İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 13/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/03/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şifahen borçlu ile ürün sözleşmesini yaptığını, sözleşme sonunda banka aracılığıyla davalıya narenciye bedeli olarak toplamda 33…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2841 - 2026/550 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/2841 KARAR NO : 2026/550 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas ve ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 13/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/03/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şifahen borçlu ile ürün sözleşmesini yaptığını, sözleşme sonunda banka aracılığıyla davalıya narenciye bedeli olarak toplamda 335.000,00.TL ödeme yapıldığını, ancak davalı tarafından narenciye ürünlerinin müvekkili şirkete teslim edilmediğini belirterek ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaları ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takiplerin durduğunu, bu nedenlerle; itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava konusu edilen ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaları ile başlatılan takiplerde davacının taraf sıfatının bulunmadığını, taraflar arasında yapılan şifahi sözleşme bedelinin 650.000,00.TL olduğunu, sözleşme bedelinin bir kısmının avans olarak müvekkilinin hesabına gerek davacı şirket gerekse davacı şirketin yakınlarınca sözleşmeye binaen aktarıldığını, sözleşmeye konu narenciye bahçesinin tüm ürünlerinin davacı şirkete tahsis edildiğini, sözleşmenin yapılmasından bir müddet sonra narenciye piyasa satış bedelinin düşmesiyle davacı şirketin para gönderme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ayrıca satın aldığı narenciyeleri bahçeden toplamadığını, bahçeden ürün toplanmadığı zaman bahçenin zarar gördüğünü ve bir sonraki yıl ürün vermediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında, dosya arasına getirtilen ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyalarının incelenmesinde bu takiplerin takip alacaklısının davacı şirket olmayıp dava dışı kişiler olduğunu ve takiplere konu alacaklarını davacı şirkete temlik ettiklerine dair takip dosyaları kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı anlaşılmakla davacının bu takip dosyalarına ilişkin davası eldeki davadan tefrik edilerek mahkemenin ... Esas sırasına kaydedildiğini, bu suretle eldeki itirazın iptali davasına ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibi bakımından devam olunduğunu, konusunda uzman öğretim üyesi nitelikli hesap uzmanı ..., ziraat yüksek mühendisi ... ve mali müşavir ...'den oluşan bilirkişi kurulundan... tarihli rapor alındığını, hükme elverişli bulunan bilirkişi raporu ile ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ekindeki tutanak ve raporlara göre davalı tarafından davacıya satışı yapılan ... ilçesi ... Mahallesi, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarda mevcut ... cinsi limon bahçesindeki 2020 yılı ürünün hasat edilmemiş olduğunun tespit edildiğini, limon bahçesinin bulunduğu mahalde özellikle narenciye ürünlerinin ürün satış fiyatlarının ürünün dalında bulunduğu haliyle başka bir ifadeyle hasat ve nakliyesi hariç olmak üzere dalında fiyatı şeklinde tespit edildiğini, ürünün hasat ve nakliyelerinin alıcı ve satıcı arasındaki sözleşmede aksine bir hüküm kararlaştırılmadığı takdirde alıcı tarafından karşılandığını, davacı şirketin sözleşme konusu ürünün davalı tarafından davacıya teslim edilmediğini veya bahçeden toplanmasına izin verilmediğine dair TTK'nın 18/3.maddesi hükmünde belirtilen şekilde bir ihtar ya da ihbara rastlanılmadığını, davaya konu ürünün hasat edilmemesinin davacıdan kaynaklandığı tespit edildiğinden davacının davalı ile aralarındaki satış sözleşmesine konu ürünlerin davalı tarafından teslim edilmediğine dair iddiasının yerinde olmadığını, bu sebeple davacının davasının reddine karar vermek gerektiğini, davalı tarafça kötüniyet tazminatına karar verilmesi talep edilmiş ise de davasında haksız bulunan davacının takibinde kötüniyetli olduğuna dair dosya kapsamına yansıyan herhangi bir delil bulunmadığından İİK'nın 67/2 maddesinde belirtilen yasal koşulları bulunmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket tarafından sözleşmede belirtilen ifa bedelinin ... tarihinde 75.000,00.TL, ... tarihinde 80.000,00.TL, ... tarihinde 100.000,00.TL, ... Tarihinde 80.000,00.TL olmak üzere taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşmeye uygun olarak ödeme gerçekleştirdiğini, sözleşmede belirtilen bedelin davalı tarafa ödenmesine rağmen sözleşme konusu meyvelerin hasat döneminde müvekkil şirkete teslim edilmemesi neticesinde zarara uğradığını, yerel mahkemece somut olayda satış sözleşmesinin varlığı kabul edilmesine rağmen TTK madde 23 uygulanmasından imtina edilmiş olup bu durumun gerekçesinin açıklanmadığını, somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki ilişkinin Satış Sözleşmesi olduğu mahkemece de kabul edildiğini, ancak yerel mahkemece hataya düşülerek sadece Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde karar verilmiş olup TTK madde 23 gereğince Türk Borçlar Kanunu'na gidilmediğini, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Satış Sözleşmesine ilişkin hükümler somut olaya uygulandığında satıcının ihtar veya ihbar öneli şart koşulmaksızın satıcının borcunu ifa etmemesi halinde alıcının uğradığı zararı giderin yükümlülüğü bulunduğunun ifade edildiğini, davalının bahçeyi müvekkile teslim