6. Ceza Dairesi 2022/4688 E. , 2024/2573 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1816 E., 2021/1091 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: I- Suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesi neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kan…
**6. Ceza Dairesi 2022/4688 E. , 2024/2573 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1816 E., 2021/1091 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: I- Suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesi neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun’un 294 uncu maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun’un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz sebeperine yönelik yapılan incelemede; Oluş ve dosya içeriğine göre, suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, suça sürüklenen çocuk müdafinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN ONANMASINA, II- Suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli cinsel istismar suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesi neticesinde; 5271 sayılı Kanun’un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun’un 294 uncu maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun’un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek katılan vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Katılan ...’nin, oğlu olan mağdurun suça sürüklenen çocuk tarafından cinsel saldırı ve yağmaya maruz bırakıldığından bahisle yaptığı 18.07.2015 tarihli şikayet üzerine başlatılan soruşturmada, mağdurun vekil ve adli görüşmeci refakatiyle alınan 21.07.2015 tarihli ilk beyanında “...Ben halen Elmalı ... mahalesinde annem olan ... ve abim ... ile birlikte yaaşamaktayım. Babam ... ile annem ayrıldılar ve babam halen Antalya'da yaşamaktadır. Ben ... ilköğretim okulunda okuyorum ve ikinci sınıfı bitirip üçüncü sınıfa gideceğim. Bundaniki üç kadar önce 23 Nisan bayramından önceki tam hatırlayamadığım bir tarihte gündüz vakti ben yanımda aynı okulda beşinci sınıfta okuyan ... isimli bir çocuk ile şuan isimlerini hatırlayamadığım birkaç çocuk daha Feride Nine parkında oynuyorduk. Yanımıza 13-14 yaşlarında olup ...'da yaşayan ... geldi ve bizi yürüyerek bir tarlanın yanında bulunan ve gidince gösterebileceğim tek katlı boş bir eve götürdü. Ben bu eve daha önce hiç gitmemiştim ev boş idi, eşya yoktu ve içinde de kimse yaşamıyordu. Burada ... bana "yapmazsan ve çıkarmazsan seni döverim" dediği için pantolonumu ve kilodumu çıkardım. Ancak tam çıkardımmı yoksa aşağıya mı indirmdim tam hatırlayamıyorum bu şekilde ben öne doğru eğildim, ... arkamdan pipisini popoma soktu, acı hissettim bu olay bir iki dakika kadar sürdü. Olay sırasında ben ... 'ın pipisini gördüm yukarı doğru bakıyordu ve sertti.,Bana yaptığı bu olaydan önce ... önce yanımızda bulunan ...'e daha sonra da şuanda hatırlayamadığım üç çocuğuda aynı eylemi yaptı. Onlardan birini görürsem tanıyabilirim, bizim okulda okuyor, en son bana yaptığı ve sonra da annene filan söylersen seni döverim, dedi. Diğer çocuklara da aynısını söyledi. ... önceden de beni dövdüğü için evin kapası açık olmasına rağmen döveceğinden korktuğum için kaçamadım. ..., beni yaptığı sırada evlerini bildiğim 16-17 yaşlarında ...'da oturan, ... geldi ve içeri girdi, ... geldiğinde ... bana tecavüz ediyordu, ... içeride ... dövdü. Daha sonro beni arkaya götürdü, konuştu...” şeklinde beyanda bulunduğu, 30.01.2018 tarihli 5. celsede de beyanlarını “...ben halen 5. sınıfa gitmekteyim, genelde belediyenin oradaki parkta oyun oynamaktayım, tam tarihini hatırlamadığım bir zamanda ancak 23 nisandan önce Feride Nine parkında oyun oynarken ... abi yanıma gelip çimlerin oraya futbol oymaya çağırdı, bende gitmeyeceğimi söyledim, bunun üzerine "gelmezsen seni döverim" dedi, ... ve ... de yanımdalardı, üçümüz birlikte ... abi ile giderken ... kaçtı, ... abi bizi parkın yakınındaki kullanılmayan boş eve götürdü, bana kıyafetlerimi çıkarmamı söyledi, daha sonra kendi kıyafetlerini çıkardı, pipisini popoma soktu ancak acı hissetmedim, (mağdur çocuğa ÇİM'deki ifadesinde suça sürüklenen çocuğun pipisini poposuna soktuğunu söyledikten sonra acı hissettiğini beyan ettiği hususu hatırlatılarak tekrar soruldu: acı hissetmedim dedi) ... abi bana yaptıktan sonra ...'e de aynısını yaptı, daha sonra kıyafetimi henüz giymemişken ... abi içeri girip ... abiye kızdı, bana ve ...'e hiçbir şey demedi, (önceki beyanlarındaki çelişki dikkate alınarak eve ilk girdiklerinde kaç kişi olduğu hususu soruldu: evde ben, ... abi ve ... vardık, başkası yoktu dedi). (Mağdura ÇİM'de 23 nisandan sonra 19 mayıstan önce suça sürüklenen çocuğun yine kendisini parkın ilerisindeki boş eve götürüp poposuna pipisini soktuğuna dair beyanı hatırlatılarak soruldu: ... abi tekrar benim popoma pipisini sokmadı, ancak tarihini hatırlamadığım bir zamanda ... ve ... ile birlikte parkta oyun oynarken bizi evine götürdü, şu an bizi eve nasıl götürdüğünü hatırlamıyorum, evde televizyondan çıplak kadın mankenlerin olduğu bir görüntüyü açtı ve bize izletti, daha sonra da kendi pipisini açıp bizim yanımızda pipisi ile oynadı, biz evdeyken eve ...'