11. Ceza Dairesi 2022/11159 E. , 2024/9402 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/313 E., 2022/243 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, hükmolunan cezaların sürelerine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verilmiştir. Sanıkla…
**11. Ceza Dairesi 2022/11159 E. , 2024/9402 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/313 E., 2022/243 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, hükmolunan cezaların sürelerine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verilmiştir. Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2014 tarihli kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan beraat kararları verilmiştir. 2. Yargıtay 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükümlerin; sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.03.2021 tarihli kararı ile görevsizlik kararı verilmiştir. 4. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanıklar hakkında; i.Katılan ...'a yönelik eylemleri nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d, 168/2, 62, 52/2-4, 53 üncü maddeleri uyarınca 2'şer yıl 1'er ay hapis ve 8.320,00'şer TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, ii.Katılan ...'a yönelik eylemleri nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d, 62, 52/2-4, 53 üncü maddeleri uyarınca 4'er yıl 2'şer ay hapis ve 16.660,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; ...'ın ölümü üzerine katılanların zararını giderebilmek amacıyla sanığa suç isnadında bulunduklarına, eksik araştırma ile karar verildiğine, katılana gösterilen belgelerin temin edilmediğine, fazla ceza verildiğine, sanığın katılan ...'e yönelik herhangi bir eyleminin olmadığına, ilişkindir. 2. Sanık ... müdafilerinin temyiz istemleri özetle; mazeretleri hukuka aykırı olarak kabul edilmeden yokluklarında yargılama yapılarak karar verildiğine, suçların sübut bulmadığına, katılana gösterilen belgelerin temin edilmediğine, sanığın da mağdur olduğuna, zararların giderildiğine, fazla ceza verildiğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık ...'in, katılan ...'a, İkitelli'de bir arsa olduğunu, konumu itibariyle kar marjının yüksek olduğunu söyleyip, ortak satın alma teklifinde bulunduğu, katılanın da bu teklifi kabul edip, arsanın yarısı karşılığında 1.400.000 TL parayı 03.11.2011 tarihinde sanık ...'ın hesabına EFT ile göndermesine rağmen sanığın katılana herhangi bir arsa payı satın almadığı, Yine sanığın, katılan ...'a, soruşturma aşamasında ölen ... ile birlikte TOKİ projeleri yaptığını ve çok kârlı bir iş olduğunu, gayrimenkul alım-satımı ile para kazandığını, birlikte projelerde yer almak isteyip istemediğini sorduğu, bu arada TOKİ'nin projeleri olduğunu iddia ettiği bir kısım belgeleri katılana gösterdiği, katılanın da bu teklifi kabul edip sanık ...'a banka aracılığıyla 216.000 TL para gönderdiği, ayrıca ...'ın muhasebeciliğini yapan ve işlerini takip eden sanık ...'nın hesabına da 1.450.000 TL gönderdiği ancak kendisine herhangi bir taşınmaz satın alınmadığı, verdiği paraların da iade edilmediği, bu şekilde sanıkların iki defa kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri kabul edilerek cezalandırılmalarına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanıklar Hakkında Katılan ...'a Yönelik Eylemleri Nedeniyle Kurulan Hükümler Yönünden 1. Katılan beyanı ve sanık savunmalarına göre, katılana yönelik gerçekleştirilen eylemde herhangi bir belge gösterilmeden İkitelli semtinde bulunan arsayı ortak almak için para verme konusunda ikna edilmek suretiyle menfaat temin edildiğinin anlaşılması karşısında atılı eylemin sübutu 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, bu eylem için 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacağı belirtilmiştir. 3. Her ne kadar gerekçeli karar başlığında suç tarihi 04.01.2012 olarak yazılmış ise de, katılan ...'e yönelik gerçekleştirilen eylemin suç tarihinin menfaatin temin edildiği 03.11.2011 tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. B. Sanıklar Hakkında Katılan ...'a Yönelik Eylemleri Nedeniyle Kurulan Hüküm Yönünden 1.Sanık ... müdafilerinin sağlık mazeretleri nedeniyle 24.06.2022 tarihli duruşmaya katılamayacaklarına dair mazaret dilekçelerini ve dilekçe eklerinde mazeretlerini belgelendirerek anılan tarihi de kapsayan iş göremezlik belgeleri sunduklarının anlaşılması karşısında, geçerli bir nedene dayanan mazeretlerinin kabulü gerekirken "21/04/2022 tarihli duruşmada mütalaanın açıklandığı ve sanık ... müdafinin mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere süre talep ettiği ve o süre zarfında yazılı savunmasını mahkememize ibraz ettiği 5 sayfadan ibaret yazılı savunmasında müvekkilinin atılı suçlardan beraatine dolandırıcılık suçundan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin yazılı beyanda bulunduğu anlaşılmakla, dosyanın geldiği aşamada dikkate alınarak muazeretinin reddine..." şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile mazeretleri reddedilip aynı duruşmada hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 2. Kabule göre de; a. Katılan tarafından sanık ... hesabına gönderilen paraların bir kısmının soruşturma başlamadan önce iade edilmesi, yine katılan tarafından sanık ... hesabına yatırılan 216.000 TL'nin kovuşturma aşamasında Adli Emanet'e teslim edilmiş olması karşısında, katılanın duruşmaya çağrılarak zararının giderilip giderilmediğinin sorulması, kısmen giderildiyse kısmı ödeme nedeniyle sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası olup olmadığının sorulması, sonucuna göre sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile hükümler kurulması, b. Sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü kurulurken iki sınır arasında ceza tayini hakimin takdir ve değerlendirme yetkisinin içerisinde ise de, bu yetkinin kullanılmasında, adalet ve hakkaniyet kurallarına bağlı kalınması, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun özellikleri, zarar ve tehlikenin ağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, failin amacı, fiilden sonraki durumu gibi unsurlar göz önünde bulundurularak, cezanın adil ölçüler çerçevesinde ve dosya içeriğine uygun şekilde tayin edilmesi gerektiği, hapis cezasının makul olmayacak şekilde üst hadde yakın belirlenmesinin dosya içeriğine uygun ve adil olmayacağı cihetle; somut olayda, sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinde, temel cezanın belirlenmesi sırasında üst sınıra yakın uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilerek 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen orantılılık ilkesinin ihlal edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanıklar Hakkında Katılan ...'a Yönelik Eylemleri Nedeniyle Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B. Sanıklar Hakkında Katılan ...'a Yönelik Eylemleri Nedeniyle Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2024 tarihinde karar verildi.