Başvuru, delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi, ana dilde savunma yapma imkânı verilmemesi ve savunma yapmak için yeterli kolaylıklardan faydalandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının; gerekçeli kararın yaklaşık beş ay sonra tebliğ edilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi, ana dilde savunma yapma imkânı verilmemesi ve savunma yapmak için yeterli kolaylıklardan faydalandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının; gerekçeli kararın yaklaşık beş ay sonra tebliğ edilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/1/2015 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 20/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 30/3/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 1/4/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 2/4/2015 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuve diğer sekiz şüpheli hakkında PKK terör örgütünün talimatları doğrultusunda örgüt adına yasa dışı olaylarda kullanmak amacıyla bomba ve molotof yapımında kullanılan malzemeler ile terör örgütünün pankartlarını ve molotof bulundurdukları iddiasıyla 18/4/2011 tarihinde adli soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu 18/4/2011 tarihinde gözaltına alınmış, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli) Nöbetçi Hâkimliğinin 21/4/2011 tarihli ve 2011/37 Sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 21/6/2011 tarihli ve E.2011/1222 sayılı iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Başvurucu, hüküm celsesinde savunmasını tercüman yardımından faydalanarak yapmış; son sözünde beraatini talep etmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 25/4/2013 tarihli duruşmada hükmü açıklamış ve başvurucunun tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma ve terör örgütüne üye olmamakla örgüt adına suç işleme eylemlerinin örgüte silah sağlama suçunu oluşturduğunu belirterek 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan açılan kamu davasında ise kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir: "(...) yasa dışı gösteriler sırasında güvenlik güçleri ile şahıslara ve kamuya ait mallara yönelik olarak yapılacak olan eylemlerde kullanacaklarının açık olduğu, molotof kokteyli ve el yapımı bomba yapımında kullanılacak malzemelerin sanığın içinde bulunduğu binada bulunduğu, ayrıca malzemelerin bulunduğu yerde elde edilen ve malzemelerin taşınmasında kullanıldığı değerlendirilen poşetler ile suçta kullanılan malzemeler üzerinde sanık Nihat BAYMİŞ'in [Başvurucu] parmak izinin tespit edildiği anlaşıldığından, sanığın aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.(...)Söz konusu, kanun hükümleri dikkate alındığında; örgüt üyesi olduğu tespit edilemeyen sanığın, terör örgütünün çağrıları doğrultusunda bir gün sonra KCK duruşmasını protesto etmek için düzenlenecek gösterilerde ve eylemlerde kullanılmak üzere molotof kokteylive el yapımı bomba imal etmek için olay yerine geldiği, yapılan aramalarda, patlayıcı maddeler kapsamında kalan molotof kokteyli ve el yapımı bomba yapımında kullanılan malzemelerin ele geçirilmek suretiyle terör örgütüne silah sağlamaya teşebbüs ettikleri anlaşıldığından, sanığın 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 315/1 maddesi gereğince silah sağlama suçundan dolayı cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiştir.(...)Sanığın, malzemelerini temin etmek suretiyle imal etmek istediği molotof kokteylive el yapımı bomba yerleşik uygulamalardoğrultusunda Türk Ceza Kanununun 6/1-f ve 174/1 maddeleri kapsamında tehlikeli madde ve silah niteliğindedir.(...)Açıklanan sebeplerle; örgüt üyesi olduğu tespit edilemeyen sanığın, terör örgütünün çağrıları doğrultusunda bir gün sonra KCK duruşmasını protesto etmek için düzenlenecek gösterilerde ve eylemlerde kullanılmak üzere molotof kokteyli ve el yapımı bomba imal etmek için olay yerine geldiği, malzemeleri temin ettiği, yapılan aramalarda, patlayıcı maddeler kapsamında kalan el yapımı bomba ve molotof kokteyli yapımında kullanılan malzemelerin ele geçirilmesi suretiyle ve bu malzemeleri de 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun maddesinde tanımlanan patlayıcı maddeler kapsamında kalan el yapımı bomba ve molotof yapımında kullanacağının anlaşılması karşısında; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 315/1 maddesi kapsamında kalan silah sağlamaya teşebbüs suçunu işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır." Kovuşturmanın ertelenmesi kararına yapılan itiraz 25/9/2013 tarihinde reddedilmiştir. Hükmün başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 20/2/2014 tarihli ve E.2013/17824, K.2014/1992 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Müddetname başvurucuya 27/5/2014 tarihine tebliğ edilmiştir. Başvurucu 11/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Yukarıdaki maddede tanımlanan örgütlerin faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla bunların amaçlarını bilerek, bu örgütlere üretmek, satın almak veya ülkeye sokmak suretiyle silâh temin eden, nakleden veya depolayan kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir(...)(4) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Ayrıca sanık; a) İddianamenin okunması, b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme hizmetleri, beşinci fıkra uyarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği tercüman tarafından yerine getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılamaz”