T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2132 KARAR NO : 2025/2249 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) KARAR TARİHİ : 08/12/2025 Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/10/2024 tarihli, 2023/1101 Esas, 2024/763 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı. Dosya incel…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2132 KARAR NO : 2025/2249 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) KARAR TARİHİ : 08/12/2025 Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/10/2024 tarihli, 2023/1101 Esas, 2024/763 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı. Dosya incelendi. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 166.810,00 TL bedel ödeyerek davalı şirketten satın aldığı aracın teslim alındıktan bir hafta sonra balata uyarısı vermesi nedeniyle aracı davalı şirketin Çorlu' da bulunan servisine götürdüğünü, serviste yapılan inceleme sonucunda balataların değişmesi gerektiği söylenerek değişim yapıldığını, balatanın değiştikten birkaç gün sonra balatalarından tekrar ses geldiğini, ve devam eden süreçte araçtaki balata sorunu devam etmiş olduğunu, ve birtakım farklı problemlerinin devam ettiğini, araçtaki problemin imalat hatasından meydana geldiğini, tamirinin mümkün olmadığını, bu edenle aracın davalı şirkete iadesine, tüm değiştirme, devir, satış vb. İşlem masraflarının davalı tarafa ait olmak üzere ayıpsız sıfır kilometre yenisi ile değiştirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın, yasanın öngördüğü yapı ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını, bu nedenle dava hakkının ortadan kalktığını, davaya konu araçta davacı iddialarının aksine üretimden kaynaklanan ve hukuken ayıp olarak nitelenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, dava konusu aracın 3. Kişiden satın alındığını. Araca verilen hasarların araca ait servis kayıtlarının ve kullanıcı hatalarının tespit edilmesi ve dava konusu arızaya neden olup olmadığının belirlenmesi gerekmekte olduğunu, davacının araç kullanımından meydana gelen değer kaybını iade etmesi gerektiğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 14/10/2024 tarih, 2023/1101 Esas, 2024/763 Karar sayılı "Davanın reddine," kararı davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı, Otomobilin garanti süresi ilk olarak 02.11.2016 ile 02.11.2018 tarihleri arasındadır. 15.11.2017 tarihinde aracı satın alan müvekkilim garanti süresi içerisinde meydana gelen arızalar nedeniyle birçok defa yapılan onarım işleminden sonra ayıp nedeniyle aracın değiştirilmesini davalı şirketten talep etmiş ve yine garanti süresi bitmeden önce müvekkilin talebi üzerine garanti süresi uzatılmıştır. Otomobilin garanti süresi hali hazırda devam etmektedir. Müvekkilin otomobili satın aldığı 15.11.2017 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar olan süreçte 28.11.2017, 19.02.2018, 28.02.2018, 30.03.2018, 29.05.2018, 06.07.2018 ve 09.07.2018 tarihlerinde serviste onarım işlemi gören otomobil dava açıldıktan sonra da birkaç defa serviste onarım işlemi görmüştür. Dava dosyasında servis kayıtları mevcuttur. Otomobil sadece 2018 yılı içerisinde dahi 6 defa serviste onarım işlemi görmüştür. Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14. Maddesinde malın ücretsiz değiştirilmesinin talep edilebilmesi için aranan farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması unsurlarının her ikisi de gerçekleşmiştir. Aracın ücretsiz sıfır kilometre benzeri ile değiştirilmesini talep etmek hakkı bulunmaktadır. Mahkemenin hukuka aykırı kararının kaldırılarak, yeniden hüküm kurulması talebiyle istinaf talebinde bulunmuştur. GEREKÇE: Dosya incelendiğinde, davanın davaya konu aracın gizli ayıpla satıldığından bahisle aracın öncelikle ayıpsız misli ile değişim talebinden ibaret olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın araçta üretimden kaynaklı ayıp olup olmadığı ile ayıpsız misli ile değişim koşullarının oluşup oluşmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, tarafların sunmuş oldukları deliller dosya arasına alınarak tarafların iddia ve savunmaları kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırıldığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince 09.11.2020 tarihli kararda davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı vekilince istinaf edildiği, dairemizin 2021/548 Esas 2023/2045 Karar sayılı ilamında "...Somut uyuşmazlıkta tarafların tacir olduğu, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 219/1 maddesinde; "satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğe aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerinin ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur" aynı maddenin ikinci fıkrasında; "satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur" 223. maddesinde; "alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." 231. maddesinde; "satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz" şeklinde düzenlendiği, ayıplı satış durumunda alıcının haklarını düzenleyen 227. Maddesinde de, “Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1.Satılanı seri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2.Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4.İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan yasanın 223. maddesinde belirtilen ihbar süreleri hak düşürücü süre niteliğinde olup ağır kusur halinde ise zamanaşımından söz edilemeyeceği, anılan hükmün uygulanması için alıcının, satıcının hilesi veya kandırması nedeniyle zamanında dava açmasının önlenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Taraflar tacir olduğu, ayıp ihbarının TTK’nın 18/3. maddesinde hükme bağlanan usullerle ve TTK’nın 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde ve gizli ayıp olması halinde BK’nın 223. maddesinin 2. ve 3. fıkralarındaki belirtildiği üzere ihbar yapılması gerektiği, dava konusu aracın ilk tescil tarihi 02/11/2016 olup, davacı tarafından ikinci el olarak satın alındığı, ... ve Tic. A.Ş. tarafından hazırlanmış Garanti Belgesi incelendiğinde garanti süresinin 2 yıl sonunda biteceği, dava konusu aracın garanti süresi içinde çeşitli şikayetlerle sık sık servise götürüldüğü anlaşılmıştır. Dava konusu otomobilde var olduğu iddia edilen arızanın üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetinde olup olmadığının tespiti ulaşılacak sonuç itibariyle büyük önem arz etmekte olup, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun tek bilirkişi tarafından hazırlandığı, bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı eğitmenlerin bulunduğu teknik bölümlere haiz bir üniversiteden temin edilecek konularında uzmanların bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik yeni bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle, araç üzerinde gerekli inceleme ve testlerin de yapılması sonucu, teknik verileri gösterir, bu verileri yorumlar mahiyette ve bu yorumların nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, taraf itirazlarını karşılayacak ve mevcut iş emirlerini değerlendirecek nitelikte rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, bu nedenle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve belirtilen hususlarda yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine..." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, bunun üzerine mahkemece bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, "... Davacı tarafın dava konusu araçtaki problemin üretim hatasından meydana geldiğini, tamirinin mümkün olmadığını bu nedenle aracın davalı şirkete iadesi ile aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ettiği, davalı tarafın ise aracın üretimden kaynaklanan ayıbının bulunmadığını, aracın 3. Kişiden satın alındığını belirterek davanın reddini savunduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda ve istinaf ilamında da belirtildiği üzere uyuşmazlığın çözümü için dava konusu aracın üretimden kaynaklı bir ayıp durumunun bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığının tespiti için konusunda uzman teknik bilgiye sahip bilirkişi heyetinden aldırılan 05/06/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "... tüm arızaların kullanım kaynaklı olarak ortaya çıkan türde arızalar olduğu dikkate alındığında araçta gizli veya açık bir imalat hatasının olmadığı,..."na ilişkin yapılan tespit uyarınca dava konusu araçta üretimden kaynaklı gizli veya açık imalat hatası bulunmadığı anlaşıldığından ve sunulan raporun hüküm kurmaya elverişli, denetimine elverişli, taraf beyan ve itirazlarını karşılayacak nitelikte bulunduğu anlaşıldığından sunulan rapora itibar edilerek davalının araçtaki arızalardan kaynaklı sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine dair..." gerekçesiyle karar verildiği görülmüştür. Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde; Dairemizce verilen kaldırma ilamı doğrultusunda alınıp hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu ve İlk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabii tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde; İstinafa konu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b maddesi gereğince davacının istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, Harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan için vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin kanun yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda HMK 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/12/2025