Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş' nin davalı ... Bankası T.A.O ... Şubesinden 02/01/2014 tarihli, 18.000,000,00-TL tutarlı, 60 Ay vadeli aylık 417.529,06-TL ödemeli işletme kredisi kullandığını, müvekkili şirket tarafından söz konusu kredinin 17. taksiti ödendikten sonra bakiye kredi borçlarını erken kapattığını, davalı bankanın uyguladığı %5 oranının fahiş olduğunu bildirerek, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00-TL' nin davalıdan
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ... Ltd. şirketi ile ... A.Ş şirketi arasında 01.06.2016 tarihinde İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na uygun olarak, işyeri hekimi ve işyeri güvenliği uzmanı hizmetlerinin verilmesi amacıyla sözleşme imzalandığını, müvekkili şirket tarafından sözleşmeden kaynaklanan her türlü yükümlülüğün yerine getirildiğini, müvekkili şirket tarafından sağlanması gereken tüm hizmetlerin sağlandığını ve sözleşme gereğince yerine getirilmesi taahhüt edilen tüm edimlerin yerine getirildiğini, davalıya verilen hizmetlere ilişkin ziyaret raporları tutulduğunu, şirkete her türlü bildirimin düzenli olarak yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin devam etmesine rağmen davalı şirketin herhangi bir yasal bildirim yapmadan başka bir firma ile anlaştığını ve müvekkili şirketin hizmet vermesine engel olduğunu, bu durumun davalı şirkete noter ihtarnamesi yolu ile resmi bir şekilde bildirildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 9. ve 10. maddeleri ile sözleşmenin feshedilebilmesi için geçerli sebep gösterme zorunluluğu getirildiğini ve feshin yazılı şekil şartına bağlandığını, sözleşmenin; “Sözleşmenin Süresi” ana başlıklı bölümünde yer alan 7.Maddesi'nde; “Sözleşme bitim tarihinden bir ay önce ihtarda bulunulmaz ise sözleşme bir yıl daha uzatılmış sayılır” maddesi uyarınca, taraflar arasındaki sözleşmenin 01.06.2018 tarihinden itibaren 1 yıl geçerli olmak üzere yenilendiğini, ardından şirket tarafından hukuka uygun fesih işlemi yapılmadığı için yine sözleşme uyarınca 01.06.2019 tarihinde sözleşmenin tekrardan yenilendiğini, sözleşmenin 9.Maddesi ile düzenlenen fesih şartlarına göre hizmet alanın sözleşmeyi feshedebilmesi için TTK.Md.18’e atıf yapılarak düzenlendiğini, sözleşmenin fesih edilebilmesinin yazılı şekil şartına başlandığını, bunun dışında yapılan bildirim ve ihbarların yok hükmünde olacağının sözleşmenin 10.Maddesi’nde açıkça ifade edildiğini, sözleşmenin 9.2. Maddesine göre ise sözleşmenin fesih edilebilmesi için sebep gösterme zorunluluğu getirildiğini, eğer hizmete ilişkin bir kusur söz konusu ise bunun giderilmesinin de şarta bağlandığını ve bu madde ile hizmet alan şirket hizmetten kaynaklanan bir kusur görmesi halinde bunun yazılı ihtar ile hizmet verene 30 gün süre verilerek giderilmesini talep etmesi gerektiğinin de şarta bağlandığı, sözleşmede açıkça yazılı şekil şartına bağlanmış olmasına rağmen davalı ... A.Ş tarafından hizmete ilşkin bir kusur gösterilmediği gibi, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun herhangi bir yasal fesih bildiriminde de bulunulmadığını, davalı şirket vekili tarafından gönderilen karşı ihtarnamede ise fesih işleminin elektronik posta yolu ile yapıldığı ifade edilmiş ve böylece sözleşme şartlarına uyulmadığının davalı şirketin kendi beyanları ile de kabul edildiğini, müvekkili tarafından sözleşme şartlarının eksiksiz olarak yerine getirildiğini, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşme ile İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 125. Maddesi uyarınca davalı şirket tarafından ödenmesi gereken ücretlerin, sözleşme bedellerinin ve gecikme tazminatının konusunda uzman bir bilirkişi tarafından hesaplanarak dava tarihinden itibaren uygulanması gereken en yüksek ticari temerrüt faizi ile tespiti ile davalı tarafından ödenmesine, sözleşmeyi fesih etmeden kötü niyetle başka bir firma ile anlaşan ve müvekkili şirketin zarara uğramasına sebep olan davalı şirketin, mahkeme tarafından takdir edilecek miktarda kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.