Başvuru, kamulaştırma bedelinin tespiti davasında hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ile bu davanın dört aydan uzun sürmesi nedeniyle dördüncü aydan sonraki döneme ilişkin olarak hükmedilen yasal faizin ödenmemesi; yasal faiz için karar tarihinden itibaren hesaplanan gecikme faizinin tahsiline yönelik takip talebinin reddedilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kamulaştırma bedelinin tespiti davasında hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ile bu davanın dört aydan uzun sürmesi nedeniyle dördüncü aydan sonraki döneme ilişkin olarak hükmedilen yasal faizin ödenmemesi; yasal faiz için karar tarihinden itibaren hesaplanan gecikme faizinin tahsiline yönelik takip talebinin reddedilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunululmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1969 doğumlu olup Trabzon ili Yorma ilçesinde ikamet etmektedir. A. Kamulaştırma Süreci Başvurucunun hissedarı bulunduğu Trabzon ili Çaykara ilçesi Derelik Mahallesinde kâin 267 ada 1 parsel numaralı taşınmazın 1974,34 m²lik kısmı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK) (idare) baraj yapılması amacıyla acele kamulaştırma yoluyla kamulaştırılmıştır. Acele el koyma safhasında başvurucu ve diğer maliklere 871,76 TL ödeme yapılmıştır. İdare tarafından 22/3/2012 tarihinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında Mahkeme, bilirkişiler eşliğinde kamulaştırma konusu taşınmaz mahallinde keşif yapmıştır. Bilirkişiler tarafından el koyma safhasında ödenen 871,76 TL'nin mahsubundan sonra taşınmazın kamulaştırılan kısmının değeri 969,84 TL olarak tespit edilmiştir. Yargılama sırasında bilirkişi tarafından belirlenen taşınmaz bedelinden acele kamulaştırma esnasında ödenen tutar düşüldükten sonra geriye kalan 969,84 TL kamulaştırma bedeli başvurucunun da aralarında buluduğu davacılara hesaben ödenmiştir. Mahkeme, 27/12/2013 tarihli kararında ayrıca davanın dört aylık süre içinde karara bağlanamaması nedeniyle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun maddesi uyarınca dördüncü ayın bitiminden (23/7/2012) kararın verildiği tarihe kadar bu tutara yasal faiz işletilmesine hükmetmiştir. Kararda, idare aleyhine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine de hükmedilmiştir. B. Faize İlişkin Olarak Başlatılan İcra Süreci Başvurucu ve diğer malikler, 14/5/2014 tarihinde Trabzon İcra Dairesinde (İcra Dairesi) ilamlı icra takibi başlatmıştır. Takip talebinde, 23/7/2012 ila 27/12/2013 tarihi arasındaki dönem için hesaplanan 144,40 TL yasal faizin yanı sıra, kararın verildiği tarihten sonraki dönem için bu tutar üzerinden hesaplanan 944,47 TL gecikme faizinin de ödenmesi talep edilmiştir. Başvurucu ve diğer malikler ayrıca, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminde bulunmuştur. İcra Dairesi, 144,40 TL yasal faize işletilen 944,47 TL gecikme faizinin tahsili talebini reddetmiş ve bunu 15/5/2014 tarihli kararla takip talebinde bulunanlara bildirmiştir. Anılan kararda 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un maddesi ile 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesinin son fıkrası ve Yargıtay içtihatları uyarınca faiz alacağına faiz işletilmesinin yasak olduğu gerekçesine dayanılmıştır. İcra Dairesince başvurucuya tebliğ edilen 15/5/2014 tarihli icra emrinde de 944,47 TL gecikme faizi alacağına yer verilmemiştir. Başvurucu ve diğer malikler tarafından 16/5/2014 tarihinde Trabzon İcra Hukuk Mahkemesinde (İcra Hukuk Mahkemesi) İcra Dairesinin değinilen kararına karşı şikâyet başvurusunda bulunulmuştur. İcra Hukuk Mahkemesi, 3/6/2014 tarihli kararla faiz alacağına faiz işlemeyeceği gerekçesiyle şikâyetin reddine kesin olarak karar vermiştir. Bu karar 25/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 7/8/2014 tarihinde bireysel başvruda bulunmuştur. Bireysel Başvuruda Bulunulmasından Sonraki Gelişmeler Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan araştırmada, icra emrinde yer alan yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ile bunlar için işletilen gecikme faizi ve Mahkeme kararında hükmedilen yasal faiz için 2/3/2016 tarihinde 446,58 TL'nin, 23/6/2016 tarihinde ise 51,36 TL'nin davacılar vekilinin hesabına yatırılmak suretiyle ödendiği görülmüştür. A. Ulusal Hukuk 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine … bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.…Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar… Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./ md) Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.