T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/419 - 2026/413 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/419 KARAR NO : 2026/413 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2023 NUMARASI : 2023/222 E. - 2023/561 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikr…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/419 - 2026/413 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/419 KARAR NO : 2026/413 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2023 NUMARASI : 2023/222 E. - 2023/561 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/12/2023 tarih ve 2023/222 E. - 2023/561 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalının 2022/016025 sayılı 21.sınıf emtiaları kapsayan “...” ibareli marka başvurusuna karşı müvekkili tarafından gerçekleştirilen itirazın, nihai olarak TÜRKPATENT YİDK’nın 2023-M-1952 sayılı kararı ile hatalı ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, müvekkili şirketin “...” markasının sahibi olduğunu, yine “...” ibaresini içeren başka markalarının da bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirket markası ile ortalama tüketicide bıraktığı genel intiba yönünden özellikle anlamsal olarak aynı olduğunu, markaların genel anlamda ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıdığını, “...” ibaresinin müvekkili şirketin İngilizce “...” ibareli markasının birebir Türkçe karşılığı olduğunu, “...” ibaresinin günlük dildeki yoğun kullanımı nedeniyle yaygın olarak bilindiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresini Türkiye’de ilk kullanan şirket olduğunu ve bu tamlamanın kullanılmasını yaygın hale getirdiğini, dava konusu marka başvurusunun kapsamındaki 21.sınıf malların, müvekkili şirket markasının yer aldığı sınıflarla benzer/ilintili malları ve hizmetleri içerdiğini, müvekkili şirkete ait “...” ibaresinin aynı zamanda ...’da bir alışveriş merkezinin adı olduğunu ve tanınmışlık kazandığını, dava konusu marka başvurusunun tescilinin müvekkili yönünden haksız rekabet yaratacağını ileri sürerek, ... YİDK’nın 2023-M-1952 sayılı kararının iptaline, 2022/016025 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu marka başvurusu ile davacı markasının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirinden son derece farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla karıştırılabilecek ölçüde benzerlik taşımadıklarını, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ilgili tüketicilerin markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceğini, markalar arasında aynılık veya benzerlik bulunmadığından davacının tanınmışlığa dayalı itirazının da reddinin gerektiğini, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket tarafından davaya cevap verilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar ile davacıya ait itiraza mesnet 2015/96066 sayılı marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin farklı olduğu, markalar arasında müşterek olarak bulunan "..." sözcüğünün marka olarak tek başına kimsenin tekeline verilemeyeceği, markalar arasında mal-hizmet benzerliği bulunmaması ve "..." sözcüğünün marka olarak kimsenin tekeline verilemeyecek olması hususları birlikte dikkate alındığında, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacı tarafın sunduğu belgelerin “...” ibareli markanın bir alışveriş merkezinin markası olarak 2017 yılından bu yana kullanıldığını gösterir belgeler olduğu değerlendirilmekle birlikte, sunulan belgelerin tanınmışlığın ispatı için yeterli olmadığı, markanın olağan kullanımını gösterir belgeler olduğu, SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle, YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca müvekkili adına tescilli marka ile iltibasa yol açacak derecede benzer olduğunu, bütünsel olarak incelendiğinde markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönlerden benzerlik taşıdığını, sadece ... ibaresi üzerinden karşılaştırma yapılmasının hatalı olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, markaların benzer tüketici kitlesine hitap ettiğini, başvuru kapsamındaki malların, tüketicilerin uzun süre düşünüp araştırarak karar verdiği mallardan olmadığını, bu nedenle taraf markalarının kapsamları yönünden aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olma şartının sağlandığını, müvekkilinin "..." ibareli markasının SMK'nın 6/5.maddesi anlamında tanınmış olduğunu, bir markanın tanınmış sayılması için ilgili tüketici kesimi tarafından Türkiye'nin önemli bir kısmında tanınmış olmasının yeterli bulunduğunu, müvekkilinin markalarının 2017 yılından bu yana ciddi olarak kullanıldığını sundukları delillerle kanıtladıklarını, bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, dava konusu markanın kullanımının önlenmesi bakımından ihtiyati tedbire hükmedilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." ibaresinin yer adı olması nedeniyle kimsenin tekeline verilemeyeceği ve markalar arasında karıştırılma ihtimaline neden olmayacağı, bir bütün olarak dava konusu marka başvurusunun, davacının itiraza mesnet markalarından yeterince ayrıştığı, öte yandan dava konusu başvuru kapsamında yer alan 21.sınıf mallar bakımından SMK'nın 6/1.maddesi anlamında emtia benzerliği şartının da gerçekleşmediği, davacının "..." ibareli markası bakımından SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının oluştuğunun ispat edilemediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemine gelince, her ne kadar davacı vekili, dava konusu markanın karşı tarafça kullanılmasının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, ihtiyati tedbirin ancak dava konusu olan şey hakkında verilebileceği, eldeki davanın konusunun ise YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü olduğu, bu tür bir davada, dava konusu olmayan markanın kullanımının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, dolayısıyla davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/02/2026 tarihinde, istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair (1) numaralı hüküm yönünden HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair (2) numaralı hüküm yönünden HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.