ın babaannesi ya da anneannesi geldi, ... da bizi evin arka kapısından gizlice dışarı çıkarttı dedi.) Mağdura tekrar suça sürüklenen çocuğun kendisinin poposuna pipisini kaç kez soktuğu hususu soruldu: bir kere olmuştu dedi....” şeklinde tekrarladığı görülmektedir. Aynı şekilde mağdur, suça sürüklenen çocuğun da hazır bulunduğu 02.05.2017 tarihli 1. celsede beyanlarını “......'ı tanıyorum, arkadaşım sayılır, öncesinde de birkaç kez paramı almak için beni dövüp bu şekilde paramı almışlığı vardı, 23 Nisan bayramından önce ben, ... ve ..., Feride Nine Parkındayken ... zorla beni ve ...'i parkın yakınında bulunan boş eve götürdü, bu boş evin kapısı çok zor açılır, benim ve ...'in kapıyı açmaya gücü yetmedi, ancak ...'ın gücü yetiyordu, ... burada benim zorla öne eğilmemi ve pantolonumu ve külodumu indirmemi istedi, ona gücüm yetmediğinden dediklerini yapmak zorunda kaldım, bu sırada ...'ın pipisini de gördüm, daha önce söylediğim gibi sert ve kalkıktı, burada ... pipisini arkamdan popoma soktu, ancak acı hissetmedim, herhangi bir sıvı da hissetmedim, bu arada ... pipisini sokabilmek için kendi pipisine tükürdü, bana bu yaptıklarının aynısını öncesinde ...'e de yaptı, bana bu eylemini yaparken ... kapıyı zorlayıp açtı, bunun üzerine ben külodumu çektim, ... olanları görünce sinirlendi ve ...'a "bir daha yapmayacaksın" diyerek dövdü, bu tarz eylemi tek sefer olmuştur, sonraki dönemlerde de aynı şekilde bana vurarak paramı almışlığı vardır, bir keresinde de ben, ... ve ... oyun oynarken bizi zorla kendi evine götürdü, o iyi bir çocuk olmadığından evine gitmek istemedim, ancak burada cinsel bir eylemi olmadı, ...'ın evinde monopoli oynadık, boş evde başıma gelen olayı ..., ... ve ... arkadaşlarıma da anlatmıştım, toplamda 20-25 kez zorla paramı almıştır dedi....” şeklinde tekrarlamıştır, Mağdurun beyanları tutarlı ve istikrarlıdır. Aynı celsede hazır bulunan psikolog bilirkişi de görüşünde “...bilişsel düzeyi yaşı ile paralellik göstermektedir, akli dengesi yerindedir, söylediklerine itibar edilebilir...” olduğunu bildirmiştir. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 06.08.2015 tarihli raporuna göre “...Mağdurla yapılan Ç.İ.M'de yapılan adli görüşme sonucunda mağdurun anlama, kavrama ve kendini ifade etme ile ilgili herhangi bir sorununun olmadığı, zihinsel gelişiminin içinde bulunduğu gelişim dönemiyle uyumlu olduğu ve anlatımlarında duygulanımları ile beden dili arasında uyumsuzluğun olmadığının gözlendiği belirtilmiş, ayrıca Antalya Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda mağdurun kronolojik doğum kaydına uygun psikobiyolojik gelişim içerisinde olduğu, doğrudan olmamakla birlikte kendisine karşı işlendiği bildirilen suç ile ilgili dolaylı sorulara verdiği cevaplar, fiil ile ilgili savunma biçimi göz önüne alındığında, cinsel istismar suçuna karşı kendisini ruhen ve bedenen savunabilecek gelişim içerisinde olduğu, kendisine yönelik fiil ile bununla ilgili ifadelerine itibar edilebileceği ... ve mağdurun Nisan 2015-Mayıs 2015 tarihleri arasında uğradığı iddia olunan cinsel istismar eylemi nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu... yönünde görüş bildirildiği görülmektedir. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzleme Merkezinin 21.07.2015 tarihli raporu ile; “...mağdurun genel vücut muayenesinde vücutta belirgin bir travmatik patoloji darp cebir izi tespit edilmediği, diz dirsek pozisyonunda yapılan anal muayenede perianal ve anal bölgede akut ya da kronik fiili livatayı destekleyecek ekimez, fissur, laserasyon gibi belirgin bir travmatik bulgu tespit edilmediği, anal sfinkter tonusunun normal olduğuna... dair tanzim edilen rapor dosya arasında yer almaktadır. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi, “... alınan doktor raporlarında fiili livata bulgusunun mevcut olmadığı, suça sürüklenen çocuğun savunmaları kapsamından şüpheden sanık faydalanır ilkesi dikkate alınarak eyleminin cinsel istismar suçu kapsamında kaldığı kabul edilmiş,...” gerekçesi ile sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükmü kaldırmış ise de; mağdurun istikrarlı anlatımları, bu anlatımlara itibar edilebileceğine dair Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 06.08.2015 tarihli raporu karşısında sanığın cinsel istismar eylemini vücuda organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiği, her ne kadar Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzleme Merkezinin 21.07.2015 tarihli raporunda “...anal bölgede akut ya da kronik fiili livatayı destekleyecek ekimez, fissur, laserasyon gibi belirgin bir travmatik bulgu tespit edilmediği, anal sfinkter tonusunun normal olduğu...” belirtilmiş ise de suç tarihinin 23 Nisan tarihinden yaklaşık bir hafta önce olması, ilgili raporun suç tarihinden yaklaşık 3 ay sonra hazırlanması göz önüne alındığında söz konusu raporun suça sürüklenen çocuğun eylemi gerçekleştirmediği yönünde kesin görüş bildirmediği, tüm bu deliller ışığında suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 103/4, 43/2, 31/2 maddeleri uyarınca cezalandırılması gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek 5237 sayılı Kanun’un 103/2. maddesinin uygulanmaması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.