2. Ceza Dairesi 2021/9512 E. , 2023/3593 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/120 E., 2016/365 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muha…
**2. Ceza Dairesi 2021/9512 E. , 2023/3593 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/120 E., 2016/365 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 09.02.2015 tarihli ve 2015/6332 Esas numaralı iddianamesi ile sanık hakkında, sanığın suç tarihinde tamir için...Oto adlı işyerine bırakılan mağdur ...'e ait aracın sol ön kapısını açarak oto içerisinden CD çalarlı Pioneer marka oto teybini çalması şeklindeki eylemi nedeniyle hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e, 53, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli ve 2015/120 Esas, 2016/365 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-e, 62, 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53. maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.03.2021 tarihli ve 2016/327576 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; şikâyetçinin şikâyetinin bulunmadığı, zararının karşılandığını beyan ettiği, hırsızlık konusu malın değerinin düşük olduğu, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, sanığın işlediği suçu kolluğa kendisinin ikrar ettiği ve olay yerini gösterdiği, anılan hususlar ile sanık savunma ve beyanlarının karar verilirken Mahkemece değerlendirilmediği, 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine aykırı davranıldığı, 5237 sayılı Kanun'un 145. maddesinin değerlendirilmediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın suç tarihinde saati kesin olarak tespit edilemeyen zaman dilimi içerisinde şikâyetçi ...'a ait olup...Oto isimli işyerinde tamir amacıyla bulunan aracın kilitli olmayan sol ön kapısını açarak oto içerisinden CD çalarlı Pioneer marka oto teybini çaldığı, Yerel Mahkemece kabul edilmiştir. 2. Sanık soruşturma aşamasında müdafii bulunmaksızın kolluk görevlilerince alınan ifadesinde atılı suçu ikrar etmiş, Mahkeme huzurunda alınan ifadelerinde ise suçu inkâr etmiş ve oto teybini bit pazarından satın aldığını savunmuştur. Suça konu oto teybinin sanığın kullandığı araç içerisinde bulunduğuna dair kolluk görevlilerince düzenlenen 08.02.2015 tarihli tutanaklar ve şikâyetçilerin ifadeleri dosya içerisindedir. IV. GEREKÇE Dosya içerisindeki 08.02.2015 tarihli olay yeri inceleme raporunda, oto teybinin kablolarının kesilmiş olduğunun belirtilmesi nedeniyle, sanığın suç tarihinde şikâyetçiye ait kapıları kilitli olmayan araç içerisinden araca monteli olan oto teybinin kablolarını kesip sökerek çalması şeklindeki eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e. maddesi uyarınca yapılan uygulamada herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğname'deki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; dosya içerisindeki 08.02.2015 tarihli tutanaklara göre, sanık yakalandığında, olay gecesi araçla geçtiği sokak ve caddeleri kolluk görevlilerine gösterdiği, ancak suça konu oto teybinin çalındığı araç veya aracın park edildiği yere ilişkin yer gösterme yapmadığı, kolluk görevlilerince yapılan araştırma üzerine şikâyetçinin aracından CD çalarlı Pioneer marka oto teybinin çalındığının belirlendiği, sanığın atılı hırsızlık suçunu işleyip, olay yerinden ayrıldıktan sonra yakalandığı ve böylece eylemin tamamlandığı, sanığın soruşturma aşamasında müdafii bulunmaksızın kolluk görevlilerince alınan ifadesinde atılı suçu ikrar etmekle birlikte Mahkemede alınan ifadelerinde bu ifadeyi kabul etmediği ve suçu inkar ettiği, sanığın aşamalardaki ifadeleri ve dosya kapsamındaki delillerin, Mahkemece kararda tartışılıp değerlendirildiği, olayda değer azlığı hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş, kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli