8. Hukuk Dairesi 2014/15375 E. , 2014/18284 K. MAHKEMESİ : Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/12/2013 NUMARASI : 2013/520-2013/894 G.. A.. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.12.2013 gün ve 520/894 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.10.2014…
**8. Hukuk Dairesi 2014/15375 E. , 2014/18284 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/12/2013 NUMARASI : 2013/520-2013/894 G.. A.. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.12.2013 gün ve 520/894 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.10.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan Hazine vekili Av. D.. G.. geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı Gülsüme vekili, Erzurum İli Y.. İlçesi, H.. mahallesi 369 ada 8 parselde bulunan kargir ev vasfındaki taşınmazın 13.02.1956 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalılar Muharrem kızları Fatma ve Zehra adına tespit edildiğini, daha sonra mirasçılar tarafından kullanıldığını, aradaki murislerden biri olan Ş..Ş..'ın bilavelet ölümü ile mirasçısı A.. Ş.. tarafından harici senet ile taşınmazın davacıya satılarak devredildiğini, davacının kullanımında olduğunu, sonrasında taşınmazın belediye kamulaştırma alanında kaldığını ama tapusu olmadığı için bedelinin alınamadığını, Alime aleyhine açılan davanın usulden reddedildiğini, tapu malikleri Muharrem kızları Fatma ve Zehra'nın mirasçılarını ortaya koyan veraset ilamını çıkarıp belirlenecek mirasçıları davaya dahil etmek üzere kendilerine yetki verilmesi ve ayrıca adli yardım taleplerinin de dikkate alınması gerektiğini açıklayarak davalılar Muharrem kızları Fatma ve Zehra adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile söz konusu taşınmazın davacı adına tesciline, Fatma ve Zehra'nın yasal mirasçılarının tespiti için kendilerine yetki verilmesine, verilecek yetkide adli yardım talebinin de dikkate alınarak yazılacak müzekkerede belirtilmesine, davacının 6100 sayılı Kanun'un 335.madde 1. fıkra a,b,c bendlerinde düzenlenen hususlardan yararlanmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı “ölmüş” kelimesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, tapulu taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağını, mirasçı bırakmadan ölen kişilerin mirası Devlete kalacağından veraset ilamı ile Devlet'in mirasçılığın tespiti halinde Hazine adına tescil için ayrıca dava açılacağını açıklayarak haksız ve yersiz davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacıya verilen kesin süreye rağmen süresinde harç yatırılmadığı anlaşıldığından HMK'nun 120. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi üzerine hüküm adli yardım talepli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemiz tarafından öncelikle adli yardım isteği incelenerek HMK'nun 335, 336 ve devamı maddeleri gereği davacı vekilinin adli yardım isteğinin kabulüne ve eldeki dava dosyası bakımından Yargıtayda yapılacak lıer türlü duruşmalı temyiz, giderlerinden geçici olarak muaf tutulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili, 27.05.2013 tarihli dava dilekçesinde adli yardım talebinde de bulunmuş, 28.05.2013 tarihli ön inceleme duruşmasına hazırlık zaptında, davacı adli yardım isteğinde bulunduğundan masrafların suçüstü ödeneğinden karşılanarak davacı adına kayıtlı gayrimenkul, vergi kaydı, bankalarda vadeli vadesiz mevduat hesabı, herhangi bir sosyal güvencesi, adına kayıtlı aracı olup olmadığının, ekonomik ve sosyal durumunun zabıta marifeti ile araştırılmasına karar verilmiş ve yazı cevapları geldikten sonra adli müzaheret isteğinin değerlendirilmesine şeklinde ara kararı kurulmuştur. Daha sonra Sosyal Güvenlik Kurumu Erzurum İl Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabına göre davacının eşinden dolayı maaş aldığı belirlendiğinden 12.11.2013 tarihli ara kararı ile davacının adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, davacı tarafa; “11.500,00 TL dava değeri üzerinden 24,30 TL başvuru harcı, 196,30 TL peşin harç olmak üzere toplam 220,60 TL harç ile 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nun 120. maddesi gereğince Bakanlığın yayınladığı tarife ve dosyanın geldiği aşama, davanın niteliği, taraf sayısı gözetilerek taraf, tanık tebligatı gideri, keşif ve bilirkişi ücreti vs. masraf olmak üzere davanın niteliği gözetilerek 690,00 TL gider avansını işbu müzekkerenin tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde yatırmanız aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği hususunu” içeren muhtıra, davacı vekiline 18.11.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı vekili, verilen kesin süre içerisinde eksik harcı yatırmamış, gider avansını da kesin süre geçtikten 2 gün sonra 690,00 TL olarak yatırmıştır. Mahkemece, bu aşamaları dikkate alarak yazılı şekilde HMK'nun 114/g, 115/2 ve 120.maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar vermiştir. Davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir. Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun'un 27 ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve 30. maddede de yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, HUMK’nun 409. maddesinde (6100 sayılı HMK. md.150) gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır. Bu hükümlerle eksik harcın tamamlatılmasına ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir. Eksik harcın alınması durumunda, bu hükümlere uyulması gerekir. Bu açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; eksik harcın tamamlatılması için mahkemece davacı vekiline yazılı şekilde süre verilmiş olması, 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine ters düşmektedir. Yargı işlemlerinin çabuklaştırılması için hakimin taraflara süre ve imkan tanıması yerinde ise de, eksik harç yönünden kanunun öngörmüş olduğu prosedüre uyulması gerekir. Bu nedenle yukarıdaki hükümler gözönünde bulundurularak Mahkemece adli yardım isteğinin reddi sonrası dava harçları yatırılmamış, eksik olduğundan, dava dilekçesinde gösterilen değer (11.500.00 TL) üzerinden harcın ikmal edilmesi için davacı vekiline sonraki yargılama oturumuna kadar süre verilmesi, verilen süre içinde harcın yatırılmaması halinde 6100 sayılı HMK'nun 150. maddesi hükmü uyarınca dava dosyasının işlemden kaldırılması, bu maddede öngörülen süre içerisinde harcı yatırılmak suretiyle dava dosyasının yenilenmesi halinde davaya kaldığı yerden devam edilmesi, üç aylık süre içerisinde harç yatırılmak suretiyle dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, usul hükümlerinin uygulanmasında hataya düşülerek harcın tamamlanması için yazılı şekilde 1 haftalık kesin süre verilmesi ve sonrasında da taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde davanın usulden reddedilmesi doğru olmamıştır. Davacı vekilinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde olup hükmün bu sebeple bozulması gerekir. Diğer yandan, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 114/g maddesinde, gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir. HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; (1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde ise: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığı'nca ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır. 03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2) Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemcce belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır..." Hükmü getirilmiştir. Kabule göre de; ayrıntıları ile açıklanan yasal düzenleme dikkate alınarak Mahkemece, davacı vekiline gider avansını tamamlamak üzere iki haftalık kesin süre verilmesi gerekirken yazılı şekilde bir haftalık kesin süre verilmesi, ayrıca ihtarın “davanın usulden reddedileceği" şeklinde yapılması gerekirken “davanın açılmamış sayılacağına karar verilmesi” şeklinde yapılması, HMK'nun 120. maddesi ile Yönetmeliğin 45. maddesine aykırı şekilde davranılması da doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 peşin harcın davacıya iadesine, 14.10.2014 tarihinde oybirilğiyle karar verildi.