1. Hukuk Dairesi 2012/2774 E. , 2012/5535 K. "" MAHKEMESİ : KARASU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 296 parsel sayılı taşınmazın 13.350 m²'lik bölümünün tapusunun kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesi ile iptal edildiğini, ancak kararın tapuya 25.02.2008 tarihinde tescil edildiğini, bu işlemden yeni haberdar olduklarını, tapusu iptal edilen kısımla ilgili ödeme yapılmadığını belirterek, tazminata karar verilmesini iste…
**1. Hukuk Dairesi 2012/2774 E. , 2012/5535 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KARASU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 296 parsel sayılı taşınmazın 13.350 m²'lik bölümünün tapusunun kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesi ile iptal edildiğini, ancak kararın tapuya 25.02.2008 tarihinde tescil edildiğini, bu işlemden yeni haberdar olduklarını, tapusu iptal edilen kısımla ilgili ödeme yapılmadığını belirterek, tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın tapusunun iptali nedeniyle muhik tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tazminat isteğine ilişkindir. Davalı Hazine, B.Y.’nın 60. maddesi uyarınca 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini tapunun yolsuz biçimde oluştuğunu, tapusu iptal edilen bölümün tescil dışı bırakıldığını, davacının bayiine (satıcısına) karşı dava açması gerektiğini, Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, kıyıların özel mülkiyete konu teşkil etmediğini, Anayasanın 43, Tapu Kanununun 33, Kadastro Kanununun 16.maddelerine göre tapunun iptalinde kamu yararı bulunduğunu Hazineye kusur izafe edilemeyeceğini bildirip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. İddianın içeriğine ve ileriye sürülüş biçimine göre davada mülkiyet hakkının yitirilmesi nedeniyle bedel istendiği açıktır. Bilindiği ve 28.11.1997 gün 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da ifade edildiği üzere kıyılar, doğal nitelikleri itibarıyla özel mülkiyete konu olamayacak yerlerdendir. Kıyılar, herhangi bir tahsis işlemine gerek olmaksızın doğrudan doğruya herkesin serbestçe yararlanmasına sunulmuş sahipsiz kamu mallarıdır. Bunun sonucu olarak da, kıyıların zamanaşımı yolu ile kazanılması, tapu sicili hükümlerine bağlı tutulması, haczedilmesi mümkün değildir. Kıyılar, bu özelliklerinden dolayı Anayasanın 43.maddesinde ayrı bir bölümde düzenlenmiş ve bu düzenlemede yukarıda sayılan nitelikler vurgulanmıştır.