaaz sonlarında ve yağmur dualarında davacının "Allahım hastanede yatanlara, hapishanede yatanlara yardım et", "Ülkesini terkedip gidenlere Allah yardım etsin, dönmelerini nasip etsin", "Şu an cezaevlerinde suçsuz olarak yatan binlerce insan var, mahkumlar var, onları tez zamanda kurtar Allahım" şeklinde dualar ettiği, FETÖ/PDY terör örgütünü eleştiren konuşmalarının olmadığı, asgari ücret konusunda eleştirilerde bulunduğu, "Dünya nükleer enerjiden vazgeçiyor, siz devlet olarak bununla övünüyorsunuz, şov yapıyorsunuz" dediği, vaazlarında Amerika ve Avrupa'yı örnek vererek yücelttiği, Devleti ve halkımızı eleştirerek FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı Çifteler İlçesindeki eylem ve söylemleriyle sürdürdüğü yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının FETÖ-PDY ile irtibatının/iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptaline ve işlem nedeniyle uğradığı zararların davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 11/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava konusu işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle uğradığı zararların davacıya ödenmesi isteminin kabulü yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararı hukuk ve usule uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASI gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz