11. Hukuk Dairesi 2022/5651 E. , 2024/2061 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2443 Esas, 2022/926 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/48 E., 2019/943 K. Taraflar arasındaki ticari şirket fesih istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adl
**11. Hukuk Dairesi 2022/5651 E. , 2024/2061 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2443 Esas, 2022/926 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/48 E., 2019/943 K. Taraflar arasındaki ticari şirket fesih istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin diğer ortağının davacının amcasının oğlu ... olduğunu, 22.03.2004 tarihinde alınan karar gereği 10 süreyle diğer ortak ile birlikte şirketi temsile yetkili müdür olduğunu ancak 15.06.2008 tarihinden sonra şirket idaresinin fiilen diğer ortak tarafından yürütüldüğünü, şirketin tek faaliyetinin tebligat adresinde bulunan ekmek ve unlu mamuller fırını olduğunu, şirket müdürlerinin görev süresinin dolduğu 2013 tarihinde ve sonrasında şirket ortaklar kurulunun toplanmadığını, davacının bir süre sonra şirketin yeni müdürünün tek başına yetkili olmak üzere diğer ortak ... olduğunu öğrendiğini, bu durumun ticaret sicilinde 10.06.2013 tarihinde karar defteri elde edilerek sahte imzalı toplantı tertiplendiğini ve sahte imza ile karar alındığını, davacının ortağına usulsüzlük ve suiistimalleri Bakırköy 40. Noterliği’nin 05.03.2017 tarihli ihtarnamesi ile bildirdiğini, bu durumun açıklanmasının istediğini, diğer ortağın bu ihtarnameye ve şirket kayıtlarında bulunan un stoklarına itiraz ettiğini, şirketin diğer ortağın kötü yönetimi sonucunda vergilerini ve çalışanların SGK primlerini ödeyemediğini, şirket kayıtlarının gerçeğe uygun tutulmadığını, şirketin ekmek üretiminin ortalama 7.000 adet olduğunu ancak kâr payını ortadan kaldırmak için bunun şirket kayıtlarında düşük gösterildiğini, davacıya kâr payı ödenmediğini, diğer ortağın ise aksine zenginleştiğini, ortaklar arasında güven duygusunun ortadan kalktığı için şirket amacının ortadan kalktığını; diğer ortağın işyerine el koyduğunu, davacının hesapları incelemesine izin vermediği gibi işleyişe müdahale ettirmediğini, bu durumun artık limited şirketin varlığını devam ettirmeyi faydasız hale getirdiğini, eşit ortak oldukları Karaismailoğulları İnş. San. ve Un Mam. Tic. Ltd. Şti.’nin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini, şirket malvarlığının bu süreçte ortadan kaldırılmaması için kayyım ataması yapılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin kuruluşundan itibaren 12 yıl boyunca bilfiil işletmeci ile davacı tarafından işletildiğini, şirket işletmecisinin vefat etmesi ve davacının da ilgilenmemesi üzerine, davalının mecburen yönetimin sağlanması için yönetimi devralmak zorunda kaldığını, 15.08.2008 tarihinden itibaren şirketin tüm gelir - giderlerinin davacıya bildirildiğini, davacının şahsi mali müşaviri ile şirket mali müşavirinin aynı kişi olduğunu bu nedenle de şirketle ilgili bilgi alamamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın un stokları ile ilgili delil olarak sunduğu ihtarnameye cevap mahiyetinde keşide ettikleri Beyoğlu 57. Noterliği’nin 23.03.2017 tarih ve 06449 yevmiye numaralı ihtarnamesinde belirttiklerine göre şirket stoklarında 1.200 torba un bulunmasının mümkün olmadığını, hatta hiçbir fırının bu miktar stok yapamayacağını, şirketin kötü yönetilmediğini aksine bu şartlarda ayakta kaldığı için iyi yönetildiğini, davacının imzasının taklit edilmesinin davalı ile ilgili hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, davacının usulüne uygun şekilde toplantıya çağırıldığını ancak davacının gelmediğini, bu nedenle karar defterinin davacının adresine teslim edildiğini, karar defterinin kimin tarafından imzalandığının bilinmediği gibi 7 - 8 gün sonra imzalı şekilde teslim edildiğini, hatta bu yüzden noter tasdikinin 20.06.2013 olduğunun göz önünde bulundurulmasını ve davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.06.2013 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında 10.06.2013 tarihli karar aslındaki davacı adına atılan imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiş, mali durum hakkında alınan bilirkişi raporunda, şirketin 2013-2018 yıllarına ait genel kurul toplantılarının yapılmadığı, bu tarihlerde kâr dağıtımının da yapılmadığı, şirketin ortaklar alacaklar hesabında 930.995,26 TL'nin kayıtlı olduğu ancak dava dışı diğer şirket ortağı ...'na bu hesapta kayıtlı paradan toplam 65.500,00 TL kullandırıldığı, bakiye kısmın ortaklarca kullanılmadığı, bu hesabın muavin kayıtlara göre dengeleyici hesap olarak kullanıldığı, vadesi geçen ve taksitlendirilen 236.833,91 TL vergi borcu bulunduğu, şirketin 31.12.2018 tarihli bilançosuna göre 14.183,06 TL borca batık olduğu tespit edilmiş, 10.06.2013 tarihli ortaklar kurulu kararında davacı ortak imzasının sahte olması, 2013 yılından bu yana şirket genel kurulu