13. Hukuk Dairesi 2015/40916 E. , 2018/2520 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı hakkında yapılan idari soruşturma neticesinde eczacının ilgili eczanede kalfa ve çırak olarak görev…
**13. Hukuk Dairesi 2015/40916 E. , 2018/2520 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı hakkında yapılan idari soruşturma neticesinde eczacının ilgili eczanede kalfa ve çırak olarak görev yapan personel ile birlikte emekli sandığı sağlık yardımından faydalanan kimselerden temin ettikleri sağlık karnelerine hak sahiplerinin bilgisi dışında reçeteler yazdırdıkları ve bu reçeteleri hak sahiplerine vermeyerek davacıya fatura ederek 14.542,26.- TL zarar uğrattığının tespit edildiğini, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, bu itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile asıl alacağın % 40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile, davalının ... 7.İcra Müdürlüğünün 2005/5539 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı tarafından icra takibinden ve dava açıldıktan sonra asıl alacak olarak yatırılan 14.542,26 TL'nin icra asıl alacağından mahsubuna, icra tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmüne göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kurallar ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiği ve şartları oluşmadığı gerekçesiyle bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7. maddesi gereğidir.