ve 2015/120 Esas, 2016/365 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Sanığın suç tarihinde tamir amacıyla bırakılan 77 AE 096 plakalı mazda marka aracın kilitli olmayan sol ön kapısını açarak oto içerisinden CD çalarlı Pioner marka teybini hırsızladığı sabit olduğu olayda, sanığın eyleminin TCK 141/1. maddesindeki suçu mu yoksa TCK 142/1-e maddesindeki suçu mu oluşturduğu noktasında toplanmaktadır. TCK'nın 141. maddesinde yer alan "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye ... hapis cezası verilir." şeklindeki düzenleme ile hırsızlık suçunun basit hâli hüküm altına alınmış, aynı Kanun'un 142. maddesinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri sayılmıştır. Hırsızlık suçunun basit hâlinin oluşması için, başkasına ait taşınabilir eşyanın suçun nitelikli hâllerinde belirtilen şekiller dışında çalınması gerekmektedir. Suç ve karar tarihi itibarıyla uyuşmazlık konusuyla ilgili TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi; "Hırsızlık suçunun; âdet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında, işlenmesi hâlinde ... hapis cezasına hükmolunur...", şeklinde düzenlenmiştir. TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki suçun oluşabilmesi için, hırsızlık fiilinin âdet veya tahsis ya da kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında işlenmesi gerekmekte olup bu bölüme ilişkin madde gerekçesinde de; "Fıkranın (e) bendinde, âdet veya tahsis ve kullanım gereği açığa bırakılmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenmesi, bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. Tarlalarda bırakılan tarım araçları, inşaat yerine yığılan malzeme, bu kapsama giren eşyaya örnek olarak gösterilebilir. Bunların çalınmalarında kolaylık bulunması, bu nitelikli hâlin kabulünde etken olmuştur." şeklinde açıklamalara yer verilmiş, böylece maliklerince her türlü denetim, gözetim ve önlemden yoksun olan, sahiplerince sürekli biçimde korunmalarındaki zorluk nedeniyle açık alanda bulunan eşyanın başkaları tarafından alınabilmesinin kolaylığını dikkate alan bir düzenleme yapılmıştır. Suçun konusunu oluşturan "açıkta bırakılmış eşya" ifadesinden özel alanlar dışında kalan caddeler, sokaklar, parklar, bahçeler, tarlalar, sahil kenarları ve bunun gibi yerlerde bırakılmış eşya akla gelmelidir. Bununla birlikte maddedeki nitelikli hâlin oluşması için, eşyanın açıkta bırakılması yeterli olmayıp hangi nedenle açıkta bırakıldığının araştırılması ve âdet veya tahsis ya da kullanımları gereği açıkta bırakılma şartlarının da aranması gerekecektir. Öğretideki görüşlere göre âdet; "toplumda süreklilik kazanan, alışkanlık oluşturan ve genellik karakterini taşıyan, kamu düzenine, kanunlara ve ahlaka aykırı olmayan, uygunlukları nedeniyle kanunlarca korunabilir nitelikteki yaygın davranış biçimi" olarak tanımlanmış olup zamana, yere ve bölgeye göre değişebileceği, ancak kişisel alışkanlıkları kapsamadığı kabul edilmektedir. "Tahsis" kelimesi, eşyanın bir iş için özgülenmesi, ayrılması, belirlenmesi ve hasredilmesi anlamına gelmektedir ki, parka gelenlerin oturmasına tahsis edilmiş durumda olan banklar bu kapsamda değerlendirilmelidir. "Kullanım gereği" ibaresi ile, eşyanın kullanılması için açıkta bırakılmasının zorunlu olduğu durumlar kastedilmekte olup söz konusu eşyanın amacına uygun kullanılabilmesi ve kendisinden beklenen fonksiyonu yerine getirebilmesi için açıkta durmasının gerekli olduğu durumlarda bu nitelikli hâl uygulanacaktır. Örneğin, apartmanın önünde bulunan kapı zilleri kullanımları gereği açıkta bırakılan eşya niteliğinde kabul edilebilir. Yine arı kovanları kullanımları gereği açıkta bırakılmaktadır. Kurutulmak amacıyla tarlaya serilen üzümler de bu bent kapsamı içerisinde değerlendirilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/1541 Esas, 2013/522 Karar sayılı ilamında belirtiği üzere “Her ne kadar kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış olan aracın kendisinin (e) bendi anlamında açıkta bırakılan eşya olarak kabulü mümkün olsa bile, ancak bu şekildeki bir aracın içerisinde bulunan eşyanın anılan bent anlamında açıkta bırakılan eşya olarak kabulü mümkün değildir. Nitekim, 142. maddenin birinci fıkrasının "Hırsızlık suçunun; Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında, işlenmesi halinde ... hapis cezasına hükmolunur" şeklinde düzenlenmiş olan (b) bendine ilişkin gerekçede, "...Ancak bina tanımına girmeyen bir yerde, örneğin otomobilde bulunan eşya hakkında muhafaza altına alınma koşulu aranmış; böylece kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış bir otomobildeki eşyanın çalınması hâlinde nitelikli hırsızlık kabul edilmemiştir" denilmek suretiyle, kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış olan araç içerisindeki eşyanın çalınması eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın hırsızlık suçunun basit halinin düzenlendiği 141/1. maddesine uyduğu belirtilmiştir. Müştekinin, aracının kapılarından birisini kilitlememek suretiyle eşyanın korunması noktasında üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği, bu nedenle araç içerisinde bulunan cep telefonu ile oto teybinin 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi anlamında açıkta bırakılan eşya olarak kabulünün mümkün olmadığı somut olayda, sanığın eyleminin, aynı Kanun'un 141. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiş olan hırsızlık suçunun basit halini oluşturduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu olan, tamir amacıyla bırakılan aracın kilitli olmayan sol ön kapısını açarak oto içerisinden CD çalarlı Pioner marka teybini çalındığı olayda, mağdurun aracın kapılarını kilitlememesi nedeniyle üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği durumda araç içindeki eşyanın adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya olamayacağı kaanatindeyiz. Zira Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/1313 Esas, 2013/521 Karar sayılı ilamında belirtiği üzere “Plaka, yan ayna, silecek, lastik, jant, anten vb. gibi aracın dış kısmında bulunan eşyaların kullanımı gereği açıkta bırakılan eşya olarak kabulü gerekmektedir. Zira, belirtilen bu eşyaların kullanımları gereği sürekli olarak aracın üzerinde bulunması zorunlu olup, araç sahibinin bu eşyaları yanında götürmesi söz konusu olamayacağı gibi, bu eşyaları beraberinde götürmesini beklemek hayatın olağan akışına da aykırıdır. Diğer taraftan, aracın kapı ve camlarının kilitlenmesinin bu eşyaların bulundukları yer itibarıyla korunmalarına herhangi bir katkısı da olmamaktadır. Dolayısıyla sayılan bu eşyaların kullanım şekilleri itibarıyla açıkta bırakılan eşya olarak kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla, plaka, yan ayna, silecek, lastik, jant, anten vb. gibi aracın dış kısmında bulunan eşyaların çalınması eylemleri, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e maddesine uyan nitelikli hırsızlık suçunu oluşturmaktadır.”. Olayımızda ise aracın kapı ve camlarının kilitlenmesinin çalınan oto teybinin bulunduğu yer itibarıyla korunmalarına katkısının olacağı, mağdurun ise üzerine düşen kilitleme yükümlülüğünü yerine getirmediği sabittir. Yukarıda açıklanan nedenler ve özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/1541 Esas, 2013/522 Karar sayılı ilamında açıkca belirttiği üzere sanığın kapısı kilitli olmayan araçtan oto teybini çalması eyleminin TCK'nın 141/1. maddesindeki suçu oluşturduğu kanaatinde olduğumuzdan yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği düşüncesindeyiz.14.06.2023