etmemiş olması nedeniyle hasat gerçekleştirilemediğini bu nedenle müvekkili zarara uğrattığını, ... tarihinde dosyaya ibraz edilmiş olduğunu, bahse konu bilirkişi raporunun 4 No'lu maddesinde " Davacı şirket tüzel kişi tacir konumunda olup sözleşme konusu ürünün davalı tarafından davacıya teslim edilmediğine veya toplanmasına izin verilmediğine dair TTK m. 18/3 hükmünde öngörüldüğü şekilde bir ihtar veya ihbara rastlanmamış, davaya konu ürünün hasat edilmemesinin davacıdan kaynaklandığı" kanaatine varıldığını, bilirkişi raporu bu yönüyle değerlendirildiğinde uzmanlık alanını gerektiren bir konu olmayıp hukuki bir konu olması ve bu konuda bilirkişiler tarafından tavsiyede veya öneride dahi bulunmaması gerektiğinin Ticaret Kanunu'nun yargı merci tarafından irdelenmesi gerektiği aşikar olduğunu, davalı tarafın davaya konu bahçeyi müvekkil şirkete teslim ettiği veya teslim etmek için alacaklıyı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir yasal delil bulunmadığı halde müvekkil şirket aleyhine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden incelenmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kararın kaldırılması istemli istinafının red edilmesini, davacının davalıya halen borcu olmasına rağmen davalı aleyhine birden çok icra takibi başlattırması, mahkemeye yargılama esnasında gerçek sözleşme bedelini söylemeyerek istinaf aşamasında gerçek sözleşme hükümlerini belirtmiş olması, bahçedeki ürünleri toplamayarak davalının bahçesinin bir sonraki ürününe zarar vermiş olması sebepleriyle ve tüm bunlara rağmen alacaklı olduğunu iddia etmesi sebepleriyle ''kötü niyetle hareket etmiş olan davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmemesi'' açısından kararı istinaf etiğini, bu nedenlerle; davacının istinaf isteminin reddine, katılma yolu ile istinafının kabulü ile davacı aleyhine %20 tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ve işbu karara karşı davacı vekili ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davaya konu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklısının davacı borçlusunun davalı olduğu, asıl alacak miktarının toplam 180.000,00-TL olduğu, takipte "alınması gereken mal karşılığı ödenen bedelin iadesinin" talep edildiği, alacağın banka dekontlarına dayandığı, davalının itirazı üzerine ilamsız takibin durduğu, davacı tarafça yasal süresi içerisinde itirazın iptali davası açmış olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ancak davalının ... ilçesi ... Mahallesi, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarında mevcut Mayer cinsi limon bahçesindeki 2020 yılı ürünlerin davacıya satışı konusunda anlaşıldığının tarafların kabulünde olduğu, ürünlerin teslim şekli ve ürün bedeli kapsamında taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalıya 100.000,00-TL lik ve 80.000,00-TL lik ödemenin yapılmış olduğunun dosya kapsamına ibraz edilen dekontlardan anlaşıldığı ancak söz konusu ödemelerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, her iki dekontta da "... Narenciye Bedeli" açıklamasının bulunduğu, hükme esas alınan ... tarihli bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının dava dilekçesindeki beyanlarından davacının ihracat için söz konusu limonların satın alınması konusunda davalı ile kabala (bahçeden toptan) anlaştığı, bahçenin metrekaresi, tahmini ürün miktarı, fire oranı hep birlikte değerlendirildiğinde sözleşme bedelinin davalının beyan ettiği gibi 650.000,00-TL olduğunun kabulü gerekeceği, bahçedeki ürünlerin hasat edilmesi gereken tarihte hasat edilmemiş olduğunun davalının başvurusu üzerine ... Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkililerince tespit edilmiş olduğu, davacının beyanlarından ihracat yaptığı düşünüldüğünde ürünlerin hangi tarihte hasat edilmesi gerekeceği hususunun davalının bilgisi dahilinde olmadığı, bu hususta davacının davalıya herhangi bir ihbar ya da ihtaratta bulunmadığı, TTK 18/3 maddesi gereğince "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." , yöresel adetler gereği ürün hasat ve nakliyesinin davacı tarafça yapılması gerektiği bunun aksinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafça her ne kadar TBK 213 maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiği yönünde istinaf talebinde bulunmuş ise de TBK 213 maddesinin uygulanabilmesi için satıcının muaccel olan teslim borcunu ifa etmemesi ve temerrüde düşmüş olması ve kusurlu olması gerektiği, davalının kusurunun bulunmadığı ve davacı tarafça da temerrüde düşürülmediği bu kapsamda dosyaya herhangi bir delil ibraz etmediği, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacının icra takibi başlatmakta kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından, davalının kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin icra inkar ve kötüniyet tazminatlarına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu davacı ve davalı vekillerinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : 1)- ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2)a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 732,00.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 651,30.TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 732,00.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 651,30.TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3)a-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, b-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi gereğince kararın dairemizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 13/03/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır