Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/7898 E. , 2024/21945 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/7898 Karar No : 2024/21945 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ...Başkanlığı / ... VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri... I, Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_ÖZETİ : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu iste…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/7898 E. , 2024/21945 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/7898 Karar No : 2024/21945 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ...Başkanlığı / ... VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri... I, Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_ÖZETİ : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; Aydın İl Müftülüğü'nce davacı hakkında suç duyurusunda bulunması üzerine "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçu sebebiyle başlatılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın...tarih ve ...S. ... K. sayılı kararında; Aydın İl Emniyet Müdürlüğü Kom Bilgi Sistemi FETÖ Analiz Havuzunda yapılan kriter sorgulamasında herhangi bir veri/kayıt tespit edilemediği, Aydın il genelinde faaliyet göstermekte olan ve FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğundan kapatılan derneklerin üye listesinde kaydının olmadığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısının olup olmadığının tespiti açısından Facebook ile Twitter üzerinen yapılan açık kaynak araştırmasında şüpheliye ait olabileceği değerlendirilen hesaplara rastlanılmadığı, Fetö/pdy silahlı terör örgütü ile bağlantısı bulunan gazete, dergi abonelikleri kapsamında Aydın il genelinde yayın yapmakta iken KHK ile kapatılan Bakış Gazetesi abone İistesinde kaydının bulunmadığı, Fetö/pdy silahlı terör örgütüyle bağlantısı bulunan Kimse Yok Mu Derneğine 2014 yılı itibariyle Aydın Bank Asya şubesi üzerinden yapılan bağışçılar listesinde kaydının olmadığı, Aydın il merkezinde faaliyette olan ve ilgili KHK ile haklarında adli işlem yapılan derneklere bağış adı altında yardımda bulunanlar listesinde kaydının olmadığının görüldüğü, Bank Asya'da hesabının bulunduğunun tespit edildiği, Bank Asya A.Ş.de ilk defa 08/11/2020 tarihinde Nazilli Şubesinde hesap açtığı, şüphelinin örgüt liderinin talimat tarihi öncesinde 2012 ve 2013 yıllarında toplamda 3 tane 10.000,00 TL vadeli/katılım hesabı açtığı, yine 2013 yılı içerisinde kapatıldığı. talimat tarihi sonrası olan 2014-2016 yılları arasında açılmış vadeli/katılım hesabına rastlanılmadığı, şüphelinin Bank Asya AŞ. deki eylemlerinin 2012 ve 2013 yılı içinde açılmış vadeli/katılım hesabı ve temdit işlemlerinden oluştuğu en son 16/05/2013 tarihinde kapandığı, vadeli katılım hesabı haricinde işlemlere rastlanılmadığının belirtildiği, Kuyucak İlçe Jandarma Komutanlığı'nın araştırma tutanağında, şüphelinin fetö/pdy silahlı terör örgütü ile bilinen bir bağlantısı olmadığının belirtildiği, davacı hakkında yapılan araştırmalarda herhangi bir somut delil elde edilemediği, şüphelinin örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmadığı, böylece şüphelinin Fetö/Pdy terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine ilişkin yeterli delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşıldığı, davalı idarece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı, irtibatı olduğunun tanık ifadeleri ile sabit olduğu ileri sürülmüşse de; dayanılan ifadeler dışında davacı lehine bir çok ifadenin yer aldığı ancak dayanılan ifadeleri destekleyen hiç bir somut delil tespit edilemediği, halihazırda terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatına dair somut bilgi ya da belge ortaya konulmaksızın davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesi kapsamında kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihine kadarki döneme ilişkin olarak dava tarihinden (12/04/2021) itibaren dava tarihinden sonraki dönemler için ise her bir ay için ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla İdare Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, söz konusu kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca, idarenin ceza hukuku ilke ve kurallarından bağımsız şekilde kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edebileceği, davacı hakkında mahallinde yapılan soruşturma sonucu hazırlanan ... tarihli ve ... sayılı soruşturma raporunda, davacının 17/25 Aralık sürecinden önce FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olarak bilindiği, bu tarihten sonra da irtibatını devam ettirdiğinin tespit edildiği, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Kanun Hükmünde Kararname incelendiğinde, kamu görevinden çıkarılmaya yönelik tedbirin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terör faaliyetleriyle ve darbe teşebbüsüyle arasında mutlak bir bağ kurulmasının aranmadığı, davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin işlemin tesisine engel teşkil etmediği, İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin yerinde olmadığı, dava konusu işlemin Anayasa'ya ve mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edildiği, davacının kamu görevinden çıkarılmasının kamu yararının gereği olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Hakkındaki ceza soruşturması neticesinde üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği, FETÖ/PDY terör örgütüne finansal destek sağlamak amacıyla Bank Asya'ya para yatırmadığı, ByLock, dernek, vakıf ve sendika kaydının bulunmadığı, aleyhinde somut bilgi ve görgüye dayalı tanık beyanı bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna yönelik herhangi bir somut tespitin bulunmadığı, temyiz isteminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı, Aydın ilinde imam-hatip olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca Diyanet İşleri Başkanlığının ...tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza