7. Hukuk Dairesi 2021/3517 E. , 2022/161 K. "İçtihat Metni" 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ... Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.05.2018 tarihinde verilen dilekçeyle muhdesatın aidiyetinin tespitinin talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kabulüne dair verilen 11.02.2020 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından talep edilmiştir. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince da
**7. Hukuk Dairesi 2021/3517 E. , 2022/161 K.** **"İçtihat Metni"** 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ... Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.05.2018 tarihinde verilen dilekçeyle muhdesatın aidiyetinin tespitinin talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kabulüne dair verilen 11.02.2020 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından talep edilmiştir. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne dair verilen kararın davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Dava, kamulaştırma hukuki nedenine dayalı muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili; dava konusu tespit harici bırakılan taşınmazın, 186 ve 452 parsel numaralı tarla vasfındaki taşınmazlar ile, Uluçay Çayı arasında bulunduğunu, davacının iyiniyetli bir şekilde söz konusu taşınmaz üzerinde uzun bir süre buğday ve sebze ekimi yaptıktan sonra taşınmaz çevresini taş duvar ile ördüğünü, taşınmaza meyve ağaçları dikerek bağ olarak kullandığını, davacı tarafından dikilen ağaçların dava tarihiyle ömürlerinin 12-15 yıl arasında değiştiğini, davacının taşınmaza 86 adet fıstık ağacı, 6 adet asma ağacı, 2 adet armut ağacı, 3 adet badem ağacı ektiğini, söz konusu taşınmazın DSİ tarafından yapılan kamulaştırma kapsamında kaldığını ileri sürerek; taşınmazda bulunan meyve ağaçları ve yapıların davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın bilinçli bir şekilde taşınmazın üzerinde ağaç diktiğini, davacının işgalci ve kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı Köy Tüzel Kişiliği davaya cevap vermemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün istinaf kanun yoluyla incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından talep edilmiş, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nce davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf kararına karşı temyiz başvurusunda bulunulmuştur. 1)Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut delillerin Mahkemece takdir edilerek karar verilmesine ve delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2)Davalı ... vekilinin temyiz itrazlarına gelince; Mahkemece; “…Her ne kadar dava konusu taşınmaz dere yatağı vasfıyla tespit harici bırakılmış ise de, davacı tarafından bu taşınmazın 25 yıldır bakımının ve onarımının yapılıyor olduğunun ve 10-15 yaşlarında fıstık ağaçları yetiştirildiğinin iddia edilmesi dolayısıyla, davacının devletin hüküm ve tasarrufu altında bulanan bir taşınmazda uzun bir süre zilyetliğinin devam etmesi karşısında kamu makamlarının bu zaman zarfında devam eden edilgen tutumlarının bir anda değişebileceğinin öngörülmesinin mümkün olmaması ve dava konusu muhdesatların davacı bakımından önemli bir ekonomik menfaat teşkil etmesi, bu yönüyle davacının Anayasanın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir menfaatinin ihlal edilebileceği (AYM. 29/05/2019 tarih 2016/58283 karar) düşüncesiyle, dava açmakta hukuki yararının olduğu, dava konusu taşınmazın Ilısu Barajı ve HES Projesi Rezervuar (Göl) Alanı kamulaştırma çalışmalarından etkilendiğinin anlaşıldığı, mahkemece yapılan yargılama, tanık beyanları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmaz üzerindeki ağaçların davacı tarafından dikilip yetiştirildiği, mahallinde icra edilen keşif sonucu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların değerinin belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ...,... köyü, doğusu; tescil harici alan, batısı; ... Çayı ve kısmen tescil harici alan, kuzeyi; ... Çayı, güneyi; kısmen 109 ada 1 parsel ve kısmen tescil harici alan olan 14/06/2019 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide "A" harfiyle gösterilen taşınmazda bulunan 90 adet fıstık ağacı, 3 adet armut ağacı ve 10 adet asma ağacının davacı tarafından yapıldığının/dikildiği…” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı ... vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince; “…Dava; kamulaştırma hukuki yararına dayanılarak tescil harici bırakılan taşınmaza dikilen ağaçların davacıya aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. …Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın dere yatağı vasfıyla tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır, devletin hüküm ve tasarrufu altında bu yerin özel mülkiyete konu olamayacağı bu nedenle de bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhtesatlara hukuki değer verilemeyeceği mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece, Anayasa Mahkemesinin 29.05.2019 tarihli ve 2016/58283 numaralı kararı gereğince mülkiyet hakkının ihlali açısından inceleme ve değerlendirme yapılmış, davacı tarafından bu taşınmazın 25 yıldır bakım ve onarımının yapılıyor olduğunun ve 10-15 yaşlarında fıstık ağaçları yetiştirildiğinin iddia edilmesi dolayısıyla, davacının devletin hüküm ve tasarrufu altında bulanan bir taşınmazda uzun bir süre zilyetliğinin devam etmesi karşısında kamu makamlarının bu zaman zarfında devam eden edilgen tutumlarının bir anda değişebileceğinin öngörülmesinin mümkün olmaması ve dava konusu muhdesatların davacı bakımından önemli bir ekonomik menfaat teşkil etmesi, bu yönüyle davacının Anayasanın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir menfaatinin ihlal edilebileceği düşüncesiyle, dava açmakta hukuki yararının olduğuna karar verilmiştir. Dosya kapsamından, taşınmaz üzerine davacı tarafından dikildiği anlaşılan ağaçların yaşlarının ziraat bilirkişi raporuna göre 10-15 yaşlarında olduğu anlaşıldığından mahkemenin davacının mülkiyet hakkının ihlali açısından değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ancak tespit harici bırakılan taşınmaz nedeniyle davalıların, davanın mahiyeti gereği yasal hasım olması nedeniyle yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığı dikkate alınmadan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin yasal hasım olan davalılardan alınarak davacıya verilmesi hususu doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK’nın 715. maddesi: “Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz. Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine tâbidir.” hükmünü ihtiva etmektedir. Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerdir. Ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan yerler ile dolgu yapılmayan bir yerin koşulları mevcut olduğu takdirde özel mülkiyete konu olması olanaklıdır. Somut olayda; mahkemece dava konusu taşınmazın dere yatağı vasfıyla tespit harici bırakılmış olduğu tespit edilmiş, iki ziraat mühendisi ve bir gayrımenkul değerlendirme uzmanı bilirkişiden oluşan heyetçe dosyaya sunulan 28.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda da taşınmazın ... çayıyla arasında 5 metre kot farkı bulunduğu, mera, yaylak, kışlak olmadığı, ara sıra orta derecede taşkınlara uğrayan bu tip dava konusu taşınmazın 2. sınıf arazi kullanım kabiliyet özelliklerini gösterdiği, 14.06.2019 tarihli fen bilirkişisi raporu ekindeki krokiye göre taşınmazın ... çayı aktif dere yatağında bulunduğu tespit edilmiş olması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile HMK 371. maddesi gereğince temyiz olunan Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kararının BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, HMK'nın 373. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 05.01.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.