11. Hukuk Dairesi 2023/5018 E. , 2024/7339 K. MAHKEMESi : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYI : 2021/709 Esas, 2023/648 HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye…
**11. Hukuk Dairesi 2023/5018 E. , 2024/7339 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESi : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYI : 2021/709 Esas, 2023/648 HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/47604 sayılı “...” ibareli başvurusunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, başvuruda, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları esas unsur olarak içeren bir işaretin bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu ibare ile yıllardır hizmet verdiğini, bu ibare ile tanındığını, işaretin müvekkilinin kullanımıyla ayırt edicilik kazandığını, davalı Kurum nezdinde “world wide” ibaresini içeren çeşitli başvuruların tescil edilmesine rağmen müvekkilinin başvurusunun reddedilmesinin çelişki içerdiğini ileri sürerek 2020-M-3087 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; “...” ibaresinin “dünya çapında uluslararası estetik” anlamına geldiğini, genel kullanımı haiz bir ibare olduğunu, tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait olarak algılanmayacağını, dava konusu ibarenin kullanılmak istenen sınıflar yönünden ayırt edicilik sağlamadığını, ortalama tüketicinin bu ibareyi başvuru konusu malların cinsi, çeşidi, vasfı olarak algılayacağını, dava konusu marka gibi kaynak bildirici bir ibarenin tek bir kişinin tekeline verilmesi halinde başka kişi veya şirketlerin dava konusu ibareyi tek unsur, esas unsur hatta yardımcı unsur olarak kullanamayacaklarını, bu durumun rekabeti haksız bir şekilde sınırlandıracağını, davacı vekilinin kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı iddiasını ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, marka başvurusunun salt kelime unsurundan oluşmadığı, bir şekil unsurunu barındırdığı, bütün değerlendirilmesi gerektiği, üç yaprağın birleşiminden oluşan ve bir çiçeği andıran şeklin, redde konu hizmetler ile hiçbir bağlantısının bulunmadığı, baskı yoluyla çoğaltılıp, çizimle görüntülenebilme özelliğini taşıdığı, şekil unsurunun marka kompozisyonunun ortasına, konumu, boyutları ve kapladığı yer itibarıyla özel vurguyla ilk ön plana çıktığı, markayı temsil eden, hakim, asli, baskın ve ayırtedici unsur mahiyetini barındırdığı, davaya konu markanın kelime unsurunun “...” sözcüğünü de içermesi, bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken davaya konu markayı otomatikman tescili reddedilen 44. sınıfa konu “Tıbbi hizmetler” veya “Güzellik bakımı hizmetleri” bakımından tanımlayıcı hale getirmediği, “estetik” ibaresinin aralarındaki sıkı ilişkisi sebebiyle refleks halinde derhal doğrudan, bir başkasının hatırlatmasına gerek olmadan, davaya konu markanın diğer reddedilen hizmetlerinden birini derhal ve refleksif olarak ilgili tüketici nezdinde tanımlamadığı, dava konusu marka başvurusunun 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddedilen hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, (c) bendi uyarınca da kısmen reddedilen hizmetler bakımından da doğrudan tanımlayıcı, tasviri bir ibare niteliği taşımadığı, davacının dava konusu ibareyi kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği iddiasının YİDK aşamasında ileri sürülmemesi nedeniyle işbu davada dinlemeyeceği, davacının başvurunun tescili talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2020-M-3087 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, başvuru konusu işaretin 3 adet yaprağın bir araya getirilmesiyle oluşturulan bir çiçeği anımsatan şekil unsurundan ve bu şeklin altına alt alta konumlandırılmış “...” ve “...” ibarelerinden oluşan karma nitelikte bir marka olduğu, karma nitelikteki markaların daha ziyade kelime unsuru itibariyle hatırda kaldıkları, esasen başvuruda yer alan şeklinin özgün bir şekil de olmadığı, başvurunun asli unsurunu “... ..." ibaresinin oluşturduğu, “...” ibaresinin İngilizce'de “dünya çapında”, "...” ibaresinin ise “uluslararası estetik/güzellik” anlamına geldiği, kelime unsurları, gerek bütün gerekse ayrı ayrı kelime öbekleri olarak değerlendirildiğinde, verilen estetik hizmetinin uluslararası ve dünya çapında yapıldığı anlamını barındırdığı, ülkemizde İngilizce'nin yaygın olarak bilindiği de gözetildiğinde dava konusu başvurunun asli unsurunu oluşturan “..." ibaresinin, başvuru kapsamında yer alan 36, 39, 41, 43, 44 ve 45. sınıf hizmetlerin tüketicileri nezdinde işletmesel bir kökene işaret etmesinin mümkün olmadığı, başvuru kapsamındaki tüm hizmetler için belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, diğer bir deyişle markanın asli fonksiyonu olan ayırt ediciliği sağlamayan bir ibare olduğu, tüketicilerin bu ibareyi yalnızca uluslararası veya dünya çapında verilen estetik hizmeti olarak algılayacakları nazara alındığında tüketicilerce marka olarak algılanması, belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, başka işletmelere ait mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlaması mümkün olmayan dava konusu başvurunun, 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt ediciliği bulunmadığı, 44. sınıf “Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri.” yönünden de bahsi geçen hizmetler kapsamında sunulan estetik hizmetinin uluslararası ve dünya çapında sunulduğunu gösteren ve bu nedenle tanımlayıcı olan dava konusu başvurunun anılan 44. sınıf hizmetler yönünden aynı maddenin (c) bendi anlamında da tescili engeli bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararı iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.