7. Hukuk Dairesi 2013/5436 E. , 2013/11842 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davacının 1979-2007 tarihleri arasında davalıya ait yurt içi ve yurt dışındaki iş yerlerinde çelik montaj işçisi olarak çalıştığını, sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin
**7. Hukuk Dairesi 2013/5436 E. , 2013/11842 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davacının 1979-2007 tarihleri arasında davalıya ait yurt içi ve yurt dışındaki iş yerlerinde çelik montaj işçisi olarak çalıştığını, sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı, 1997 yılı sonrası çalışmaların farklı bir tüzel kişilik olan ... Limited Şirketi'nde geçtiğini, sorumluluklarının bulunmadığını, kendi dönemine ilişkin tüm alacakların ödendiği, ibraname alındığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Anayasanın 141'inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Somut olayda; davacı ibranamelerin geçersiz olduğunu iddia etmiş, davalı ise gerek yargılama aşamasında ve gerekse temyiz aşamalarında yapılan ödemeler ve ibranamelerin dikkate alınmadığını, tasfiye edilen dönemlerin hesaba dahil edildiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Yukarıda açıklanan Anayasal ve yasal düzenlemeler karşısında verilen kararın tarafların iddia ve savunmalarını temyiz taleplerini karşılayacak şekilde verilmediği, yeterli gerekçe içermediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları net bir şekilde ortaya konulup, her bir ödeme evrakı ve diğer belgeler tek tek değerlendirilerek, tasfiye edilen dönemler bulunup bulunmadığı, davacının istifa ettiği dönemler bulunup bulunmadığı, hangi belgenin hangi sebeple, hangi deliller nedeniyle üstün tutulduğu karar gerekçesinde açıklanarak sonuca gidilmesi gerekirken gerekçesiz bir şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 24.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.