…” 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;a) Cins ve nevini,b) Yüzölçümünü,c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,d)Varsa vergi beyanını,e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini,g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,h) Yapılarda, (…)(2) resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler.Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz.…. ”B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’de kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelin değerinde aşınma olması ile arada geçen sürede bedele faiz ödenerek durumun telafi edilmemesi veya ödenen faizin enflasyonun oldukça altında olması sonucu tespit edilen bedelin değerini koruyucu nitelikte olmaması nedenleriyle birçok davada başvuranların üzerinde meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek orantısız ve aşırı bir yük bindiği ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Aka/Türkiye, B. No: 19639/92, 23/9/1998, §§ 48-50; Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, §§ 28-31; Yetiş/Türkiye, B. No: 40349/05, 6/7/2010, §§ 57-60). AİHM, istikrarlı olarak kamu makamlarınca yapılacak ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. AİHM'in çeşitli kararlarında, makul olmayan bir gecikme gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri, B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas itibarıyla kamu makamlarının, geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin, borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29). Devlet tarafından ödenecek bir bedelin enflasyon karşısındaki değer kayıplarında AİHM, ikili bir ayrıma gitmektedir. Mahkemelerce belirlenmiş bir para alacağının ödenmemesi hâlinde daha katı bir tutum sergileyerek %5'e kadar değer kayıplarını hesaplama faktörlerindeki değişkenlerle ilgili kabul etmektedir (Arabacı/Türkiye (k.k.), B. No: 65714/01, 7/3/2002; Dökmeci/Türkiye, B. No: 74155/14, 6/12/2016, § 56). Çünkü burada ödemelerin geç yapılması, mahkeme kararlarının icra edilmesi ile ilgili bir sorundur. Mahkemelerde geçen yargılama süresindeki enflasyon nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybı yönünden ise meydana gelen farkın tazminatın belirlenmesi yönteminden kaynaklandığı ve bu konuda kamusal makamların belirli bir takdir yetkisinin olduğu da gözetilerek bu farkın başvurucular açısından aşırı bir yük getirip getirmediği incelenerek karar verilmektedir (Aka/Türkiye, §§ 41-51; Güleç ve Armut/Türkiye (k.k.), B. No: 25969/09, 16/11/2010). AİHM'in Eko-Elda Avee/Yunanistan kararında (B. No: 10162/02, 09/03/2006), haksız olarak tahsil edilen verginin beş yıl beş ay sonra faizsiz olarak iade edilmesinin, belli bir meblağdan yararlanma hakkı uzun süre engellenen başvurucunun mali durumunda önemli bir zarara yol açması nedeniyle ölçülü görülmemiş ve mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Eko-EldaAvee/Yunanistan, §§ 23-31). Yine benzer şekilde Sefine Baş/Türkiye kararında da (B. No: 49548/99, 24/06/2008) tazminatın faiz ödemesine bağlı değer kaybına ilişkin şikâyetler incelenmiştir. Başvuruya konu olayda idare mahkemesince başvurucunun 15/9/2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere dul aylığına hak kazandığı kabul edilmiştir. AİHM öncelikle, idare mahkemesinin kararının talep edilebilir bir “alacak” oluşturduğu ve bu nedenle başvurucunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 1 No.lu ek Protokol'ün maddesi anlamında mülkiyet oluşturan bir hakkının mevcut olduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıca bu hakkın, başvurucuya emekli sandığına başvurduğu tarihten itibaren geçerli olacak şekilde geriye dönük olarak tanındığını vurgulamıştır. Bununla birlikte AİHM, başvurucuya salt bu hakkın tanınmış olmasının, başvurucunun mağdur sıfatını ortadan kaldırmadığını kabul etmiştir. AİHM'e göre mağdur sıfatının ortadan kalkabilmesi için ileri sürülen ihlalin hem zamanında hem de mağdurun bu hakkı kullanamadığı süre gözönüne alınarak telafi yoluna gidilmesi gerekmektedir. Mahkeme bu çerçevede, başvurucunun banka hesabına yatırılan paranın, yargılamada geçen süre zarfında uğranılan maddi kaybın sonuçlarını gidermeye yetmediğini belirtmiştir. AİHM geçen sürenin yalnızca devlete yarar sağladığını ve ilgili dönemde Türkiye'de paranın hızla değer kaybettiğini gözönüne alarak başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Sefine Baş/Türkiye, §§ 58-64).