11. Ceza Dairesi 2013/23151 E. , 2013/18383 K. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09/09/2013 gün ve 2013/14174/56112 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/09/2013 gün ve KYB.2013/303834 sayılı ihbarnamesi ile; Mühür bozma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 203/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesine göre h…
**11. Ceza Dairesi 2013/23151 E. , 2013/18383 K.** **"İçtihat Metni"** Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09/09/2013 gün ve 2013/14174/56112 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/09/2013 gün ve KYB.2013/303834 sayılı ihbarnamesi ile; Mühür bozma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 203/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/12/2012 tarihli ve 2012/267 Esas, 2012/1244 sayılı kararına yönelik itirazın süre yönünden reddine ilişkin Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/06/2013 tarihli ve 2013/846 Değişik İş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde; Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş bulunulması karşısında, kurulan hükmün henüz hukuki bir sonuç doğurmadığı, sanık tarafından denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11. maddesi uyarınca mahkemece geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verileceği ve söz konusu hükmün açıklanmasından sonra kanun yollarına tabi olduğu kabul edilmekte ise de, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu'nun başdenetçi ve denetçilerin niteliklerini düzenleyen 10. maddesinin (f) bendinde " 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına ya da affa uğramış olsa veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa bile Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının birinci kısmının bir ve ikinci bölümündeki suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan veya zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak." şeklindeki düzenleme ile son zamanlarda yapılan kanun değişiklikleri ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına hukuki sonuç bağlandığı gibi, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilerek 5 yıl boyunca denetim süresine tabi tutularak özgürlüğünün kısıtlanması, yaptırımlara tabi tutulması da İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinde adil yargılanma hakkı başlığında düzenlenen, 1- Her şahıs gerek medeni hak ve vecibeleriyle ilgili nizalar gerek cezai sahada kendisine karşı serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan, kanuni, müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve aleni surette dinlenmesini istemek hakkını haizdir. Hüküm aleni olarak verilir, su kadar ki demokratik bir toplulukta amme intizamının veya milli güvenliğin veya ahlakın yararına veya küçüğün menfaati veya davaya taraf olanların korunması veya adaletin selametine zarar verebileceği bazı hususi hallerde, mahkemece zaruri görülecek ölçüde, aleniyet davanın devamınca tamamen veya kısmen basın mensupları ve halk hakkında tahdid edilebilir. 2- Bir suç ile itham edilen her şahıs suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar masum sayılır. 3- Her sanık ezcümle; a- Şahsına tevcih edilen isnadın mahiyet ve sebebinden en kısa bir zamanda, anladığı bir dille ve etraflı surette haberdar edilmek, b- Müdafaasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara malik olmak, c- Kendi kendini müdafaa etmek veya kendi seçeceği bir müdafii veya eğer bir müdafi tayin için mali imkanlardan mahrum bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkeme tarafından tayin edilecek bir avukatın meccani yardımından istifade etmek, d- İddia şahitlerini sorguya çekmek, veya çektirmek, müdafaa şahitlerinin de iddia şahitleriyle aynı şartlar altında davet edilmesini ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek, e- Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından meccanen faydalanmak," şeklindeki düzenlemeye aykırı olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesi uyarınca "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarda kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır." düzenlemesi birlikte değerlendirildiğinde AİHS iç hukukumuzun uyulması zorunlu bir parçası olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanun yararına bozma konusu olacağı anlaşılmakla, Sanığın üzerine atılı mühür bozma eylemine ilişkin suç tarihinin 18/05/2005 olduğu cihetle, suç tarihinde yürürlükte bulunan kanunda öngörülen cezasının nev'i ve süresine göre, yargılama konusu suçun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık dava zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, buna göre suç tarihi ile zamanaşımını ilk kesici işlem olan iddianamenin düzenlendiği 27/03/2012 tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, aynı zamanda kararın verildiği 31/12/2012 tarihi itibari ile de aynı Kanun'un 104/2. maddesinde düzenlenen 7,5 yıllık dava zamanaşımı süresinin de dolduğu gözetilerek davanın ortadan kaldırılması yerine yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü: İncelenen dosya içeriğine göre; 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin 5. fıkrasında “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder” şeklindeki düzenleme nedeniyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.04.2009 gün ve 2009/64 Esas, 2009/83 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere; hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar, ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü yasa yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan hükümdeki hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yasa yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu itibarla; açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün, hükmün açıklanması, düşme kararı verilmesi veya yeni bir mahkumiyet hükmünün tesisinden sonra temyiz incelemesine konu olabilmesi, temyiz yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde ise, koşulları bulunduğu taktirde kanun yararına bozma yasa yolu ile incelenebilme olanağının mevcut oluşu ve ancak bu aşamada hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkların denetlenebilecek olması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği hallerde açıklanmayan hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yasa yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmadığı cihetle, Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.12.2012 gün ve 2012/267 Esas, 2012/1244 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararında var olduğu ileri sürülen hukuka aykırılık iddiasıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağı, başvurabilecek yasa yolu usule uygun biçimde gösterilen ve sanık müdafiinin yüzüne karşı tefhim olunan Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.12.2012 gün ve 2012/267 Esas, 2012/1244 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararına yönelik sanık müdafiinin süresinden sonra 14.05.2013 tarihli dilekçeyle vaki itirazını süre yönünden reddeden Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.06.2013 gün ve 2013/846 Değişik İş sayılı kararında bir isabetsizlik bulunmadığı cihetle, kanun yararına bozma isteminin CMK'nun 309. maddesi uyarın REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 04.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.