toplantısının yapılmaması, şirketin kâr payı dağıtmaması nedenleriyle güven ilişkisinin sarsıldığı, ortaklar alacaklar hesabında kayıtlı 865.495,26 TL'nin (Cemal Karaismailoğlu'na verildiği kaydedilen 65.500,00 TL dışında kalan) nerede olduğunun belli olmayan para kaydı bulunduğu, bu paraya rağmen şirketin 14.183,06 TL borca batık durumda bulunduğu, bu haliyle davacı ortak yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince haklı sebeplerin gerçekleştiği gerekçesi ile davacının fesih ve tasfiye isteminin kabulüne, tasfiye memuru atanmasına, şirket menkullerinin karar kesinleşinceye kadar yedi emin olarak şirket müdürüne teslimine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin ticari defterlerinin bilirkişi vasıtasıyla incelendiğini, ticari defterlerde bir usulsüzlüğün olmadığını, mali tabloların incelenmesinde davalı şirketin nakit ihtiyacının olmadığı ve şirketin faal olduğunun tespit edildiğini, şirketin iflasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, bilirkişi incelemesi ile davacı yanın günlük ekmek üretiminin 7000 adet olduğu iddiasının mümkün olmayacağına vurgu yapıldığını, müvekkili şirketin depolarının 1200 çuval un miktarını stoklamaya elverişli olmadığını, müvekkili şirketin 14.183,06 TL borca batık olduğunu, bu hususun gayet olağan olduğunu, müvekkili şirketin feshi halinde telafisi imkansız bir çok zararın meydana geleceğini, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 1-Davalı şirketin ticari sicil kayıtlarına göre, davacının ve dava dışı ...'nun %50’şer hisseye sahip oldukları, 2 ortaklı şirket olduğu, dava dışı ...'nun şirketi temsil ve ilzama münferiden yetkili olduğu anlaşıldığı, 2-Limited şirketlerde feshi ve tasfiyeyi düzenleyen 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın Mahkemeden şirketin feshini talep edebileceği, Mahkemece fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değerininin hesaplanarak şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun olabilecek bir çözüme hükmedebileceği, 3-Davacı, dava dışı ortağın 10 yıl süre ile şirkete münferit yetkili olduğuna ilişkin 10.06.2013 tarihli alınan kararda kendisine ait görünen imzanın davacıya ait olmadığı, somut olayda tüm dosya kapsamına göre ortakların aralarında geçimsizlik bulunduğu, ortaklığı sürdürmek iradeleri bulunmadığı anlaşılmış olup yine şirketin incelenen defter ve kayıtlarından 2013-2018 tarihleri arasında genel kurul yapılmadığı, şirket hesaplarının görüşülmediği, ortaklar alacak hesabında kayıtlı mevcudun akıbetinin belirsiz olduğu, kâr payı dağıtılmadığı, şirketin vergi borcunun bulunduğu, 31.12.2018 tarihli bilançoya göre 14.183,06 TL borca batık olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda; davacının fesih koşullarının oluşmasında kusuru bulunmamakla fesih isteme hakkını kullanması haklı görülmüş, ortakları arasında ciddi anlaşmazlık bulunup bir araya gelmeleri mümkün olmayan, borca batık olan ve müştereken çalışıp kâr elde etme imkanı olmayan şirketin feshine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. 4-Haklı sebeple fesih yerine alternatif çözüme hükmedilebilmesi için bu çözümün ilgililerin menfaatine olması gerekmektedir. Elde davalı şirketin feshi yerine yaşatılmasını gerektirecek ekonomik ve rasyonel veriler mevcut değildir. Şirketin ticari faaliyetinin olması şirketin devamında genel ekonomik menfaatler için yarar bulunduğunu göstermez. Hiç kâr dağıtmayan ve uzun zamandır zarar eden ekonomik yönden kötü durumda olan bir şirkette diğer pay sahibinin şirketin devamına ilişkin menfaatinin önemli görülemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Şirketin devamında genel ekonomik menfaatler açısından bir fayda bulunmadığının kabulüyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar veren İlk Derece Mahkemesinin delilleri takdirinde isabetsizlik bulunmamakla açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin hükme yönelik ileri sürdüğü istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticari şirket fesih istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası 3. Değerlendirme 1.Dava, limited şirketin haklı nedenle feshi olmadığı takdirde davacının şirketten çıkarılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. 2.6102 sayılı Kanun'un 636 ncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki haklı sebeplerin varlığında her ortağın Mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, şartların oluşması halinde ise Mahkemenin talep yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceği düzenlenmiştir. 3.Şirketler Hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup, düzenleme uyarınca ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunludur. 4.Bu halde Mahkemece, şirketin feshine karar vermeden önce yasada öngörülen, davacı ortağın şirketten çıkarılması veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözümlerin de tartışılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.