soruşturması sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... tarih ve Soruşturma No:... Karar No:... sayılı kararıyla, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-(g) maddesinde; "Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır." hükmüne yer verilmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...10) "Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(g) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007). Temyize konu Bölge İdare Mahkemesince hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi Kararında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; a)Davacı hakkındaki soruşturma raporu: Davacı hakkında düzenlenen... tarih ve... sayılı soruşturma raporunda; davacının 17/25 Aralık sürecinden önce FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olarak bilindiği, bu tarihten sonra da irtibatını devam ettirdiği, Karacasu İlçe merkezinde bulunan FETÖ'ye ait olduğu herkesçe bilinen Serhat Pansiyonuna gidip geldiği, görevlileri oraya davet ettiği,, genellikle çarşamba günleri görev mahallinden ayrılıp bazen de görev yerine akşam ve yatsı namazlarını kıldırması için başkasını bırakıp örgütün sohbetlerine katıldığı, görevlilerden ve mahalle halkından birçok kişiye Zaman Gazetesi'ne abone olmayı teklif ettiği, ... Mahallesi girişinde bulunan marangoz atölyesine kendisi adına bırakılan Zaman Gazete'lerini alıp mahallede bulunan iki kahveye dağıttığı, bu eylemini bazı ifadelere göre Zaman Gazetesi kapatılana kadar, bazı ifadelere göre ise 7 Haziran 2015 tarihine kadar devam ettirdiği, tarihi net olmasa da Fethullah Gülen'i övücü ifadeler kullandığı, 17/25 Aralık sürecinden sonraki tarihte ... Mahallesi'nde bir mevlit cemiyetinde A.Y. isimli görevlinin davacıya bu gittiğiniz yoldan vazgeçin, bu yol yol değildir, buradan kendini çek diyerek uyarıda bulunduğu, davacının ise söz konusu kişiye sen yoluna ben yoluma diyerek cevap verdiği, tahkikat aşamasında verdiği ifadede 2012 yılına kadar Zaman Gazetesi'ni aldığını beyan ettiği, ancak daha sonraki ifadesinde 2000-2005 yılları arasında Zaman Gazetesi'ni aldığını beyan ettiği, böylece bu konuda doğru bilgi verdiğinin anlaşıldığı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra "Beni götürürler ya, biz zaten gümbürtüye gittik bari çocuklara bir şey olmasa" şeklinde ifadeler kullandığı, davacının davranışlarından ve konuşmalarından 17/25 Aralık öncesi ve sonrası dahil FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu kanaatinin hasıl olduğunun belirtildiği görülmektedir. Davacı tarafından, soruşturma raporuna ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu ve bu yapıya destek verdiği iddialarına ilişkin yürütülen ve irtibatı ve iltisakının bulunmadığı tespitiyle sonuçlanan soruşturmadan yaklaşık iki yıl sonra yeniden soruşturma yapıldığı, ilk soruşturmada dinlenen tanıkların büyük çoğunluğunun lehine ifade verdiği, aleyhine beyanda bulunan tanıkların kendisi ile husumetli oldukları ve bu kişilerin yönlendirilmiş olma ihtimali bulunduğu, soruşturma raporundaki tespitlerin soyut ve gerçeğe aykırı olduğu, FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu ve bu yapıya destek verdiğine ilişkin somut ve inandırıcı delil bulunmadığı ileri sürülmüştür. b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları Davacı hakkında düzenlenen soruşturma kapsamında beyanları alınan, tanık A.Y. tarafından, "davacının görevliler tarafından fetöcü olarak bilindiği, görev yaptığı Karacasu'da örgüte ait Serhat isimli yurtta sohbetlere katıldığı, din görevlilerini sohbete götürdüğü, mevlüt cemiyetinde davacıya bu gittiğin yol yol değil bu işlerden vazgeç dediğini, bunu üzerine davacının herkes kendi yoluna dediğini, görev yaptığı yerde fetöcü olan şahıslarla arasının iyi olduğu" şeklinde beyanda bulunulduğu, tanıklar NY., E.Ö., S.A., M.Ç., ve M.K.'nın ise; "davacının çarşamba günleri benim toplantım var yatsı namazını kıldır diyerek görev yaptığı camiye gelmediği ve örgütün sohbetlerine katıldığı, Zaman Gazetesi'ni hem kahvelere hem de evlere dağıttığı, görev yaptığı yerdeki diğer görevlileri Zaman Gazetesi'ne abone yapmaya çalıştığı, 17/25 Aralık sürecinden öncesi ve sonrası dönemde dahil olmak üzere 2014 yılı sonuna kadar kahvehanelere Zaman Gazetesi'ni dağıttığı, 15 Temmuz darbe girişimine kadar Zaman Gazetesi alarak kahvehanelere dağıttığı, 15 Temmuz'dan bir iki gün sonra kahvehanede herkesin içinde biz zaten gümbürtüye gittik bari çocuğumuza bir şey olmasın dediği, örgüte ait Serhat isimli pansiyona örgütün sohbetlerine davet ettiği yönünde beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. Temyize konu İdare Dava Dairesi kararında, soruşturma raporundaki tespitler ile tanık beyanları davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının örgütün sohbet toplantılarına katıldığına, 17/25 Aralık sürecinden önce FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olarak bilindiğine, bu tarihten sonra da irtibatını devam ettirdiğine, görevlilerden ve mahalle halkından birçok kişiye Zaman gazetesine abone olmayı teklif ettiğine, mahallede bulunan iki kahveye Zaman gazetesi dağıttığına, bu eylemini bazı ifadelere göre Zaman Gazetesi kapatılana kadar, bazı ifadelere göre ise 7 Haziran 2015 tarihine kadar devam ettirdiğine, Fethullah Gülen'i övücü ifadeler kullandığına yönelik tespitler FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitler olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihine kadarki döneme ilişkin olarak dava tarihinden (12/04/2021) itibaren dava tarihinden sonraki dönemler için ise her bir ay için ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihine kadarki döneme ilişkin olarak dava tarihinden (12/04/2021) itibaren dava tarihinden sonraki dönemler için ise her bir ay için ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/12/2024 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.