4. Hukuk Dairesi 2009/9825 E. , 2010/11511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vdl vekili Avukat...tarafından, davalı ... İnşaat San Tic. AŞ ve ... aleyhine 25/03/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılardan ... İnş. San. Tic. AŞ vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz
**4. Hukuk Dairesi 2009/9825 E. , 2010/11511 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vdl vekili Avukat...tarafından, davalı ... İnşaat San Tic. AŞ ve ... aleyhine 25/03/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılardan ... İnş. San. Tic. AŞ vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemlerine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ile davalılardan ... İnşaat Sanayi Ticaret AŞ tarafından temyiz olunmuştur Davacılardan ..., ... ve ..., trafik kazasında yaralanan ...'nun eşi ve çocukları olarak manevi tazminat istemişlerdir. Kişilik hakları, kişinin yaşamı, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini koruyan haklardır. Kişilik haklarının sosyal ve duygusal kişilik değerlerini de içerdiği gözetildiğinde, kişinin bir yakınının yaralanmasının onun sosyal ve duygusal kişilik değerleri kapsamında olup olmadığı konusu üzerine durulmak gerekir. Sosyal ve duygusal kişilik değerleri, kişinin toplum içindeki yeri, birlikte yaşadığı ailesi ve yakınlarının değer alanı içine giren haklardır. Bu haklar, doğrudan doğruya kişiliğe bağlı olmayan, özellikle aile hukuku içinde yer alan değerlerdir. Bu bağlamda Borçlar Yasası'nın 49. maddesindeki düzenleme gereğince, kişinin doğrudan kendisinin değil de karı, koca, ana, baba ve çocuklar gibi yakınlarının ağır yaralanması gibi somut olayın kendisine özgü ağırlığının ve özelliğinin zorunlu kıldığı olguların bulunması durumunda, aile birliği içinde korunması gereken sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin zarar gördüğünün kabul edilmesi gerekir. Dava konusu kaza nedeniyle davacılardan ...'nun sol bacağının diz altından kesildiği ve % 51 oranında çalışma gücünü kaybettiği anlaşılmaktadır. Yaralanmanın belirlenen niteliği ve buna bağlı sonuçları ile aile ilişkisi göz önünde tutulduğunda; davacı eş ile çocukların da olay nedeniyle kişilik değerlerinde eksilme duygusu yarattığı benimsenerek onlar yararlarına da uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmelidir. 2009/9825-2010/11511 Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilmeyerek, davacılardan ..., ... ve ...'nun manevi tazminat isteklerinin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 3-Davalılardan ... İnşaat Sanayi Ticaret AŞ'nin diğer temyiz itirazına gelince; yanlar arasında olayın oluş biçimi bakımından bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Buna göre, davacılardan ... gece geç saatlerde yoğun kar yağışı nedeniyle davalı şirkete ait tesislere sığınmış ve tesislerde sabah olmasını beklemiştir. Sabah çıkış yapmak istediğinde ise, aracın etrafının karla kaplı olması nedeniyle görevlilerden yardım istemiştir. Bunun üzerine, davalının görevlilerinden dava dışı Ruhi Taşdelen davacının aracına sürüş yerine geçmiş; davalılardan ... yönetimindeki kepçe ve halat yardımı ile davacının aracı çekilmek istenmiş; davacı ... ve dava dışı görevlilerden ... da, çekilen aracın tampon bölgesinin zarar görmemesi amacıyla halat üzerine çıkmışlardır. Çekme işleminin ani ve hızlı yapılması üzerine araç davacının bacağının üzerinden geçmiş ve zararlı sonuç meydana gelmiştir. Yerel mahkemece, davalının 2/8, davacı ...'nun 6/8 oranlarda bölüşük kusurlu olduklarının benimsenmesi yerinde görülmüştür. Ancak, dava konusu olayın açıklanan gelişim biçimi ve bu bağlamda, davalının salt yardım amacı ile davrandığı göz önünde tutulduğunda; hak ve adalet gereğince ve Borçlar Yasası'nın 43. maddesi uyarınca uygun bir tutarda indirim yapılarak maddi zararın belirlenmesi ve manevi tazminatların da buna göre takdir edilmesi gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacılardan ..., ... ve ... yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı ... İnşaat Sanayi Ticaret AŞ yararına BOZULMASINA; tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 08/11/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Davacı ...’nun olay günü ...’dan ...’ya giderken kar yağışı nedeniyle saat gece 02.30 sıralarında kamyoneti ile davalılardan ... A.Ş’nin işleteni olduğu ... Otel ve yanındaki petrol istasyonuna zorunlu olarak sığınması, gerek otelden ve gerekse petrol istasyonundan bedeli karşılığında hizmet almamış olması, aracının arkasının karla kaplanması nedeniyle aracını oradan çıkarmak için davacının kendisinin talepte ve yardım isteğinde bulunması, bu yardım karşılığında da her hangi bir ücretin talep edilmemiş olması, aracın kurtarılması sırasında davacının aracının tamponunun zarar görmesini önlemek için kendisinin çekme halatının üzerine çıkması davacının yaralanmasının da bundan kaynaklanmış olması, davalı ... A.Ş’nin müdürü olan ... hakkındaki ceza davasında, olayın tamamen davacının kendi istek ve eylemleri sonucu meydana gelmesi ve illiyet bağı bulunmaması nedeniyle ...’ın beraatine karar verilmesi bu kararın Yargıtay’dan geçmek suretiyle kesinleşmiş olması, maddi vakıaların tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararlarının hukuk hakimini de bağlayacak olması, zarar ile davalı şirket müdürü arasında illiyetin kurulamadığı hallerde beraat eden müdürü istihdam eden davalı ... A.Ş’nin sorumlu tutulmasının şirket yönünden de illiyetin kesilmiş olması nedeniyle mümkün olmaması karşısında davalı şirket yönünden açılan tazminat davasının reddine karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun düşünce ve kararlarına katılmıyorum. 28/11/2010